Öne Çıkanlar osmanlı engin ardıç zübeyda hanım ROTHSCHILD ailesi bandırma vapuru

yahudi baronların medyası haline geldiler

Kafadaşlar. Adamları Türkiye'de yapılacak seçim heyecanı sardı yine. Bizden fazla Ankara'ya kilitlenmiş durumdalar. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a birkaç gündür toplu hücuma geçtiler. Financial Times, Guardian, Economist'ten bahsediyorum. Başyazarlarıyla bi

yahudi baronların medyası haline  geldiler
Kafadaşlar. Adamları Türkiye'de yapılacak seçim heyecanı sardı yine. Bizden fazla Ankara'ya kilitlenmiş durumdalar. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a birkaç gündür toplu hücuma geçtiler. Financial Times, Guardian, Economist'ten bahsediyorum. Başyazarlarıyla bile füze yolluyorlar. İnanılmaz bir Türkiye ve Erdoğan saplantısı içinde boğulmak üzereler. Ve çok ilginçtir hepsi ağız birliği etmişçesine dün ortak noktada buluştular. Erdoğan'ı "ZAR" atmakla suçladılar. Geçmiş seçimlerde ne padişahlığını, ne de diktatörlüğünü bıraktılar. Hep aynı dille ve aynı yakıştırmalarla saldırdılar. Bu defa hepsi "KUMARBAZ" diye geliyor. Belli ki aynı merkezden birileri onları ineği dürter gibi dürtüyor, gitmeleri istenen istikamete yönlendiriyor. Kullandıkları dili görünce bu durum kabak gibi ortaya çıkıp sırıtıyor. Ankara'daki tablodan dolayı migren ve karın ağrısı yaşadıklarını göstere göstere ilan ediyorlar. Seçim hükümeti modeli böyle mi olurmuş, bu Türkiye'yi kaosa sürüklermiş. O kadar seviyor ve düşünüyorlar ki bizi, yeryüzünde onlar gibisi yok sanırsınız satırlarına baktığınızda. Aslında Türkiye'ye gizli BAŞKANLIK sistemi gelmişmiş, Erdoğan görevi nasıl Kemal Kılıçdaroğlu'na vermezmiş diye girip ağıtlar düzüyorlar. Hakan Mendeş adındaki bir okuyucum mesaj attı diyor ki; "Sene sanırım 2008 sonuydu. Kanada'daki iktidarda azınlık olarak muhafazakarlar duruyordu. Muhalefetteki partiler güvensizlik oyu vererek iktidarı düşürmeye karar verdiler. Kanada Başbakanı, İngiltere Kraliçesinin o dönemki ülke VALİSİ Michaëlle Jean ile konuştu. Hemen arkasından Vali MECLİSİ KAPATTI 2009 Ocak ayına kadar." Yani adamları görüyorsunuz değil mi? Bir başka kıtadaki bir başka ülkenim MECLİSİNİ KAPATTIRACAK kadar ZARLAR ATIP, her türlü KUMARBAZLIĞI yapıyorlar. Sonra utanmadan, sıkılmadan, hayasızca, alçakça bize demokrasi dersi verip, Türkiye'nin kimler tarafından nasıl yönetilmesi gerektiği hususunda Londra'daki gazetelerden TALİMATLAR yağdırıyorlar. Türkiye'yi de 100 yıldır KANADA zannediyorlar. 13 yıldır sopa yiyorlar ama kendilerine gelemiyor, gerçeği göremiyorlar. Ve bu sınırötesi kafalar ittifakla Erdoğan'ı istemiyor. Peki başka kimler istemiyor? PKK ve HDP istemiyor. CHP, MHP, Paralel, Doğan medyası, bazı yazarlarımız, çizerlerimiz, aydın geçinen karanlılar hepsi sınırötesindekilerle KAFADAŞ hale gelmiş durumda. Bakın İran'dan bir mail geldi bana... Diyor ki oradaki genç bir soydaşımız; "İran'da 30 milyondan fazla Türk yaşıyor ama nedense Türkiye bizimle ilgilenmiyor. Şu an İran Türkiye'de yaşayan Kürtleri kullanıyor ama Türkiye 30 milyon İran Türkiyle temasa geçmiyor. Buraya hiç gelmiyorsunuz, gelseniz göreceksiz ne kadar Türkiye aşki buralarda var. Tebriz'e gelin, Urmu'ya gelin Erdebil'e gelin, Zanjan'a gelin. Bunlar bizim kentlerimiz. Türkiye sadece Türkiye'de yaşayan Türkler'in deyil bütün dünya Türklerinindir ve Türkiye'ye bir saldırı olursa hepimiz Türk asgeri olmaya hazırız. Biz Türkçe'yi Türk kanalarından orendik. Selamlar olsun Tayyip Ustaya. Erdoğan büyük bir lider onun deyerini bilin lutfan." Evet oralarda bir yerlerde soydaşlarımız var, etrafımızdan başlayıp Uzakdoğu'ya, Afrika'ya kadar olan HİLAL içinde Osmanlı sevgisiyle yanan aynı inancı yaşayan milyonlar var. Oralara gitmeyi, elleri birleştirmeyi istediği için sınırötesi kafalar Erdoğan'a hemen her gün saldırıyor. Türkiye ne zaman seçim atmosferine girerse kaşıntıları nüksediyor. Ve içeride de onların KAFADAŞLARI ittifakla harekete geçip, milyonların oy verdiği bir Cumhurbaşkanı'nı hedef tahtasına koyarak dört koldan saldırıyor. Hiç düşünmüyorlar "Yahu biz Yahudi baronların medyası ile neden ve nasıl aynı çizgiye geldik" diye. Memleketin etrafı yangın yeri... Sağımız solumuz fitne ateşi ve çemberi içinde. Böyle bir ortamda birlik ve beraberliğin sağlanıp, herkesi tamamen dışarıya kilitlenip elele vermesi gerekirken bizde tam tersi oluyor. Dışarıdan gösterilen hedefe yönlendiriliyoruz. Ve hep içimizde birbirimizle boğuşuyoruz. Adamlar tam 200 yıldır bunu başarıyla uyguladılar. Göstere göstere gözümüze soktular. Ama hala birileri görmüyor. Türkiye'de maalesef bir AKIL tutulması var. Üzerine bir de KAFA tutulması eklendi! Bekir  Hazar/Takvim

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.