Buyurun “Şeref Kitabı”na!

- Bu haber 1387 kez okundu.

Buyurun “Şeref Kitabı”na!

 Bundan önce yayınlanan yazımda cumhuriyetin onuncu yıldönümü münasebetiyle yayınlanan bir “devlet kitabı”ndan utana-sıkıla alıntılar yapmıştım...

Bugün cumhuriyetin on beşinci yıldönümü münasebetiyle devlet partisinin (CHP) “Şeref Kitabı” adıyla yayınladığı başka bir kitaptan yine utana-sıkıla bazı alıntılar sunacağım...

“Nereden nereye geldik?” sorusunun cevabını artık siz verirsiniz.

¥

Cumhuriyetin on beşinci yıldönümü münasebetiyle, Milli Eğitim Bakanlığı, okullar arasında bir yarışma düzenliyor.

Konu: “Atatürk ve Cumhuriyet”...

Gelen binlerce cevap arasından seçilen şiir ve nesirler, CHP Basın Bürosu tarafından “CHP’lilerin Şeref Kitabı” adıyla yayınlanıyor ve CHP Denizli İl Gençlik Kolu Başkanı Attilâ Sezener imzasıyla yayınlanıyor (İstiklâl Matbaası, İzmir).

Cumhuriyet eğitiminin nasıl insan yetiştirmek istediğini anlamak açısından bu kitap çarpıcı bir örnektir. En iyisi kitaptan birkaç yazı ile birkaç şiir aktarayım...

¥

“Ben Atatürk’ün çocuğu, yurdun ve ulusun kuluyum. Ata’nın bana emanet ettiği cumhuriyeti canımdan çok sevmeye; onu korumak için icabında canımı vermeye söz veriyorum.” (Osman Özyurt, Yalvaç/ Alemdar Okulu)...

¥

“Geleceği düşünüyorum: Gözümün önüne zenginleşe-cek güzel yurdum geliyor. Cennet gibi ovalar, şen, mesut yuvalar, parlak mavi göğünü fabrika dumanlarından bu-lutlar kaplamış şehirler geliyor.” (Behire, Ankara Ticaret Lisesi)...

Merak ettim: “Parlak mavi göğünü fabrika dumanlarından bu-lutlar kaplamış” olan Ankara’nın ve diğer şehirlerimizin havasının solunamaz olduğunu, bu zilletten ülkeyi doğalgazı getirenler kurtardığını, bu kurtuluşta CHP’nin hiçbir emeğinin olmadığını gördü mü? Gördüyse ne düşündü?

¥

“Ey Türk’ün yaratıcısı, Cumhuriyetin yapıcısı, kurucu ve koruyucusu! Sana yan bakacak bir göz, uzanacak bir el şunu bilsin ki : On yedi milyon Türk’ün süngüsü o gözleri keskinliklerile değil, parlaklıklarile bakamaz eder, kör eder... Türk yurduna, Cumhuriyetine yine yan gözle bakmak cesaretini eğer kendinde bulan var da denemeye kalkacaksa, şunu iyi bilsin ki: On yedi milyon aslan her biri yüz köpek, tilki boğmadan ölmez... can vermez... Ey Büyük Ata! Ey Tanrının oğlu (sümme hâşâ)! On yedi milyon yetiştirdiğin, yokken varettiğin Türk gençliği senin ve yurdum için her vakit isteyerek canını vermiye hazırdır. Hepsi senin gittiğin yoldan gitmeye, hepsi uğruna can vermeğe and içmiştir” (Kâzım Ökmen, Savur İlkokulu)...

¥

Bir de “Heykelin Karşısında” başlıklı şiirimtırak bir şey sunayım...

‘’Ufukta sonsuzluğu çizen kudretli bir el,

“Göklere yükseliyor ilâh gibi bir heykel,

“Bu varlığın önünde bir dakika dize gel,

“Bu taş daha kutsîdir o kâbenin taşından..’’

¥

‘’Selânikten yüceldi ilâhların bir eşi;

Doğuşuyla kararttı gökte sanki güneşi.’’ (Leman Çiçekdağı, Kırşehir Ortaokulu).

Hepsi ve daha fazlası “CHP’nin Şeref Kitabı”nda var.

¥

Efendim, “Terörist” mi dediniz? “Ne ekerseniz onu biçersiniz” sözünü hatırlatmakla yetineyim.

Son sözüm şu: Cumhuriyet kutsallaştırıldı, kurucusu ilahlaştırıldı, bu yüzden Türkiye bir türlü vesayetten kurtulamadı, bir türlü sivilleşemedi ve demokratikleşemedi.

Demokratik sivil bir anayasa dahi yapamaması bundandır.

Yavuz Bahadıroğlu/Yeni Akit-1 Nisan 2016



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.