Önce Kuran'ı yasakladılar sonra mevlit okuttular

“Mevlid” ise Kur’an’ı Kerim öğretimi ve dinî faaliyetlerin yok sayıldığı Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, bir yandan toplumun dinsiz kalmamasına yardım ederken, diğer taraftan dinin yerine ikame edilmek istenmiş ve ibadi olarak değil siyasi amaçla kullanıl

- Bu haber 566 kez okundu.

Önce Kuran'ı yasakladılar sonra mevlit okuttular

“Mevlid” ise Kur’an’ı Kerim öğretimi ve dinî faaliyetlerin yok sayıldığı Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, bir yandan toplumun dinsiz kalmamasına yardım ederken, diğer taraftan dinin yerine ikame edilmek istenmiş ve ibadi olarak değil siyasi amaçla kullanılmıştı. Cumhuriyet’in ilanından sonra iktidardaki Cumhuriyet Halk Partisi ve onun temsilcileri,tepeden inmeci, seçkinci ve iradi bir tarzda halkın, gerekirse “halka rağmen” aydınlatılması ve Batılılaştırılması politikası çerçevesinde hareket etmeye başlamıştı. Eğitim sistemi, yeni metotlar ve programlarla şekillendirilirken dönemin yöneticilerince “Cumhuriyet devrimlerini koruyacak yeni nesiller yetiştirmek” fikri temel kabul edilmiş, bu düşünce çerçevesinde sistemde birliğin, laikliğin, çağdaşlığın, bilimselliğin, disiplinin ve karma eğitimin sağlanması ilkelerine doğru ilk adım, 3 Mart 1924 tarihli “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”yla atılmıştı.

1928’de gerçekleştirilen “Harf İnkılabı” ise dil ve kültür tarihimizde bir dönüm noktası olmuş, 1 Kasım 1928’de, “Türk Harflerinin Kabul Ve Tatbiki Hakkındaki Kanun” TBMM tarafından onaylanmıştı. İsmet İnönü’ye göre: “Bu inkılâpla Ortaçağ’dan çıkıp yirmi birinci yüzyıl uygar topluluğuna girme ve batı medeniyetine yönelme hedefi” gerçekleşirken, Tarihçi Bernard Lewis’e göre de: “Artık yeni yazıyı öğrenip eskisini unutmak suretiyle geçmiş unutulabilecek, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş kolaylaşacak ve yalnız yeni Latin harfli Türkçede ifade edilen fikirlere açık yeni bir kuşak yetiştirilecekti. Böylece telkin ve terbiye yoluyla halka benimsetilen devrimlerle yeni ulus-devlet, dönemin siyasilerinin ifadesiyle “kaynaşmış kütle” elde edilecek, Osmanlı geleneğine ve dinin katı kurallarına karşı modern laik bir yaşamla “asırların, sakat din telakkileri” ile mücadele etmek mümkün olacaktı.
Resmi Gazete’deki ilgili kanun maddesi: “Eski harflerle matbu kitaplarla tedrisat icrası memnudur. (Eski harflerle basılan kitaplarla tedrisat: dersler verme, okutma, öğretme yapılması yasaktır)”
Aksiyon Dergisi’nde yayınlanan ve 1930'larda kese kağıdı yapılmış tonlarca Kur'an-ı Kerim sayfasının bir örneği
Bu çerçevede Türkiye’de din öğretimi ve uygulamalarına karşı müdahalelere başlanmış,“Arap harfleri” olduğu için atılan alfabenin yerineLatin harfleri”, “Türk Alfabesi” olarak kabul edilmişti. Kanunda yer alan “Eski harflerle matbu kitaplarla tedrisat icrası memnudur. (Eski harflerle basılan kitaplarla tedrisat: dersler verme, okutma, öğretme yapılması yasaktır) genel ifadeli bir cümle ile “Kur’an-ı Kerim” dahil Arap harfleri ile basılmış bütün kitaplar yasaklanmıştı. Türk Ceza Kanunu’nun 526 Maddesi’nin son bendine konulan:Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair 1353 sayılı kanunun koyduğu memnuiyet (yasaklara) ve mecburiyetlere muhalif hareket edenler (karşı gelenler) iki aydan altı aya kadar hapis veya bin liradan beş bin liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılır.” Cümlesiyle Arapça Kur’an-ı Kerim okumak ve öğretmek ceza gerektiren bir suç haline getirilmişti.
 Diyarbakır Silvan’da, Badıka bölgesindeki bir mağarada o dönemde saklanan onlarca Kur’an-ı Kerim, elifba ve Arap hafli mevlit metinleri 2013 Mayıs’ında gün yüzüne çıkmıştı.
İsmail Hakkı Baltacıoğlu ve “Andımız”ın yazarı Reşit Galip yürüttükleri faaliyetlerle ibadetin Türkçeleştirilmesi için teşebbüsler yapılmış ve ilk olarak “Ezan” 1932’de Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip ile Hasan Cemil Çambel’in yönetimi altında Dolmabahçe Sarayı’nda devrin meşhur dokuz hafızının katılımıyla Türkçeleştirilmişti. Aynı yıl 29 Ocak’ta Türkçe ezan, ilk kez Hafız Rıfat tarafından Fatih Camii minaresinden seslendirilmiş, ardından Türkiye’nin her tarafında okutulmasına çalışılmıştı.
 Cumhuriyet Gazetesi, 17 Haziran 1950 tarihli nüsha
Ezanın Türkçe okunması yönündeki denetimler arttırılmış, bu karara uymayan görevli ve kişiler, “yetkili mer­cilerin kamu düzenini sağlamaya yöne­lik emrine aykırılık” suçunu işlemekten dolayı cezalandırılmıştı. 1941 yılına gelindiğinde “hapis ve para cezası alınacağı” hükmüyle “Arapça ezan okumak” Türk Ceza Kanunu’na giren bir suça dönüştürülmüştü. CHP Hükümeti de, yasağın kaldırıldığı, 1950 Demokrat Parti iktidarına kadar, 18 yıl boyunca bu konuda taviz vermeden Arapça ezan okuyanlara hapis ve para cezaları verdirmiş, Arapça ezan okuyanların bir kısmını da akıl hastanelerine göndermişti.
Din eğitimi ve öğretimi de TTK heyetince hazırlanan 1931 basım tarihli “Tarih II-Ortozamanlar” ders kitabının İslam Tarihi kısmında: “Hicret: “Muhammet’te Mekke’den kalkıp Medine’ye kaçtı”, “Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba “Kur’an” denir.İslam an’anesinde(geleneğinde)bu ayetlerin Muhammed’e “Cebrail” adında bir melek vasıtası ile Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.”, “Muhammet, uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu.” Gibi cümlelerle anlatıldığı şekliyle çarpıtılırken aşamalı bir şekilde kaldırılarak, yasaklanmıştı.
 Cumhuriyet Gazetesi, 3 Temmuz 1947 tarihli nüsha
 
