atatürk'ün filistin yenilgisi

  Atatürkün Filistin Yenilgisi Düşman Ordusu 19 Eylül 1918'de Nablus güneyinde batıdan-doğuya doğru 8, 7 ve 4.Orduların savundukları mevzilere karşı büyük bir taarruz harekâtı başlatmıştır. Nablus Meydan Muharebesi olarak tarihe geçen bu çatışmal

- Bu haber 395 kez okundu.

atatürk'ün filistin yenilgisi
  Atatürkün Filistin Yenilgisi Düşman Ordusu 19 Eylül 1918'de Nablus güneyinde batıdan-doğuya doğru 8, 7 ve 4.Orduların savundukları mevzilere karşı büyük bir taarruz harekâtı başlatmıştır. Nablus Meydan Muharebesi olarak tarihe geçen bu çatışmalarda; Mareşal Liman Von Sanders'in Yıldırım Ordular Grubu bozguna uğramış, Cevat Paşanın 8.Ordusuyla kuruluşundaki Albay Refet (Bele)'in 22.Kolordusu imha olmuş, M. Kemal'in 7.Ordusuyla kuruluşundaki Ali Fuat Paşanın (Cebesoy) 20.Kolordusu ve Albay İsmet (İnönü)'in 3.Kolordusu ağır zayiat vermiştir.[1] 19-20 Eylül 1918: General Allenby 7. ve 8. orduların (7. ordu M. Kemal'in ordusu) çekilme yollarını süvari birlikleriyle tıkayarak her iki orduyu da büyük ölçüde imha veya esir ettiğini savaş raporuna yazmıştır. İşte 19-20 Eylül günleri için yazdıkları: "36 saat zarfında 8. Ordu'nun büyük kısmı mağlup edildi. 7. Ordu kıtaları da Samariye tepelerinden geri çekilmeye zorlandı. Piyadelerimiz geri çekilen düşmanı süratle takip ederek süvari kıtalarımızın arasına sürdü. Bunun sonucunda 7. ve 8. Türk orduları `bütün silah ve malzemeleriyle´ elimize düştü." Allenby 24 Eylül'de `kalan son birliklerin de esir alınarak´ her iki ordunun varlığına son verildiğini yazıyor. Toplam `57 bin esir´ alınmış, bunların 5.500'ü subaymış. Raporda 360 top ve üç Türk ordusunun (4., 7. ve 8. orduların) silah ve malzemelerinin ele geçirildiği de belirtiliyor.[2] *** 26 Eylül 1918: İngiliz Ordusu Komutanı General Allenby, Şam'a kadar olan Türk Ordusunun harekatını şöyle anlatmaktadır: "Eylülün 26. günü, Şam'a doğru ileri harekete geçildiği zaman,45.000 Türk ve Alman Şam'da veya Şam'a doğru çekilme halinde bulunuyordu. Bütün düşman birlikleri intizamlarını (düzgün dizilme) kaybetmekle beraber, kendilerine vakit kazandırıldığı takdirde ileri hareketimizi geciktirecek bir kuvvet meydana getirebilirlerdi. Fakat 4.Ordunun geri kalan kısmının imhasıyla, 20.000 kişinin esir alınması, buna imkân bırakmadı. Filistin ve Suriye’deki Türk Ordularının, 4.000'i silahlı olmak üzere 17.000'i bulan bakiyesi (geriye kalanı) her türlü teşkilattan, nakil (ulaştırma) vasıtalarından, hatta savunma için bile olsa, faaliyette bulunmaya elverişli her çeşit malzemeden yoksun bir insan kalabalığı halinde, kuzeye doğru kaçmaktaydı..." [3] *** 19 Eylül 1918'den 26 Ekim 1918 tarihine kadar geçen ve `39 gün´ devam eden geri çekilme süresince verilen zayiat: "19 Eylül 1918'de başlayan Nablus Meydan Muharebesi'nden itibaren, 26 Ekim 1918'de Halep kuzeyinde Katma'da yapılan son muharebeye kadar geçen ve `39 gün´ devam eden geri çekilme süresince, