Balkan Savaşlarında Araplardan Gelen Yardımlar.

  Araplarla Türkler arasındaki gerçek kardeşlik hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Mısırlıların Balkan Harbi esnasında yaptırdıkları hastaneler bunun bir kanıtı. Araplarla Türkler arasındaki gerçek kardeşlik her türlü olumsuz ve art niyetli yayınlara ra

- Bu haber 43 kez okundu.

Balkan Savaşlarında Araplardan Gelen Yardımlar.
  Araplarla Türkler arasındaki gerçek kardeşlik hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Mısırlıların Balkan Harbi esnasında yaptırdıkları hastaneler bunun bir kanıtı. Araplarla Türkler arasındaki gerçek kardeşlik her türlü olumsuz ve art niyetli yayınlara rağmen hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Dost odur ki darda yanında ola. Dara düşüldüğünde gerçek kardeşlik ve dostluk harekete geçer. Özellikle I. Dünya Savaşı esnasında karşılıklı bazı yönetici ve kumandanların yanlış tutum ve davranışları bu kardeşliği yaralamıştır. Kardeşliğin gerçekte bin yıldan fazla bir geçmişi var. Ne yazık ki gerek Türkiye’de gerekse Arap ülkelerinde Türk Arap ortak tarihi ve derin bağlarını ele alan ilmi ve edebi yazılar, yayınlar oldukça az. Her iki taraf da son yıllarda başlarını kumdan çıkarmaya başladılar. Bunlar sevindirici gelişmeler. Oysa daha katedecek çok mesafe var önümüzde. Elbette kardeşler arasında dargınlık hatta kavga bile olabilir. Önemli olan aradaki hakkı gözeterek kısa süreli dargınlıkları uzun sürdürmemek. Son yıllarda kardeşler arasındaki buzlar hızla eriyor. Bir bahar havasına doğru gidiyoruz. Bu kardeşliği istemeyen güç merkezlerinin siyasi ve politik önceliklerine ters düşse de, bunu engellemek için çabaları görsek de biz çok umutluyuz. Çünkü aradaki bağların derin, uzun, köklü ve halk tabanının sağlam olması, bu kardeşliğin sağlam temeller üzerinde oturduğunu gösterir. Türkiye’de arabaların arkasında biz Filistinliyiz pankartları asılı. Çarşılara gittiğimizde “Hepimiz Filistinliyiz. “ yazıları görüyoruz. Her yerde herkes bir şey yapamamanın utancını yaşıyor. Aynı acıları Lübnan için yaşadık. Biz Lübnanlıyız dedik. Irak’ta yaşanan trajediyi hala yaşıyoruz. Biz Irak halkına ağladık. Yağmalanan ve yok edilen hafızasına ağladık. Öldürülen yetişmiş insanlarına ağladık. Yerle bir edilen medeniyet merkezi Bağdatımıza ağladık. Bugün dünden daha güçlü ve daha gerçekçi bir görüntü var bu coğrafyada. Bu coğrafyanın insanları birbirleriyle vasıtasız konuşabiliyorlar. Birbirimizin dilini öğrenmede daha istekliyiz. Birbirimizi daha fazla ciddiye alıyoruz. Yakın zamanda tek çatı altındaydık. Bugün anladık ki, çatı olmasa da hala aynı avlunun içindeymişiz. Bosna Savaşı olduğunda ben Mısır’daydım. Her yerde Bosna için ağlayan, dua eden ve yardım eden insanlar görmüştüm. Aynı şey Türkiye’de de oluyordu. Bu coğrafyanın içinde nerede bir sorun varsa, bu coğrafyanın insanlarının gözleri ve gönülleri orada. İmkanları kıt olsa da hemen seferber etmişler. Aslında geçmişte da böyleydi, yakın zamanda da. Ama biz irtibatımızı koparma noktasına getirdiğimiz için öğrenemiyorduk. Şimdi kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla her an her yerden haber alabiliyoruz. Bu coğrafyada yaşayan bizler düne göre bugün birbirimize daha falza muhtacız. Bunu bugün daha iyi görüyoruz. Ancak birlikte bu hayasız saldırıları durdurabiliriz. Hala aynı avluda yaşıyoruz. Aşağıda vereceğim resimler aynı çatı altında aynı avlunun içinde yaşayan dedelerimizin birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını gösteren ibretlik fotoğraflardır. Bu fotoğraflar Balkan Harbi başladığı zaman 1912’de çekilmiştir. Bu kardeşliğin geçmişte kalan ortak ve güzel hatıraları o kadar çok ki… Hafızalarımızın gerisinde gizlediğimiz eksik veya yanlış bilgiler, fısıltı gazetelerindeki düzmece haberlerle ördüğümüz ön yargılarımız, bir gün güneş gibi hakikat olan bu hatıralar, onları bir çırpıda eritecektir. Aşağıdaki resimler bu ortak hatıraların çok az bir kısmına şahittir. Balkan Harbinde Mısır Kızılayı’nın yaptırdığı hastahaneleri, gönderdiği tıbbi malzemeleri ve çok sayıda doktorları ve diğer yardımları görülüyor. Resimde Osmanlı ordusuna gönderilen tıbbi malzemeleri getiren bir Mısır vapurunu görüyoruz. Resimde Mısır Hilal-ı Ahmer cemiyetinin yaptırdığı Edirne’deki Mısır Hastahenesini görüyoruz. Aynı hastahanenin ameliyathanesinde ameliyat yapılırken… Mısır Hilal-ı Ahmer Heyeti’nin Edirne’de muhtaç olanlara hastahanenin önünde yaptığı erzak yardımı görülmektedir. Resmin altında şu not düşülmüş: “ Mısır Hilal-ı Ahmerinin memleketimizde ifa ettiği muavenet-i müşfikaneye müteallık resimler derc ederek Osmanlı Hilal-ı Ahmer’in bu yegane refiki müslimine karşı teşekkürat-ı Osmaniyeye tercüman olmaya çalışmaktadır. Filhakika Mısır Hilal-ı Ahmer bu çekilen fotoğrafların Osmanlı Hilal-ı Ahmer’in yegane dostu olan kardeş Mısır Hilal-ı Ahmer heyeti bütün Müslümanlara şamil olan son felaketli günlerimizde – cerihası henüz kanayan bir zahmdide-i kalbe iştirak hissiyle –dirler. Bize imkan dairesinde derman olmaya gayret etmiştir. Bu sahifeye derc ettiğimiz resimlerde o gayretin Edirne’de safahatı gösterilmektedir.” Bunun üzerine söylenecek söz yok. Mısır Hilal-ı Ahmer cemiyetinin Beylerbeyi’ndeki hastahanesi: Mısırlı doktorlar tarafından yapılan bir ameliyat esnasındaki görüntüler… Resimde ismi verilmemiş başka bir Mısır hastahanesi ve Mısır’dan gelen teftiş heyeti görülüyor. Resimde Müfettiş Mithad Sami Bey ve memurları görülüyor. İstanbul’a göçen Balkan muhacirlerine yardım eden Mısır Kızılayı ve heyeti…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.