Mimar Sinan’ın çalınan kafatası nerede olabilir?

- Bu haber 1677 kez okundu.

Mimar Sinan’ın çalınan kafatası nerede olabilir?

 Ne demiştik dün?.. 1 Ağustos 1935’te Türk Tarih Tetkik Cemiyeti (Bugünkü Türk Tarih Kurumu) Asbaşkanı Prof. Afet İnan, aynı kurumun üyesi Hasan Cemil Çambel ve Antropolog Şevket Aziz Kansu, Süleymaniye’deki türbesine gidip Koca Mimar Sinan’ın mezarını açıyorlar…

Dertleri, Mimar Sinan’ın “Türk” olduğunu ispat etmektir. Varsın Sinan, yüzlerce abide eseri “bizim için” yapmış olsun, fark etmiyor. İlle de damarlarında “asil Türk kanı” dolaşması gerekiyor!

Unutmayın ki o yıllar, Osmanlı Devleti’ni kurup üç kıtaya hâkim kılan özbeöz Türklerin özbeöz torunu Sultan Vahideddin’in bile “kansız” ilan edildiği yıllardır: “Çarpsaydı damarında eğer halis Türk kanı/ Satar mıydı Vahdettin keyfi için vatanı?” türünden şiirlerin ilkokul öğrencilerine bağırtıldığı yıllar...

İşte Sinan’ın kabri o yıllarda açılıyor. Şevket Aziz Kansu, mezara giripkafatasını temizliyor.Sonra da Almanya’dan ithal edilen âletlerle Sinan’ın kafatasını ölçmek üzere evine götürüyor: Kafatasının azami genişliğini azami uzunluğuna bölüp 100’le çarparak “kafatası endeksi”ni çıkarıyor. “Dorikosefal” çıkarsa Avustralyalı, Güney Afrikalı ve Aborjinyerlilerine mensup sayılacak, “Mezosefal” çıkarsa ya Avrupalı veya Çinli sayılacak, apotomosefal çıktığı takdirde Ermeni olduğuna karar verilecek, ancak “Brakisefal” çıkması halinde Sinan, “Türk” ilan edilecektir!

Kısa süre sonra Kansu müjdeyi veriyor: “Brakisefal”! Yani Türk kafatası!

Böylece Sinan, “Türk” ilan ediliyor (merak ediyorum: Sinan’ın başka bir millete mensup olduğu anlaşılsaydı, eserleri yıkılacak mıydı?), ancak başka bir sorun vardır: Türklerle birlikte Moğollar, Kızılderililer, İsviçreliler, Bavyeralı Almanlar, Fransa’nın orta bölümünde yaşayan topluluklar, Boşnaklar, Gürcüler ve bir kısım Ermeniler de “Brakisefal” kafalıdır. Kimse bunun üstünde durmuyor.

Neyse: Hadi ölçtünüz-biçtiniz diyelim; peki niye çalıyorsunuz Kanuni’nin sermimarı Koca Sinan’ın kafatasını? Kurulması düşünülen (ama kurulmayan) Etnoğrafya Müzesi’ne konmak üzere Sinan’ın kafatası düpedüz çalınıyor! Sonrasını ise kimse bilmiyor. Hiçbir kayda ulaşılamıyor.

Başbakan Sayın Davutoğlu işte bunun müjdesini verdi: “Mimar Sinan’ın kafatasını arıyoruz!”

Bence CHP Genel Başkanı’na sorulsun, belki devraldığı evraklar arasında buna ilişkin bir kayıt vardır. Ne de olsa Sinan’ın kafatası, devr-i iktidarlarında çalındı!

Ne garip tecelli: 27 yıllık tek parti iktidarından akılda kala kala “kafatası avcılığı” kalmış! Başka ne bir eser, ne bir yatırım. Altın yıllarımız heba edildi.

Şimdi soru şu: Sinan’ın kafatası nerede olabilir?

“Şevket Aziz Kansu’nun kafatası koleksiyonu arasında olabilir” diyenler de var, “kayboldu” diyenler de…

Hatta “Mason localarında aransın” diyenler dahi var… Meselâ, araştırmacı-yazar Mustafa Yılmaz böyle vahim bir iddiada bulunuyor:

“Masonik inanışta kafatası önemli bir ritüeldir. Bir mason adayı masonluğa kabul edilmeden önce içinde gerçek bir kafatasının olduğu karanlık bir odaya alınır. Buraya ‘tefekkür odası’ adı verilir. Burada bir gece geçirdikten sonra masonluğa adım atar. 1935 yılında Mimar Sinan’ın mezarını açıp kafatasını alan 3 kişiden 2’si, Hasan Cemil Çambel ile Şevket Aziz Kansu üst düzey masondu. Bunlar kafatasını alıp inceledikten sonra kafatası sır oldu. 1950’de mezarı açılınca kafatasının yerinde olmadığı anlaşıldı. Peki nerede? Ben yaptığım uzun araştırmaların ardından bu kafatasının alınıp Mason Locaları’na konulduğunu ve onun hâlâ burada muhafaza edildiği sonucuna ulaştım. Bunu da kitabımda yazdım. Şu ana kadar herhangi bir yalanlama da gelmedi. Bence bu Mason Locaları’ndadır. Kaldı ki, Türkiye masonları uzun yıllar Mimar Sinan adında dergi çıkardı. Mimar Sinan adında vakıfları var. Bu isim onlar için önemlidir.”

İşin başka bir cephesine de bakalım isterseniz…

Ankara’nın kafatası avına çıktığı dönemde, millet bir dilim ekmeğe ve bir metre beze muhtaçtır. Ölüsüne kefen bezi alamamakta, herhangi temiz bir beze sarılıp defnedilmesinin mümkün olup olmadığı Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorulmaktadır.

Millet ekmek derdindeyken, milleti yönetenler kafatası ölçme derdine düşüyor!

O günün dünyasında aynı dertle dertlenen iki “lider” daha var: Mussolini ve Hitler… Faşist liderler, “arı ırk”, “üstün ırk” peşinde ha bire kafatası ölçüyorlar.

Yavuz Bahadıroğlu/Yeni Akit.16 Nisan-2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ismail emre 2 yıl önce

hepimizin bildiği üzere müslüman türkler için önemli olan bir değer kaybolursa bu demektir ki islam ve osmanlı düşmanı kişilerin eline geçmiş demektir bu mantıksal olarak hep böyle olmuştur bir koleksiyoncu alıp o kafatasına bakarak uğruna mücade verdiğin muhteşem eserler yaptığın müslüman türkler senin kemiklerine bile sahip çıkmadılar demiştir demelidir diyecektir..!