Eşeklik etmeyin beyler, Eşek Adası’nı 1923’te kaybettik!

- Bu haber 16293 kez okundu.

Eşeklik etmeyin beyler, Eşek Adası’nı 1923’te kaybettik!

 İlkokulun son yıllarından itibaren..

Özellikle ortaokul döneminde..

Tabi son olarak da fakülte yıllarımda..

Klasik kitaplarda cevabını bulamadığım.. 

Gittikçe derinleşen ve artan..

Sorularım vardı..

Tam bir ikilem gözlemliyor, ve ben de o ikilemi yaşıyordum..

“1922’de, Kurtuluş Savaşını kazandık” diyoruz..

“Ankara’ya kadar yaklaşan düşmanları, önümüze kattığımız gibi, taaa İzmir’e kadar kovalayıp denize döktük” diyoruz..

Ama ne hikmetse..

Kurtuluş Savaşı’nı kazanan taraf olarak..

Oturduğumuz masada..

Karşımızda da denize döktüğümüz taraflardan Yunanlılar var iken..

İmzaladığımız Lozan Anlaşması’nda..

Ege adalarının çoğunu, Yunan’a veriyoruz..

Niye ki acaba?

Savaşı kazanmışız...

Ama anlaşmayı kaybetmişiz..

Niye ki acaba?

İşte bu ikilemin cevabını, bugünkü manşetimizde görüyorsunuz: “Lozan’ı zafer diye yutturdular..”

Gerçekten de..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aynı tespiti yapıyor: “Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’da verdik. Zafer bu mu? Oralar bizimdi.” 

Bakmayın siz, anlı şanlı akademisyenlerin..

Politikacıların..

Monşer diplomatların..

Gazetecilerin..

Lozan’ı “büyük başarı” olarak takdim etmelerine.

Bunların huyudur..

Nerede Kemalist takımının bir başarısızlığı varsa..

Örtmek için..

Bin numara çevirirler..

Lozan için de..

İlk numaraları, “Sevr Anlaşması”nı öne çıkarmak..

Oysa, çok iyi biliyorlar ki.. Sevr Anlaşması, yürürlüğe girmemiş bir taslak..

Yürürlüğe girmemiş.. Onaylanmamış bir anlaşmayı, niye önümüze koyuyorsunuz ki? Onu niye “çıkış noktası” olarak alıyorsunuz ki?

Bu temel yanlışı bir kenara bırakın..

“Sevr” dediğiniz şey.. Kurtuluş Savaşı sonrasının değil..

Öncesinin taslağı..

Dolayısı ile..

Sevr ile Lozan’ın neyini kıyaslıyorsunuz ki?

Birisinde “mağlup taraf” olarak size dayatılan maddeler söz konusu..

Diğerinde, “galip taraf” olarak, muhataplarınıza madde dayatma konumunda olduğunuz bir anlaşma söz konusu..

Bu ikisini yan yana getirmek bile abes..

Ama, bizim Kemalistlerin adetidir..

Göz boyamak..

Burnumuzun dibindeki adayı, Yunanistan’a vermemizin izahını yapamayınca..

“Sevr’de daha fazlası verilmişti. Lozan’da bir kısmını geri aldık” diyorlar..

Savaş meydanında kazanılan zaferi, masa başında kaybetmenin izahatı mı şimdi bu?

Biz Yunan’ı, İzmir’de denize döktü isek..

Ki öyle..

Denize döktüğümüz Yunan’ın.. Burnumuzun dibindeki adalarda ne işi var?

Hani bu söylemi..

Sadece savunma sadedinde yapsalar. 

Yine anlarım.

Ama öyle bir efeleniyorlar, Lozan’ı öyle göklere çıkartıyorlar ki..

Kime hizmet ediyorlar, anlamak mümkün değil..

“Lozan’da şöyle başarılı idik. Böyle başarılı idik” diyeceğinize..

“Savaş meydanı”nda kazanılan “başarı”nın..

“Masabaşı”nda niye gereği yapılamadı, anlatsanıza..

Meydanda savaşıp, denize döktüğümüz Yunan’a..

Niye, “Bakın sizi burada denize döktük.. Denize döktüğümüz noktanın önündeki tüm adalar bizim.. İtiraz ediyorsanız.. Biz denize dökmeye devam ederiz”diyemedik, anlatsanıza..

Açın okuyun, Lozan görüşmelerini..

Mağluplar sınıfında yer alanlar.. 20 yıl öncesinin.. 30 yıl öncesinin.. 50 yıl öncesinin statülerini bize dayatmışlar..

“12 adanın, 1913’teki anlaşmaya göre durumu şu idi..” demişler..

“Ege Denizi’ndeki paylaşım, 1920’de şöyle idi” demişler..

Biz de diyememişiz ki..

“30 yıl önce öyle olabilir.. 10 yıl öncesinde böyle olabilir.. Ona bakarsan.. 200 yıl önce de, onların tamamı.. Hatta Balkanlar’ın tamamı zaten bizimdi.. Biz maziyi bırakıp.. Son duruma bakalım.. 1922 sonrasına bakalım.. Kurtuluş Savaşı’nın galibi kim? Biziz.. O zaman buyrun, toz olun.. Usul usul ikileyin!”

Bunu diyememişiz..

Kendi halkımıza dönüp..

Böbürleniyoruz..

“Lozan’da büyük başarı elde ettik..”

Daha ortaokulda iken şaşırır dururdum..

“Kurtuluş Savaşı’nı kazanmışız.. İyi de.. Kurtuluş Savaşı’nı kazandığımız halde.. Lozan Anlaşması’nı da.. Ayrıca ve altını çizerek. Çok büyük önemler atfederek. Niye ayrı bir zafer olarak bize okutuyorlar ki?”

Bir bit yeniği olduğunu, çakmıştım ama..

O zamanın imkanları ile..

Neyi, nerden öğreneceksiniz.. 

Ancak; kendi kafamızda..

Sorgulama yapıyoruz.. 

Kendi kendimize..

Sorularımıza, cevap arıyoruz: 

“Savaşı kazandı isek. Bunun doğal sonucu.. Kazanılan savaşın gereğinin yerine getirilmesidir. Bunu da, ayrıca ‘zafer’ olarak takdim etmeye hiç gerek yok. Herhalde Lozan’da bir problem var ki.. Özel önem vererek.. Lozan’ın bir zafer olduğu anlatılıyor..”

Nitekim, ayrıntıları öğrendikçe..

Es geçilen konulara vakıf oldukça..

Hele hele..

Konjonktürel olarak..

Krizi tutan Kemalistlerin.. 

“Kardak gitti. Eşek Adası gitti” türünden, AK Parti’ye çamur sıçratmanumaralarını gördükçe..

Lozan’daki hezimeti daha iyi kavrıyoruz..

Adamlar, Lozan’da kaybettikleri adaların hesabını bile..

AK Parti’den sormaya kalkıyorlar..

2004’te, 2011’de AK Parti iktidarı sırasında o adaların kaybedildiğini iddia edecek kadar işi büyüttüler..

Eşek adasının, 1923’te Lozan’da kaybedildiğini anlayamayanlara..

“Eşeklik etmeyin” demeyelim de, ne diyelim?

Ali Karahasanoğlu/YeniAkit--30 Eylül 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69