Cumhuriyet döneminde cezalandırılan şehirlerin cezalandırılmasındaki sebepler neydi ?

Cumhuriyet döneminde cezalandırılan şehirlerin cezalandırılmasındaki sebepler neydi ?

- Bu haber 288101 kez okundu.

Cumhuriyet  döneminde cezalandırılan  şehirlerin cezalandırılmasındaki sebepler neydi ?

Batı hukuk tarihinde, çocuklar ve deliler fiillerinden dolayı cezalandırıldığı gibi; ölülere, hayvanlara, hatta cansız varlıklara ceza verildiği olurdu. Daha da garibi, bir savaş kaybedildiği zaman, silahlara ceza verilirdi. Toplar, zincirlenir; kılıçlar, pantolonun içine sokulurdu. Cansızların cezalandırılması geleneğine, cezalı şehirlerle biz de katkıda bulunmuşuzdur. Çoklarından bu vilâyet cezalı; şu kasaba cezalı diye duyarsınız. Konya, Bursa, Yozgat, Bilecik, Kütahya, Kırşehir, Maraş, Rize, Tunceli, Düzce, Zile, Menemen gibi şehirlerin ismi bu meyanda anılır. Fransa ihtilâlinden sonra, kralcılara destek veren Vendée gibi şehirler, kara listeye alınmıştı. Bundan ilham alan bizimkilerin de, cezalı şehirler listesi hazırladığı kanaati halk arasında hâkimdir.Bu şehirlerin büyük kısmı, merkezî hükümete karşı isyan veya dikbaşlılık sebebiyle kara listeye alınmış; mesul görülenler, İstiklâl Mahkemeleri vasıtasıyla sindirilmiş; şehirler de yatırımlar engellenerek cezalandırılmıştır. Ancak bu bilgilerin çoğu rivayetlere, hatta şehir efsanelerine dayalıdır.

Çapanoğlu isyanları sebebiyle Ankara’yı çok uğraştıran Yozgat, rivayete göre bir ziyaretinde halk zamanın reisicumhurunu protesto ettiği ve heykel yaptırmadığı için kara listeye alınmış; hiçbir yatırım yapılmadığı gibi; yol üzerinde olmasına rağmen demiryolu bile geçirilmemiştir. Nitekim Ankara-Sivas demiryolu, arazi müsait olduğu halde, Yerköy’den Kayseri’ye iner; sonra tekrar yukarıya çıkarak Sivas’a ulaşır. Yozgat, bugün bile milliyetçiliğin kalesidir.
İki defa patlak veren ve zor bastırılan Konya isyanı, bu şehrin kara listeye alınmasına sebebiyet vermiştir. Türkiye’nin en büyük vilâyeti Konya’da bulunmazken; Konya’nın kazâsı kadar şehirlerde sivil havaalanı vardır. Üstelik Konya’da devlete ait fabrika yok denecek kadar azdır. Yani devletten yeterince destek alamamıştır. Bugün bile Konya’daki fabrikaların tamamı hususi sektöre aittir. Sağ iktidarlar da, zaten Konya çantada keklik diyerek yatırım yapmamıştır. Yani Konya, Bursa gibi, kendi kendine zengin olmuştur. Ayrıca Konya’daki heykelin yüzünün istasyona, sırtının ise şehre dönük oluşu, bazılarınca Atatürk’ün şehre küskünlüğü olarak tefsir edilmiştir.

Rize ve Maraş gibi şehirler, şapka inkılâbına isyan (1925) sebebiyle kara listededir. Hatta Hamidiye zırhlısı, bu sebeple Rize’yi bombardıman etmiştir. Birkaç esrarkeşin Kubilay’ı öldürmesi şeklinde vuku bulan Menemen hâdisesinde (1930), kayıtsız kaldığı düşünülen halkın sürgünü bile akıldan geçmiştir. Tunceli ve Palu, malum isyanlar sebebiyle mimlidir.


Tek sebep isyanlar değildir. Denir ki Kütahya, Yunan Harbi sırasında büyük bir mağlubiyete sahne olduğu için kara listeye alınmış; bütün yatırımlar, Kütahya’dan çok küçük olan Eskişehir’e kaydırılmıştır. Böylece, eski bir eyâlet merkezi olan Kütahya sönerken; Eskişehir, onu defalarca katlamıştır. Isparta, Nurculuğun merkezi olarak görüldüğü için, kara listede iken; Demirel sayesinde zincirini kırmıştır.
Güyâ reisicumhurun Kayseri’ye 1930’daki ziyaretinde, imam-müezzin maaşlarının çok düşük olduğundan şikâyet eden müftü Kızıklı Kasım Hoca’ya, Sizin peygamberiniz, namaz kıldırırdı, maaş mı alırdı? diye sorduğunda, Bizim peygamberimiz devlet idare ederdi; maaş mı alırdı? diye cevap vermesi, infiale sebep olmuş; Kayseri kara listeye alınmıştır. Kayserililer, 4 sene sonraki gelişinde Atatürk’ün çok beğendiği bir heykel dikerek ve Anıtkabir’in taşlarını taşıyarak kendilerini affettirdiler. Şehir, bez ve tayyare fabrikasına kavuştu.
Bursa’nın kara listeye alınmasını Rıza Nur hikâye ediyor. Rivayete göre, 1930’da Mudanya iskelesine doğru giden çok sayıda otomobilin hikmetini soran Atatürk, Kaplıcaya gelen meşâyıhdan Esad Efendi’yi karşılamaya gidenlermiş cevabını alınca; Beni karşılamaya bu kadar araba gelmedi diyerek üzüntüsünü belli ediyor. Esad Hoca ve ailesi kabahatin cezasını, ertesi sene vuku bulan Menemen hâdisesi vesilesiyle öderken; Bursa, başta demiryolu olmak üzere devlet yatırımlarından mahrum kalmıştır.

Osmanoğulları’nın anavatanı Bilecik, Yunan işgali sırasında tamamen yanmıştı. Derler ki, yeniden kurulurken, Ankara, yeni şehrin istasyon yakınında olmasını istemiş; halk ise buradaki tarlalar yerine, bir tepe yamacına kurulmasını tercih edince, ipler kopmuştu. Kiğı, Şebinkarahisar gibi şehirler ise, zelzele veya yangın sebebiyle yıldızı sönmüş şehirlerdendir. İki büyük şehir arasında kaldığı için gelişemeyen bazı şehirler ise, bu geri kalmışlığı, cezalı olmaya bağlar.
Kırşehir, 1954 seçimlerinde reylerin tamamını Millet Partisi kurucusu olan hemşehrisi Osman Bölükbaşı’na verdiği için kazâ hâline getirildi; üstelik vilâyet yapılan eski kazâsı Nevşehir’e bağlandı. Bunun üzerine Kırşehirliler, DP idaresine Bizi köy de yapsanız, Osman’ı muhtar seçeriz diye telgraf göndermişti. Ankara, hatasını çabuk anlamış; Kırşehir, 1957’de tekrar vilâyet hâline getirilirken, bu işten Nevşehir, kazançlı çıkmıştır.

Yunan Harbi esnasında İstanbul-Ankara arasındaki gergin hava, inkılâptan sonra da devam etti. Ankara’nın başşehir yapılması, bazılarında hayal kırıklığına sebep oldu. Hatta, meşhur muhalif Gümüşhane Mebusu Zeki Bey İstanbul’a bu küskünlüğünüz niye diye başlayan bir konuşma yaptı. Ankara’nın başşehir olmasının esas sebebi, İstanbul’un muhalif tavrı ve Anadolu’nun bundan çekinmesinden ziyade, Lozan Anlaşması ile İstanbul’un bir bakıma milletlerarası idareye verilmesidir. İki şehrin birbirine soğukluğu bir müddet devam etti. İstanbul gazeteleri Ankara’yı küçümsemeye devam etti. 1925’te Şeyh Said hâdisesi vesilesiyle çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile bu gazeteciler tevkif edilerek hizaya getirildi. İstanbul basını susturuldu. Bundan sonra iki şehir arasındaki münasebetler düzeldi. Öyle ki şehir meclisi, şehrin adının Kemalkent olarak değiştirilmesini bile teklif etti. Reisicumhur bile gitmeye çekindiği bu şehre, ilk defa 1927 senesinde gitme imkânı buldu ve bir daha da merasimler haricinde ayrılmadı. Sosyal hayattan mahrum mütevazı Ankara’ya; gençliğini geçirdiği canlı ve eğlenceli İstanbul’u; Çankaya’daki basit bağ evine de, Dolmabahçe Sarayı’nı haklı olarak tercih etti. Buna rağmen bozkırda Alman şehirlerine benzer mamur, fakat soğuk bir şehir inşa edilirken; eski payitahta bunun binde biri yatırım yapılmadığı için, İstanbul büyükçe bir köy hâline dönüştü.

(Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci) 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Volkan 1 yıl önce

Kahraman maraş ve yozgatin gelismeme sebeplerinden biri de kemalist düşüncenin tanrısı kamal ın gayrimeşru arzularına onay verip kadınlarını ona sunmamaları diye söylenir bizim maraşta

Misafir Avatar
mehmed 8 ay önce @Volkan

Buna inanıyorsan gerçekten malsın. Osmanlı döneminde de karılarını Osmanlıya sunmadıkları için mi ayaklanmışlar?

Beğenmedim! (9)
Misafir Avatar
rabia 1 yıl önce @Volkan

bizzat yozgatlılardan duydum çapanoğlunun küçük kızını beğenmiş (tabi kötü niyetli tek gecelik) kızı isteyince yarın sabah siz giderken yanınıza vericez demişler. Ertesi sabah ahırdan dişi bir eşek çıkarıp ancak bunu alırsın demişler bu yüzden yozgat yıllarca cezalı kalmış

Beğenmedim! (4)
Avatar
Yakup 1 yıl önce

Yozgatliyim gurur duyuyorum geçmişimizle yozgatta esas gerçek namusumuzu o kemaliste peşkeş cekmememizdir

Avatar
Himmmm manidar 1 yıl önce

Güyâ reisicumhurun Kayseri’ye 1930’daki ziyaretinde, imam-müezzin maaşlarının çok düşük olduğundan şikâyet eden müftü Kızıklı Kasım Hoca’ya, Sizin peygamberiniz, namaz kıldırırdı, maaş mı alırdı? diye sorduğunda, Bizim peygamberimiz devlet idare ederdi; maaş mı alırdı? diye cevap vermesi, infiale sebep olmuş; Kayseri kara listeye alınmıştır. Kayserililer, 4 sene sonraki gelişinde Atatürk’ün çok beğendiği bir heykel dikerek ve Anıtkabir’in taşlarını taşıyarak kendilerini affettirdiler. Şehir, bez ve tayyare fabrikasına kavuştu.

Avatar
gungor 12 ay önce

Merhaba yazıyı okuduğumda hiç sasirmadim kutahyaliyim ve cezamizin halen sürdüğünü görüyoruz sağ zihniyetli biriyim fakat Kütahya suan bile hala ceza çekmekte hızlı tren projesi Ortaya çıkıyor Eskişehir'den sonra Kütahya varken hızlı tren Kütahya ya uğramadan geçip gidiyor.devlet Hastanesi bulunmayan tek il yanılmıyorsam insanların gidebildigi üniversite hastanesi var Kütahya suan ki iktidarı destekleyen en iyi üç il arasında artık ceza bitse iyi olacak herkese iyi gunler

Misafir Avatar
mehmed 8 ay önce @gungor

Cezalı değil ahmaksınız. Bu yüzden size faydası olmayan adamlara oy veriyorsunuz onlar da gidip İstanbula yatırım yapıyor.

Beğenmedim! (8)
Avatar
Yusuf 1 yıl önce

Düzce de listede var sebebi yazılmamış yok neden acaba

Avatar
ramazan 1 yıl önce

Duzceyi unutmussunuz

Avatar
Fırat 1 yıl önce

Tamam şehirler Atatürk'ün yaptırtmak istediği şeyleri halk yapmamıştır şehirlere ceza verilmiştir peki tanklar silahlar onlara ya nedemeli

Avatar
Ozlem 12 ay önce

Bağlantı hatasından dolayi yorumlar yanlış yerlere yapılmış sanirim