Türkiye’ye musallat olan terör örgütlerinin tarihi-4

- Bu haber 551 kez okundu.

Türkiye’ye musallat olan terör örgütlerinin tarihi-4

 Tarih, 15 Temmuz 1890...

Günlerden, Pazar...

Hınçak Cemiyeti mensubu bir grup Ermeni terörist, o gün Kumkapı Ermeni Kilisesi’ne gidiyor...

Niyetleri âyine filan katılmak değil, terör estirmek...

Âyinin tam ortasında büyük bir gürültüyle slogan atmaya başlıyorlar (tıpkı şimdilerde PKK militanlarının camilere girip slogan atması ve bildiri dağıtması gibi)...

Ortalık bir anda karışıyor...

Âyin kesiliyor...

Terörist gençlerinden biri “Ermeni hakları” hakkında bir bildiri okumaya başlıyor. İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ni ve Osmanlı yönetimi altındaki Ermeni Ulusal Meclisi’ni, Ermeni sorununa kayıtsız kaldıkları gerekçesiyle eleştiriyor.

Bu olayın elebaşısı Ermeni Patrikhanesi’ndeki Osmanlı armasını parçalıyor, Patrik, tartaklanıyor. Yetmezmiş gibi Yıldız Sarayı’na yapılan yürüyüşe katılmaya zorlanıyor. Yürüyüşün asıl amacı Avrupa’ya mesaj vermek, Osmanlı’nın güçsüz olduğunu dünyaya göstermek, bahanesi ise Sarayın dikkatini “Ermeni meselesi” üzerine çekip Ermenilerin yoğun yaşadığı bölgelerde gerekli reformların yapılmasını sağlamaktır.

Güya Ermenileri Kürt ve Çerkes gruplara karşı güvence altına alan Berlin Antlaşması’nın 61’inci maddesini bir an önce uygulamaya koyması için Padişah zorlanacaktır.

Fakat hedeflerine ulaşamıyorlar. Güvenlik güçleri tarafından kuşatılıyorlar.

Ermeni teröristler güvenlik güçlerine saldırıyor. Silahlar patlıyor. Çıkan çatışmada pek çok zabit ve gösterici ölüyor.

Bu olay tarihe “Kumkapı Nümayişi” olarak geçiyor.

Yıllar irili-ufaklı “Ermeni patırtıları” arasında geçiyor. Nihayet 1894 Ağustosunda Diyarbakır Vilayeti’nin Sasun kazasında meşhur “Sasun İsyanı” patlıyor...

İşin başında, Hınçak Cerniyeti üyelerinden ve kumkapı olayının faillerinden Saimbeylili Haçin Hamparsum Boyacıyan vardır. Tahrik ederek ayaklandırdığı bir grup Ermeni’yi Müslüman halka saldırtıyor.

İsyan bastırılıylor. Boyacıyan ise Atina’ya kaçıyor.

Sonradan tekrar Türkiye’ye dönecek ve kargaşa çıkarma yolunda tahriklerine devam edecek, bu tahrikler sonucu “Zeytun İsyanı” patlayacaktır.

Bu isyan Türk tarihinin en kanlı isyanlarından biridir. Bir tahkikat için 10 Ekim 1895’te Zeytun’un Alabaş Köyü’ne giden iki jandarma, Ermeni çeteler tarafından yakalanıp ağaca bağlanarak ağaçla birlikte yakılmaları üzerine patlıyor.

Müdahale etmek isteyen Türkler katlediliyor. Ardından çevre köylere saldırılıyor. Üzerlerine gönderilen askeri birlik isyanı bastırıyor, ama büyük kayıp veriyor. 13 bini asker olmak üzere 20 bin civarında Türk katlediliyor (Aghasi Günlüğü)...

İsyanın elebaşları yakalanıyor, ne var ki anında dış tepki başlıyor. Rusya, İtalya, Fransız ve İngiliz konsolosları devreye giriyor. “Elebaşı” olarak yakalananların “masum” oldukları iddia ediliyor. Osmanlı hükümeti bu devletlerle çatışacak durumda değildir; mecburen istediklerini yapıyor ve failleri yargılayamadan serbest bırakıyor.

Olaylar devam ediyor. 26 Ağustos 1896’da İstanbul’da Osmanlı Bankası teröristler tarafından işgal ediliyor. Bomba atılıyor. Memurlardan bazıları ölürken, bazıları yaralanıyor. Baskıncılardan da üçü ölüyor, altısı yaralanıyor. Sağ-sağlam kalanlar eylemi sürdürüyorlar. Fakat hiçbir ceza verilemiyor. Çünkü devreye yine Rus Sefareti girmiş, “savaş” tehditleri savurmuştur. Teröristler bir Fransız gemisi ile Marsilya’ya gidiyorlar.

Artık bu kadarına İstanbul’un Müslüman halkı dayanamayıp sokaklara dökülüyor. Müslümanlarla Ermeniler karşı karşıya geliyor. Kargaşa günlerce sürüyor. Kanlı olaylar yaşanıyor.

Yavuz Bahadıroğlu/Yeni Akit -25 Mart-2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.