CHP'nin dünü- bugünü

  Bugün Genel Merkezinde mescit açan CHP, dün denebilecek kadar yakın geçmişinde bazı camileri satıyor, bazılarını kereste deposu, parti merkezi, banka ardiyesi olarak kiralıyor… “Ezan-ı Muhammedi”yi kaldırıyor, gizli gizli okumaya kalkışanları ise

- Bu haber 632 kez okundu.

CHP'nin dünü- bugünü
  Bugün Genel Merkezinde mescit açan CHP, dün denebilecek kadar yakın geçmişinde bazı camileri satıyor, bazılarını kereste deposu, parti merkezi, banka ardiyesi olarak kiralıyor… “Ezan-ı Muhammedi”yi kaldırıyor, gizli gizli okumaya kalkışanları ise tespit ettirip acımasızca cezalandırıyor… Bunlar bir tarafa, bazı CHP’li edebiyatçılar yeni tür “minare” ile yeni tür “ezan” icat edecek kadar işi ileri götürüyor. Yaşar Nabi’nin aşağıdaki “şiir”i bu türdendir: “Motorların şarkısı olsun yeni bestemiz, Yeni din ezanları, minareler yerine… Bulutlara püsküren bacalarda okunsun!” İslâm’la yürek bağlarını kesin kes koparmış nesiller yetiştirmek için, ders kitapları, İslâm inancına aykırı hurafelerle dolduruluyor. Ders kitaplarında Kur’an başta olmak üzere, tüm kutsallarımız yerle bir edilmek isteniyor. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin (adı sonradan Türk Tarih Kurumu oldu) “uzman”larına yazdırılıp Maarif Vekilliği Neşriyat Müdürlüğü’nün 83-5878 sayılı ve 19.7.1941 (ilk baskı tarihi 1932) tarihli emriyle basılmış “Lise II” isimli ders kitabının “Kur’an Nedir?” başlıklı bölümüne bakarsanız, söylediklerimin kesin delilini bulabilirsiniz. “Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’ân denir... İslâm ananesinde bu âyetlerin Muhammed’e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yâni ilham edildiği kabul olunur.” Görüldüğü gibi bu ifadelerle Kur’an’ın “Allah kelamı” olduğu inkâr ediliyor. Net bir biçimde“vahiy” inkâr ediliyor. Yani İslâm’ın temeli tahrip ediliyor. Ayrıca aynı kitapta ne Peygamber Efendimiz, ne ashab hakkında hiçbir hürmet ifâdesine yer verilmiyor. Hatta 93. sayfada, “Ezvac-ı Tahirat”tan (Efendimiz’in pâk zevcelerinden)“Muhammed ile karıları” ifadesine yer veriliyor. Zaten dönemin Tokat Milletvekili Refik Ahmed, yarı resmi UyanışDergisi’ndeki makalesinde,“Allah’ı da sultanla birlikte tahtından indirdik, bizim mabetlerimiz fabrikalardır” diyor. Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Aykut ise, “İlkelerimiz... Yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensipleri ekonomik temeller üzerine kuran bir dindir” diyerek, yeni bir “inanç sistemi” icat etmekte beis görmüyor. Zaten Samsun Milletvekili Ruşeni (Barkın) Bey, taa 1926’da “yeni din”in adını koymuştur:“Yeni din”in adı, “Milliyetçilik”tir… “Din Yok, Milliyet Var” başlıklı yazısında şöyle diyor: “Bizim kutsal kitabımız, bilgiyi esirgeyen, varlığı taşıyan, mutluluğu kucaklayan, Türklüğü yükselten ve bütün Türkleri birleştiren milliyetçiliğimizdir… “O halde felsefemizde din kelimesinin tam karşılığı ulusalcılıktır. Hangi ulus ölürken Azrail’i tepelemiştir? Dünyada Türk olmak kadar onur mu var? Ve Türk olmak kadar ‘din’ mi var?” Sonrasında “Türk’ün Yeni Amentüsü” ve “Atatürk’e esselat” çeken “Atatürk Mevlidi” bile yazılıyor (Behçet Kelam tarafından). Aynı yıllarda Türkiye’de insanlar açtır, doktorsuzdur, ilâçsızdır; önlenemeyen salgın hastalıklarla pençeleşmektedir… Çocuklar ya doğum sırasında, ya da kızıl, kızamık, boğmaca gibi bulaşıcı hastalıkların pençesinde ölüyor… Türkiye’nin yeterli öğretmeni, okulu, hastanesi, yolu, suyu, fabrikası, barajı, elektriği, havaalanı yoktur… Gençlere “din eğitimi” verecek imam-hatipleri, Kur’an kursları, İlahiyat Fakülteleri kapalıdır… Ülke bu halde iken, Keriman Halis, “Dünya Güzellik Yarışması”nasokuluyor ve aynı yolda devam etmemizi isteyenler tarafından “Dünya Güzellik Kraliçesi” seçiliyor. Bu yarışmanın Türkiye bölümünü, CHP’nin yarı resmi organı Cumhuriyet Gazetesi organize ediyor. Ve yıl 2014’ün Kasım’ı: CHP Genel Merkezi’nde mescit açılıyor. Bravo Sayın Erdoğan’a! Türkiye’yi değiştirirken, CHP’yi de değiştirmiş! İnanırım, eğer CHP halkın karşısına çıkar ve geçmişine ilişkin olarak, “Ey halkım, sizin nineleriniz, dedeleriniz açlıktan ölürken biz ezanla, takvimle, selamla, alfabeyle, kılık kıyafetle, güzellik kraliçesi seçmekle, kısacası ideolojik tercihlerimizi dayatmakla o kadar meşguldük ki, size hizmet edemedik, bunun için özür diliyor ve yeni bir parti kimliği ile karşınıza çıkıyoruz” diyebilirse… Yoksa “politikanın cilveleri” der, güler geçerim! yavuz bahadıroğlu
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.