Şapka Kanunu Uğruna Harcanan Hayatlar.

Bitlis Ahlat'ta yaşayan 88 yaşındaki zamanın tanıklarından Nadir Baysal, şapka kanunu zamanında gördükleri zulümleri ve Bediüzzaman Said Nursi ile tanışmasını anlattı. “O zamanlar çıkarılan kanunlara uymayanlar hakkında yasal işlem yapılmıyordu, direkt id

- Bu haber 701 kez okundu.

Şapka Kanunu Uğruna Harcanan Hayatlar.
Bitlis Ahlat'ta yaşayan 88 yaşındaki zamanın tanıklarından Nadir Baysal, şapka kanunu zamanında gördükleri zulümleri ve Bediüzzaman Said Nursi ile tanışmasını anlattı. “O zamanlar çıkarılan kanunlara uymayanlar hakkında yasal işlem yapılmıyordu, direkt idam ediliyorlardı” diyen Baysal, kanuna karşı gelenlerin köyünün yakıldığını, sürgün edildiğini söyledi. O dönemde Bediüzzaman da asılsız suçlamalar bir yana, şapka takmadığı için suçlanmıştı. Şapka takmadıkları için idam edildiler Zorla sürgün edilen ve sonrasında Kastamonuya göç etmek zorunda kalan Baysal, o dönemde yapılan zulmü ve sürgün esnasında aç, susuz ve perişan halde neler çektiklerini şu ifadelerle anlatıyor: "Bir şapka uğruna sayısızca insan sürgüne gönderildi, binlerce insan zulme uğradı. Onlarca köy yakıldı. O dönemler acı, gözyaşı ve zulüm ile doludur. O gün yapılan zulüm ve dayatmalara Allah da şahittir. İnanıyorum ki o günün tarihi o zulme uğrayanlara Mahkeme-i Kübra’da şahitlik yapacaktır. Bizler de 8 yıl boyunca bu kanuna karşı mücadele ettik. Şapka takmadık. Bundan dolayı o zamanın rejimi ve güçleri şapka kanununa uymayan köyleri basarak zulüm ediyor ve insanlara zarar veriyorlardı. Gündüzleri köye gelen askerlerden kaçarak dağlara çıkıyorduk. 8 yıl boyunca bu zulüm devam etti. Aç, susuz ve perişan bir halde yollara koyulduk. Fakat bu yolculuk esnasında hayatımız tehlike altındaydı. Korkuyorduk; çünkü o gün şapka kanununa uymadığımız için en büyük sucu işlemiş ve düşman muamelesine tabi tutulmuştuk. Bu uzun ve yorucu yolculuğun sonunda Kastamonu`ya gittik. O dönemde Kastamonu`da küçük bir çay kahvesini işleten Vanlı çaycı Emin vardı. Onun yanında işçi olarak çalıştım." Herkes şapka takmak zorunda bırakıldı Sırf şapka takmadıkları için hunharca idam edildiklerini söyleyen Bysal, şapka takmaya hevesli insanlar için bu durum çok kolaydı ama biz kabul edemezdik ve bedeli idam olmamalıydı diyor: "Bu kanunla Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkes mecburi olarak bu gavur usulü şapka denen melaneti takmak zorunda bırakıldı. Bu şapkayı takmak kendini Avrupalılara benzetmeye çalışan kesimler için kolay oldu. Ve hemen bu kanuna geçildi. Ama Avrupa`ya benzemek istemeyen, giyim ve kuşamları ile Hıristiyan alemine uymayan duyarlı kesimler bu kanuna karşı gelerek şapkayı takmamaya çalıştılar." Bediüzzaman ile tanışması Baysal, daha sonra Kastamonu'da Bediüzzaman ile nasıl tanıştığını anlatıyor: "16 yaşındaydım, Çaycı Emin, Bitlisli olduğumu öğrenince beni Üstad Bediuzzaman Said Nursi’nin yanına götürdü. O zaman henüz 16 yaşlarındaydım… Üstadın bulunduğu yerin hemen karşısında karakol vardı ve Üstad ile görüşmek yasaktı. Biz de evin arka kısmından dönerek Üstad ile görüşüyorduk. Gelen misafirleri Üstad’a götürüyorduk. Henüz oraya yeni gittiğim ve benden şüphelenmedikleri için Üstad’ın mektuplarını alıp postaneye götürüyordum. Bunu gizli yapıyordum. Postanedeki adam çok iyi bir insandı. Mektupları götürünce hemen alır, sen git derdi. Fark edilmemi istemezdi. Kastamonu’da 4 yıl boyunca bu böyle devam etti. Daha sonra Üstad, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından idam edilmesi için Denizli’ye gönderildi. Bizde 1950 tarihinde tekrar yurdumuza döndük. Kastamonu’dan dönerken Mutki’ye yerleşmedik, Ahlat’ın Saka (Veştonk) Köyüne yerleştik."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.