Baltacı ve Katerina Olayı

- Bu haber 8570 kez okundu.

Baltacı ve Katerina Olayı

Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in bu hafta Ankara’ya gelmesi, gazetelerimiz ile televizyonlarımıza Türk-Rus ilişkilerinin geçmişini hatırlattı ve Rusya ile ilişki dendiğinde de ilk hatırlanan, bundan tam 298 sene önceki bir söylenti idi: Baltacı Mehmed Paşa ile Rus Çariçesi Birinci Katerina hakkındaki meşhur dedikodu. Baltacı ile Katerina hikâyesi, bizim için asırlardan buyana bir millî zanparalık destanı halini aldı! Daha önce de yazmış ve hayli tepki toplamıştım ama söylentilerin Putin’in ziyareti vesilesiyle yeniden gündeme gelmesi üzerine tekrar yazıyorum: Baltacı Mehmed Paşa ile Rus Çariçesi Katerina arasında hiçbirşey olmamış; Paşa, Çariçe’nin yüzünü bile görmemişti.

İşte, bütün bu söylentilerin ortaya çıkış öyküsü: Türkiye ile Rusya arasında senelerdir devam eden anlaşmazlıklar, Türkiye’nin 1711’in 9 Nisan’ında Rusya’ya savaş ilân etmesiyle neticelendi. Türk donanması Karadeniz’e açıldı, Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’nın kumanda ettiği kara birlikleri de, Rus Çarı Petro’nun ordusunu bulabilmek için Davudpaşa Kışlası’ndan sefere çıktı. İki ordu, 19 Temmuz sabahı Prut Nehri sahilinde karşılaştılar. Baltacı’nın kuvvetleri, Ruslar’a cepheden saldırdı, Kırım Hanı Devlet Giray da Rus ordusunu arka taraftan çevirdi. Çar Petro, 60 bin askeriyle beraber Prut Nehri’nin gerisindeki bataklıklar arasında sıkıştı. Paşalar, Rus ordusunu ne şekilde imha edeceklerini tartışırlarken, Rus tarafında kader toplantıları yapılıyordu. Petro “Savaşarak ölelim” dediği anda devreye karısı Katerina girdi ve Çar ile generallerini teslim olmaya ikna etti. O devrin savaşlarında, teslim olan ordunun karşı tarafa teslim teklifi ile beraber yüksek meblâğda bir fidye ödemesi gerekiyordu. Katerina mücevherlerini ortaya koydu, generaller de bütün paralarını verdiler ve toplanan bu küçük hazine aman verilmesi için Türk tarafına, Baltacı Mehmed Paşa’ya gönderildi. Çar’ın barış teklifi kabul edildi, Ruslar’a şartlarını Türk tarafının hazırladığı bir ön anlaşma imzalattırıldı ve Rus ordusunun bazı önemli generalleri rehin alındıktan sonra kuşatma kaldırıldı.

Baltacı Mehmed Paşa, İstanbul’a muzaffer bir kumandan edâsıyla döndü. Ama, Paşa daha dönüş yolundayken İstanbul’u bir dedikodu sarmıştı: Rus ordusu imha edileceği sırada Moskof Kraliçesi Katerina’nın 21 Temmuz akşamı troyka denen üç atın çektiği arabası ile Türk ordugâhına gelip Paşa’nın çadırına girdiği söyleniyordu. Katerina yanında getirdiği çuvallar dolusu mücevher ile parayı Paşa’ya vermiş, içeride her nedense saatler boyu kalmış, şafak sökerken gene troykasına binip kocasının yanına dönmüş, Baltacı da birkaç dakika sonra “Kuşatmayı kaldırın” buyurmuştu! 1712 Temmuz’unun sonunda, İstanbul’da saraylısından sokaktaki adamına kadar herkes, Mehmed Paşa’nın Prut’ta kazanacağı eşsiz zaferi “Moskof kraliçesi”nin uğruna sattığını konuşuyordu. Paşa, İstanbul’a girdiği andan itibaren işte böylesine yoğun dedikodularla ve ithamlarla karşılaştı.

