Yakın Tarihte İslam’ı Terketme Fikri

Ard arda gelen ve birbirinin temeli olan Selçuklu-Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin, aynı millet tarafından, İslâmi-millî öze dayanarak aynı maddî ve manevî temeller üzerine kurulduğu sanırım herkesçe malumdur. Selçuklu’da, Osmanlı’da ve Cumhuriyet’te

- Bu haber 331 kez okundu.

Yakın Tarihte İslam’ı Terketme Fikri
adsız Ard arda gelen ve birbirinin temeli olan Selçuklu-Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin, aynı millet tarafından, İslâmi-millî öze dayanarak aynı maddî ve manevî temeller üzerine kurulduğu sanırım herkesçe malumdur. Selçuklu’da, Osmanlı’da ve Cumhuriyet’te ne zaman ki bu temellerden uzaklaştıksa devlet ve milletimiz yozlaşmış, halkla devletin arası açılmış ve büyük sıkıntılar yaşanmıştır. Bu durumun sebebi, Tanzimattan beridir içine düştüğümüz kimlik, kültür ve iman  bunalımıdır. Bu dönem aydınları batı medeniyetine özenerek köklerden kopmayı marifet bilmişlerdir. Bunun sebebi, Tanzimat’tan beri içine düşürüldüğümüz kültür buhranı, bu buhranın, üç devir “Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet” aydınlarında doğurduğu inanç bunalımıdır. Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa vs. Tanzimat yöneticilerinin ve sonraki dönem yöneticilerinin birbirlerine kimi benzeyen, kimi birbirine zıt düşen fikir ve icraatlarında onların islam’dan  millî varlıktan ve demokrasiden kaçtıkları görülür. Bu, dinden ve millî kültürden kaçış Cumhuriyet aydınlarında da sonuna kadar görülür. Aşağıda okuyacağınız şu anekdot dahi bize milli mücadeleyi kazandıran “İslamî öz”e karşı ne ölçüde husumet ve gaflet içinde olduklarını ispatlamaktadır; 13-16 Kasım 1970 tarihli Yeni İstanbul gazetesindeki neşredilen Kâzım Karabekir Paşa diyor ki; “18 Temmuz 1923’te Ankara İstasyonundaki binada Teşkilat-ı Esasiye’nin  1924’te kabul edilen Cumhuriyet tarihinin ilk Anayasası taslak görüşmelerinde Anayasada zikredilecek olan din maddesi üzerine konuşuyorduk. Ben içeriye girdiğim sırada Tevfik Rüştü Bey konuşuyordu; – “Ben kanaatimi millet kürsüsünden de haykırırım. Kimseden korkmam. Teşkilat-ı Esasiyemizde dinimiz apaçık yazılmalıdır.” diyordu. Bu sözleri duyunca şaşırdım ve söz aldım ve dedim ki: – Teşkilat-ı Esasiye’de dinimizin İslam olduğu apaçık yazıldır. Rüştü Bey hangi kanaati haykıracaksın? Hangi dini yazdıracaksın? Hıristiyanlığı mı? Soyadı Kanunu’ndan sonra Bozkurt lakabını alacak olan meşhur Türkçü Millî Eğitim Bakanı Mahmut Esat Beysöz aldı ve sert bir biçimde bana cevap verdi: – “Evet Hıristiyanlığı. Çünkü İslam ilerlememize engeldir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz. Ve dünyada bize kimse ehemmiyet vermez.” dedi. Fethi Bey söz alarak, bana gayet katı ve sert bir biçimde şunları söyledi: – “Evet Karabekir biz Türkler İslamlığı kabul ettiğimiz için böyle geride kaldık. Bunun için artık İslam’da kalmamamız lazım.” Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fethi Okyar ve Okyarın Kızı ile Yalovada – 13 Ağustos 1930 Ben de bu sözleri sarf edenlere karşı aynı sertlikte cevap verip islamı savunurken oturumu idare eden Mustafa Kemal Paşa sözümü kesti ve dedi ki; – “Müzakereler çok hararetlendi. Burada kesiyorum.” Bu memlekette bir vakitler ne konular hangi ehliyetsiz ağızlara konu olmuş ve ne pervasız sözler söylenmiş böyle. Başka söze hacet var mı? Muhabbetle. (Ahmet Anapalı, Eylül 2011)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.