 Akşam Gazetesi 13 Şubat 1948 tarihli nüsha
CHP iktidarında Hacc’a gitmek de yasaklanmış ve 1948’a kadar resmen izin verilmemişti. Bu konularda verilen serbestlikler ve yasakların kaldırılmasının sebebini “Neşet Çağatay, “Türkiye’de Gerici Eylemler” adlı eserinde: CHP, gayet tabii ki bu yeni partilerin bu niyet ve temayüllerini görüyor, iktidarda kalabilmek için halkın çok hassas olduğu dini hisler konusunda kendisi de bir şeyler yapmak gerektiğini anlamış bulunuyordu. Zaten 1948’den bu yana partiler içinde İslamcı gruplar ortaya çıkmış, bunlar dini olayların ortaya çıkmaları ortamını yaratmışlardır. Üzerinde bilhassa durulan noktalar, okullarda din dersleri verilmesi ve imam-hatip okulları açılması olmuştur.CHP, bu yeni eğilim karşısında oy alabilmek için tavize başlamış bu cümleden olarak 1948 yılında hacca gideceklere döviz müsaadesi verilmiş, vizeleri yapılmıştır.” Cümleleriyle ifade etmişti. Dün, CHP’nin Mustafa Kemal Atatürk için İstanbul’da okuttuğu “Mevlid” ise Kur’an’ı Kerim öğretimi vedinî faaliyetlerin yok sayıldığı Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, bir yandan toplumun dinsiz kalmamasına yardım ederken, diğer taraftan dinin yerine ikame edilmek istenmiş ve ibadi olarak değil siyasi amaçla kullanılmıştı. Kur’an yasaklanırken, bir örf ve halk adeti olarak eskiden beri yaygın şekilde benimsenen “Mevlid”in okunması serbest bırakılmış, Musa Şimşekçakan’ın ifadesiyle: böylece insanların “bununla tatmin olup asıl sorumluluklarını unutmaları, ardından mevlidi din yerine koyup güya dine saygının örneğini oluşturmaları” sağlanmıştı.   Kaynaklar: Atatürk Araştırma Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, c.II, Ankara, 2006. Tarih II Ortazamanlar, MİV, İstanbul, 1931. Neşe G.Yeşilkaya, Halkevleri. Neşet Çağatay, Türkiye’de Gerici Eylemler, Ankara 1972. Resmi Gazete, Nr: 1030. Akşam Gazetesi, No: 10534. Cumhuriyet Gazetesi, Nr: 9288
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.