Önce “Bu Moskof Kraliçesi masalı da neyin nesidir? Ruslar bana görüşmecilerden başka kimseyi yollamadılar. Kadının çadırıma geldiğini kim görmüş?” dedi. Suçlamaların daha da artması üzerine kendisini “Barış yapmaya mecburduk. Çar’ı bataklıklarda sıkıştırmıştık ama bizim askerlerimiz de yerlerinden kımıldayamayacak haldeydiler, Moskof’u imha edecek gücümüz yoktu. Kadının çadırıma geldiği iddiası sadece iftira, hem vallahi, hem billahi!” diye savundu ama kimseleri inandıramadı. Zamanın hükümdarı Üçüncü Ahmed, Prut Savaşı’nın bu galip kumandanını 20 Kasım günü azletti, en yakın adamları ise kellelerinden oldular. Ama, konunun çok önemli bir tarafı hep gözardı edildi: Tarihlerimize Çariçe olarak geçen Katerina, bütün bu söylentiler ortaya atıldığı sırada henüz Çar ile evlenmemişti, dolayısıyla Çariçe olmamıştı ve Petro’nun sadece metresi idi. 


Çariçe I. Katerina (1684 – 1727)

Asıl adı Marta Skrovnovska olan Çariçe Katerina, 1684’ün 15 Nisan’ında Litvanya’da bir köylü ailesinin kızı olarak dünyaya geldi. Üç yaşında öksüz kaldı ve bir papaz tarafından büyütüldü. Ruslar, İsveç ile yaptıkları savaşlar sırasında Katerina’yı esir aldılar ve kimsesiz köylü kızı, Çar Petro’nun danışmanlarından birinin hizmetçiliğini yapmaya başladı. Görevi, danışmanın konağında çamaşırcılıktı. Katerina, bu arada efendisinin konağına sık sık gelen Çar’ın gönlünü çelmeyi başardı. 1703’te Çar’dan bir çocuk dünyaya getirince Ortodoks oldu, Yekayerina Aleksiyevna adını aldı ve 1712 Şubat’ında Çar ile resmen evlendi. 1724’te taç giydi, Petro’nun bir yıl sonra vâris bırakmadan ölmesi üzerine de asillerin muhalefetine rağmen saray muhafızlarının ve bazı askerlerin desteğiyle Çariçe ilân edildi. Devlet işlerini kocasının daha önce belirlemiş olduğu altı kişilik bir danışmanlar heyetine bırakan Katerina, dış politikada İngiltere, Fransa ve Prusya’nın oluşturduğu Hannover Birliği’ne karşı Avusturya ile İspanya’nın tarafını tuttu. Eğlenceye ve içkiye aşırı şekilde düşkün olan Katerina, 15 Nisan 1727’de içkiden öldü ve Rus tahtında sık sık hükümdar değişikliklerinin yaşandığı bir döneme girildi. Katerina’dan sonra, Büyük Petro’nun 12 yaşındaki torunu Pyotr Aleksiyeviç “İkinci Petro” unvanıyla Çar ilân edildi ama üç sene sonra onun da ölümü üzerine, asiller Büyük Petro’nun yeğeni ve Kurland Büyük Dükü’nün karısı olan Anna İvanova’yı çariçe yaptılar. Yeni çariçe, tahtta on yıl kalabildi ve 1740’ta yaşanan askerî darbe ile, bu defa Petro ile Katerina’nın kızı olan Yelizaveta çariçe oldu. 1762’de, bu defa çamaşırcı Katerina’nın kızı Anna’dan olan torunu Pyotr Fyodoroviç, Üçüncü Petro unvanıyla tahta geçti ve Rusya’da darbelerle taht değişiklikleri birbirini izledi.

Putin, Prut Savaşı’ndan neredeyse üç asır sonra, Baltacı Mehmed Paşa’yı rüşvet ve zina suçlamalarından aklamış ve Prut’ta yaşananların şehvet değil, rüşvet olduğunu söylemişti. Baltacı ve Katerina’nın ilişkisi, daha doğrusu böyle bir ilişkinin aslında aslında hiçbir zaman varolmadığı konusundaki ilk çalışmayı Dr. Erhan Afyoncu yapmıştı ve bu çalışmayı 2002’de ben yayınlamıştım. Ama, sonuç beklediğimizin aksi olmuş, Türk erkeğinin gururu ile oynamakla suçlanmış ve işitmediğimiz lâf kalmamıştı. Rus lider, Baltacı Mehmed Paşa’yı zina gibi bir günahtan üç asır sonra arındırıyor ama Türk tarafına rüşvet verdiklerini doğruluyordu. (Murat Bardakçı)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yusuf 5 yıl önce

Dr.Erhan Afyoncu doğmadan bu iddiayı Mustafa İmamoğlu ispat etmişti.

Avatar
Murat 5 yıl önce

Krımda Rus dili ve edebiyatı bölümünü bitirmiş biri olarak tarih dersinizde bu olay aslen bu şekilde anlatılmıştı .ama Prof .hocamız bu böyle bilinmez deyip bu günkü bilindiği gibi anlatımına devam etmişti.