Thodor Herzl , Sultan Abdulhamid’e Osmanlının Borçlarını ödemek karşılığında Toprak istemiş fakat kovulmuştu.

  İsrail bir şeriat devletidir. Tevrat’ın hükümlerine göre yönetilir. İsrail’in nihai hedefi arzı Mevdud. Yani Nil’den Fırat’a tüm Mezopotamyayı ele geçirip büyük İsrail devletini kurmaktır. Bu amaç Yahudilere Tevrat’ta emredilmiştir.“O gün Rab Abramla a

- Bu haber 300 kez okundu.

Thodor Herzl , Sultan Abdulhamid’e Osmanlının Borçlarını ödemek karşılığında Toprak istemiş fakat kovulmuştu.
 
İsrail bir şeriat devletidir. Tevrat’ın hükümlerine göre yönetilir. İsrail’in nihai hedefi arzı Mevdud. Yani Nil’den Fırat’a tüm Mezopotamyayı ele geçirip büyük İsrail devletini kurmaktır. Bu amaç Yahudilere Tevrat’ta emredilmiştir.“O gün Rab Abramla ahdedip dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar, bu diyarı senin zürriyetine verdim.” (Tekvin Bölümü, 15/18) İsrail’in ilk Başbakanı Ben Gurion: “Yahudi halkının, gençlerimizin ve yetişkinlerimizin yerine getirmesi gereken bir başka haritası vardır: NİL’DEN FIRAT’A KADAR.” Siyonist lider Theodor Herzl: “Sınırlarımız kuzeyde Kapadokya (Orta Anadolu)’daki dağlara, güneyde de Süveyş Kanalı’na kadar dayanıyor.” Siyonizm sözcüğü Zion kökünden geliyor. Zion “Büyük İsrail” demek. Zion’un sınırları Akdeniz’den Kızıldeniz’e, İran Körfezi’nden Karadeniz’e uzanıyor. Ne gariptir, İsrail’in çizdiği haritada Türkiye’nin Kürt bölgeleri Zion sınırları içinde gösteriliyor.” (2000′e Doğru, 22 Eylül 1991) Bu emellerine ulaşabilmek için Yahudiler değişik yollara başvurmuşlardır. Hatta haçlı seferleri olarak bildiğimiz işgal girişimlerinin arasında Yahudi sermayesi vardır. Kanadalı Araştırmacı Amiral William Guy Carr yazdığı “Satranç Tahtasındadaki Taşlar” isimli kitabında şöyle yazıyor. “Yahudi tekelcilerinin faiz aracılığıyla servetlerini yağmalama konusundaki ustalıkları, onları parlamakta olan İSLAMİ doğuya dikkat etmeye iten başlıca sebeplerden biri ve daha sonra Haclı savaşlarının da nedenlerinin biriydi“ Ve Devam ediyor Carr “Siyasi hedefleri ise o bölgeyi ele geçirtebilmek amacıyla hem Müslümanları hem de Hıristiyanları zayıflatmaktı her ne kadar haçlı seferleri Hıristiyan hacıların kutsal topraklara seyahatini gerçekleştirebilmek ve onları korumak amaçlı yapıldığı söylense de, asıl faillerin bunu bahane eden Yahudiler olduğunu görmekteyiz” Yahudi Devletinin kurucularından olan Theodor Herzl 1897 de Yahudi devletinin sınırlarını söyle açıklıyordu: “Kuzey sınırlarımız Kapadokya’daki(Orta Anadolu) dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalına; sloganımız Davut ve Süleymanın Filistin’i olacaktır” Ve devam ediyor “Baselde ben Yahudi Devletini kurdum. Eğer bunu yüksek sesle söylersem bütün Dünya güler. Fakat beş veya 50 sene sonra herkes bunu böyle bilecektir “(Theodor Herzl, The Complete Diaries of Theodor Herzl, cilt 2, sf.711) Görülüyor ki henüz Osmanlı devleti yıkılmamışken İsrail’in kurulusu planlanmış ve süre verebilecek kadar emin adımlara bu toprakların parçalanması tasarlanmıştı. Thodor Herzl , Sultan Abdulhamid’e Osmanlının Borçlarını ödemek karşılığında Toprak istemiş fakat kovulmuştu.Bunun üzerine Herzl ” Siyonozim amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlının Dağılmasını beklemeliyiz” demiştir. İlk adımları olan İsrail devletini 1948 de kurduktan sonra Yahudiler iyice cesaretlenmiş ve planlarının ikinci sefasını devreye sokmuşlardır. O da Büyük İsrail’in kurulması. Herz’in bu açıklamalarından 88 sene sonra İsrail ordusunun komutanı katil MOSHE DAYAN, mevcut Yahudi devletinin sınırlarını yeterli bulmayıp şunları söyleyecekti: “Eğer kitabı mukaddes sahip çıkıyorsak, eğer kendimizi kitabı mukaddeste yazılı olan halktan sayıyorsak, kitabın yazıldığı topraklara da sahip olmamız gerekir” (Jerusalem Post, 10 Ağustos 1967 ) İŞTE 1982 YILINDA PLANLANAN PROJE “Dünya Siyonist Örgütü’nün yayın organı Kivunim (Yönelimler) dergisinin Şubat 1982′deki 14. sayısında; 1980′lerde ‘İsrail için Strateji ‘başlıklı yazıda, Irak’ın Basra çevresinde güneyde bir Şii Bölgesi, kuzeyde Musul çevresinde bir Kürt Bölgesi ve ortada Bağdat çevresinde bir Sünni Bölgesi olarak üçe bölünmesi hedefleniyor.” (Ortadoğu Çıkmazı, Cengiz Çandar, sf.37) “Mossad, 1973′te, Yom Kippur Savaşı’nda, Barzani’den Irak petrol kuyularını bombalamasını istedi. Barzani’de bunu kabul etti.” (Mossad ‘Les Services Secrets Israeliens’, Dennis Eisenberg-Uni Dan-Eli Landau, sf. 269) Kuzey Irak’taki Kürtler, Mossad’dan ilk ve direk yardımı, İsrailli askerler Kürt Yahudisi gerillaları eğitirken alıyorlar. İsrail Kabine Başkanı Aryeh Eliav, Barzani yandaşları için arazi hastanesi kurdu.” (Every Spy A Prince, Dan Raviv-Yossi Melman, sf.82) İsrailli Shai komandolarının bir bölümü Molla Mustafa Barzani’nin yanında yaşıyorlar. Zaten Barzani’nin komandolarına iletişim ağlarını kuran da onlar. Bu komandolar sabotaj ve katliamda bu ağları kullanıyorlar.” (Les Murailles d’Israel, Larteguy, sf. 92) “Barzani yandaşlarına İsrailliler tarafından yardım edildiği artık kimse için bir sır değil. Onlardan sadece silah ve malzeme almıyorlar, aynı zamanda bilgi de alıyorlar.” (Les Murailles d’Israel, Larteguy, sf.92) “Irak’taki ayaklanmaları yakından izleyen Ankara, Kürtlerin ve Şiilerin İsrail tarafından desteklendiklerini belirledi ve dikkatini Tel Aviv’deki gelişmelere de kaydırdı. Kuzey Irak’taki iç savaşın arkasında İsrail Gizli Örgütü Mossad’ın da parmağının bulunduğu, İsrail’in Kürt Devleti’ni desteklediği belirlendi. Edinilen bilgilere göre askeri istihbarat, İsrail’in Kürt Devleti’nin kurulmasını fiilen desteklediğini gösteren verileri hükümete sundu. İsrail’in, Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti kurulması konusuyla, Mossad kanalıyla öteden beri ilgilendiği belirtildi.” (Tercüman, 12 Mart 1991) “İsrail, GAP konusunda Türkiye ile iş birliği yapmak istediğini, İsrail’in su kaynaklarından yoksun olduğunu, Türkiye’nin ise zengin su, toprak ve iş gücüne sahip bulunduğunu belirtti.” (Şalom, 29 Ocak 1992) “Şimon Peres: Nüfus artıyor. Suyu üretmek için imkan oluşturmazsak, bu kez su için savaşacağız.” (Cumhuriyet, 12 Haziran 1991 “İsrail Hayfa Üniversitesi’nden Prof. Armon Sofer 1990′da verdiği demeçte, Ortadoğu’da su kaynaklarının kullanımı yüzünden savaş çıkacak dedi.” (Milliyet, 31 Ekim 1990) “Merkezi Washington’da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi, 1986′da durup dururken, ‘Ortadoğu’nun Su Sorunu’ başlıklı bir rapor yayınlar. Raporda bölgedeki kuraklığın artacağı, nehir debilerinin azalacağı, günlük hayatta suyun petrolden daha değerli olacağı gibi araştırma sonuçlarına yer verilir ve bir de kehanette bulunulur: Nil, Ürdün ve Fırat… Ortadoğu’da, gelecekteki bir savaş, mutlaka bu üç nehrin sularının paylaşılmasından çıkacak…” (Tempo, 10-16 Haziran 1990) “İsrail Tarım Bakanı Rafael Eitan: Bölgede su, saatli bombadır.” (Hürriyet, 14 Temmuz 1991) “Batılı kaynaklar, Ortadoğu’da petrolden daha değerli hale gelmeye başlayan suyun, 2000′li yıllara doğru stratejik bir önem kazanarak bölgede savaş rüzgarları estirebileceğini belirtiyorlar.” (Cumhuriyet, 23 Temmuz 1992) “Los Angeles Times: Su sorununda Türkiye anahtar.” (Hürriyet, 30 Ocak 1992) BM Genel Sekreteri Butros Gali, Financial Times’a verdiği demecinde bölgede bundan sonra çıkacak savaşın siyasi değil, su meselesinden çıkacağını söylüyor.” (Milliyet, 30 Ocak 1992) ŞİMDİDE SENARYOLAR YAVAŞ YAVAŞ UYGULANMAYA BAŞLADI. NASIL MI? Petrol ve barajlar bizim olsun! Bu “balyoz” haberlerinin gölgesinde kalan bu sözlerin sahibi kim? Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir! Peki, Baydemir bu sözleri nerede söyledi?. - Avrupa Parlamentosu’nda “Avrupa Birliği-Türkiye ve Kürtler” konulu konferansta!.. Peki, DTP’li Belediye Başkanı bu “büyük lafları” kimlerin karşısında söyledi?.. - AB-Türkiye Karma Parlamenter Komisyonu Başkanı Joost Lagendijk ve Türkiye’ye yakın ilgisini esirgemeyen (!) AP milletvekili Andrew Duff ‘ın karşısında!.. Peki, onlar bu konuşmayı dinleyince ne yaptılar?.. -Ne yapacaklar, alkışladılar tabii!.. İŞTE SİZE BATI.. Türkiye çok zengin petrol kaynaklarına sahiptir. Ancak yıllardır söylenen bir yalan var. Çok derinde. Acaba öyle mi? “Türkiye’de petrol yok, olan da çok derinde, rantabl değil” kandırmacısı dillerde dolanıyor. Meğer sınırımızdan elli metre ötedeki petrol üst tabakalarda imiş sınırı geçer geçmez derine kaçıyormuş! Satılmış birçok ağızdan, MTA’cıların bazılarından ve maden fakültelerinin bazı hocalarından kaynaklanıyor bu aldatmaca. İnsan o zaman soruyor: Mademki yok, neden bu denli uzman Amerikalısı, İngiliz’i, Hollandalısı bunca para döküp sondaj üstüne sondaj yapmaya devam ediyor? Biz yanıtını verelim: Onlar rezervleri saptayıp kapatıyorlar, zamanı geldiğinde tam egemen olarak açmak üzere!..” Büyük İsrail devleti kurulunca çıkarılacak. Peki, bu petrolün ve diğer kaynakların doğal sahibi olarak kendini gören İsrail bunların Türkiye tarafından kullanılmasını nasıl engelleyecek? PKK… Evet, yıllardır güneydoğudaki terörün tek nedeni bu.. Siz yakalanan PKK’lıları duydunuz. PKK ya ait mühimmat depolarının bulunduğunu duydunuz. Peki, hiç PKK ya silah götürürken yakalanan bir araç veya başka bir şey duydunuz mu? Bu silahlar gökten mi iniyor? Tabiî ki hayır. Tüm silahlar İsrail tarafından sağlanıyor. Bölge Mossad’ın kontrolünde. Ve maalesef Türkiye bunu biliyor. Peki, İsrail bu hedefe ulaşması konusunda en büyük yardımcısı kim? Bildiniz ABD. Peki neden? İki ana nedeni var.. Birincisi rezervi tükenmek üzere olan petrol. (Dünyada 30yıllık petrol rezervinin kaldığından bahsediliyor) İKİNCİSİ VE DAHA ÖNEMLİSİ EVANJELİSTLER… Evanjelistler Hıristiyanlığın Protestan mezhebinden fakat konuyu araştırdığımızda düşünce ve eylemlerinin Siyonizm hedefleri ile örtüştüğünü görüyoruz. Bakın ne diyorlar. Dünyayı İsa’nın inmesine uygun hale getirmek gerekiyor. Bunun için öncelikle İran, Irak ve Lübnan topraklarının alınması gerekmektedir. Bu çerçevede Bağdat yani eski Babil büyük önem taşıyor. Bunun yanında Mescid-i Aksanın yıkılıp Süleyman Tapınağının yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Yukarıdaki hedefleri bir yerden hatırladınız mı? Ben çıkartacak gibi oluyorum. Bunlar Siyonizm’in temel hedefleri. Arz-ı Mevdud ideali çerçevesinde alınması gereken topraklarla, yine Süleyman Tapınağının inşa edilmesine kadar hepsi Siyonist İsraillin hedefleri. Gerek programdaki sonuçlardan, gerekse metinlerden bir analiz yaptığınızda Siyonist felsefenin Evanjelislerle aynı doğrultuda olduğunu kolaylıkla görebiliyorsunuz. Ve Bush ta bir evanjelistdir. Herkes aynı şeyi söylüyor. ABD ırak batağından çıkmaya çalışıyor. Onun için İran ve veya türkiye ile uğraşamaz. Gerçekte öyle mi? ABD’nin ıraktaki toplam kaybı ne kadar? Yanlış hatırlamıyorsan 4 bin civarı…Bir ülkeyi ele geçirme adına 4 bin çok komik bir rakam..Ne elde etti..Dünyanın en büyük petrol rezervlerini..İnanılmaz bir kar.. Ve ABD bunca uğraşıdan sonra bu petrol rezervlerini bırakıp gidecek mi? Kitle imha silahları var yalanı ortaya çıkmadı mı? Demek ki amaç Irak’ı ele geçirmek. Peki şimdi geri çekilir mi? Bu mantığa sığmaz. Hiç kimse bu rezervleri bırakıp gideceğini söylemez. Şimdi İran meselesi var. Irak’ı hangi sebeple işgal etti? Kitle imha silahlarının varlığı yalanıyla? Yalanla ülke işgal eden ABD nükleer çalışmaları olduğu net olarak bilinen iranı rahat bırakır mı? Mantık hayır diyor. Petrol şu anda en büyük sorun. Şunu düşünün. Bir anda petrol bitti. Ne olur? Ki 30 yıllık petrol kaldı. Dünyadaki başta askeri olmak üzere tüm sistemler petrol üzerine..Ve petrolün yerine kullanılacak bu kadar yaygın bir enerji kaynağı henüz yok..Bu durumda tüm dünya ekonomik ve askeri gücünü yeni bir enerji kaynağına göre inşa etmek zorunda. İşin diğer bir vahim tarafıda burada açığa çıkıyor. Türkiye açısından tabi..petrolün yerine kullanılması düşünülen yakıt hidrojen..Yalnız önemli bir sorun var..Hidrojen yanarken çok güçlü bir ısı açığa çıkarıyor. Ve bunun için çok sağlam yakıt depolarına ihtiyaç var..bu ısıya dayanabilen tek maden bor. Bor payımız dünyada % 74 e çıktı. SONUÇ: Belki de bunların tamamı komplodur. İnşaallah öyledir. Ama devletlerin bunun bir komplo olduğunu farzetmek gibi bir lüksleri yok. 80 lerde kim derdiki süper güç S.S.C.B kurşun atmadan yıkılacak?
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.