Türkiye’ye musallat olan terör örgütlerinin tarihi-2

- Bu haber 426 kez okundu.

Türkiye’ye musallat olan  terör örgütlerinin tarihi-2

 Osmanlı yönetiminden genellikle memnun olan Ermeniler, zaman içinde yabancı devletlerin kışkırtmalarıyla “milliyetçilik” davası gütmeye başladılar.

1885’ten sonrasında üç Ermeni İhtilal Örgütü kuruldu: Mıgırdıç Portakalyan önderliğinde kurulan Armenakan Partisi bunlardan biridir. Mıgırdiç Terlemezyan (Avetisyan), Grigor Ter­lemezyan, Ruben Şatavaryan, Grigor Adian, Grigor Acemyan, M.Bartutciyan, Gevord Hancıyan, Grigor Beozikyan ve Garegin Manukyan gibi isimler Kurucular Kurulu’nda yer almıştır.

Mıgırdıç Portakalyan, Mikael Portakalyan’ın oğludur. Mikael, Osmanlı Devleti tarafından Paris’e eğitime gönderilmiş, okul sonrası 1858’de Bab-ı Ali Tercüme Odası’na girmiş, 1886’da Maliye Nezareti danışmanı, akabinde de Ziraat Bankası müdürü olmuş üst düzey bir Osmanlı yöneticisidir.

Zaten Ermenilerin çoğu devlet tarafından el üstünde tutulmuştur. Hatta Ermenilere “Millet-i Sadıka” (sadık millet) denmiş, Türklerden ayırt edilmemiştir.

Mıgırdıç buna rağmen baş kaldırmış, çocuk denebilecek bir yaşta siyasi faaliyetlere katılmış, “bölücü” faaliyetlere girişmiştir.

“Kan dökmeden özgürlük kazanılamaz” görüşü, kurduğu partinin gizli sloganıydı.

Mıgırdıç Portakalyan aslında öğretmendi. Bir ara Van’da okul bile açtı (1878), ancak “bölücü” fikirleri yüzünden Marsilya’ya sürüldü.

Sürgünde boş durmadı. Marsilya’da “Armenia Gazetesi”ni çıkardı, öğrencilerinden dokuzu da Armenaka Partisi’ni kurmuşlardır. Hem gazetesini, hem de Osmanlı Devleti aleyhine iftiralar içeren broşürleri Maraş üzerinden ülkeye sokuyor, gönüllü takipçileri tarafından bunlar ev ev dağıtılıyordu.

Temel gayesi bağımsız bir Ermeni Devleti kurulmasıydı.

Yurtdışında yaptığı görüşmeler sayesinde kendini Avrupa’ya tanıttı. Hatırı sayılır yardımlar aldı. “Ermeni Yurttaşlar Birliği” isimli gizli bir dernek kurdu. Yabancı devletlerin dikkatini “Ermeni meselesi” üzerine çekti.

Öte yandan Armenakan Partisi de faaliyetlerine devam ediyordu. Kitlesel bir isyan hazırlamaya çalışıyorlardı, ancak geniş kitleyi bir türlü harekete geçiremiyorlardı.

Ermeni çoğunluk Osmanlı idaresi altında yaşamaktan memnundu.

Kitlesel isyandan umudu kesince şiddete ve teröre yöneldiler.

Doğu Anadolu bölgesinde gerçekleştirdikleri terör eylemlerinde öncelikle yerel güvenlik güçlerini, zaptiyeleri, polis teşkilatlarını hedef alırken, sonraları sivil hedeflere yöneldiler…

Onlarca Müslüman önder katlettiler…

Halk “İllallah” dedi.

Bereket versin hükümet sert tedbirlere başvurdu. Üzerlerine hışımla gitti. Bir sürü şehit verdik. Buna rağmen örgüt dayanamadı ve dağılma sürecine girdi.

Hınçak, Taşnak ya da Ramgavar komitelerini doğurup tarih sahnesinden çekildi. Fakat hemen ardından, Rusya’dan sözde eğitim amacıyla Avrupa üniversitelerine gönderilip eğitilen yedi Marksist Ermeni genç tarafından “Hınçak Partisi” kuruldu.

Bunların Mıgırdıç Portakalyan ile yakın ilişkileri vardır. Yani teorisyen yine Portakalyan’dı. Onun arkasında ise İngiltere ve Fransa görülüyordu.

Bafra, Merzifon, Arnasya, Tokat, Yozgat, Eğin (Kemaliye), Arapkir ve Trabzon’da örgütlendiler. Zamanla İstanbul’da da teşkilatlandılar.

15 Temmuz 1890’da Kumkapı Protestosu’nu, Ağustos 1894’te Sasun İsyanı’nı, 30 Eylül 1895’te Bab-ı Âli yürüyüşünü ve 24 Ekim 1895 tarihinde Zeytun (Maraş) Ayaklanması’nı gerçekleştirdiler.

Bu isyanlarda binlerce Müslüman Türk’ün ve Kürt’ün kanı aktı. Küçük çaplı “soykırım”lar yaşandı.

Kimisinin bahanesi seslerini duyurmak, kimisinin “kimlik sorunu”, kimisinin “ağır vergiler”di. Ama bunlar “bahane”den ibaretti. Hazırlıklar önceden yapılmış, dış güçlerden silah, mühimmat ve destek alınmış, kiliseler silah deposuna dönüştürülmüştü.

İş “bahane”ye kalmıştı: Gezi olaylarındaki gibi…

Süreç Sultan II. Abdülhamid’e suikasta kadar gidecek, tarihimizin ilk “bomba yüklü araba” olayı Yıldız Camii avlusunda yaşanacak (21 Temmuz 1905), yüzlerce insan ölecek, Padişah kılpayı ölümden kurtulacaktı.

Tıpkı şimdiki “bomba yüklü araba”larda olduğu gibi, araba gövdesi bir yerden, tekerlekler başka yerden, düzenek ve bomba başka başka yerlerden gelmişti.

Ne de olsa istihbarata şaşırtmaca vermek gerekiyordu.

Yavuz Bahadıroğlu/Yeni Akit.22 Mart 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.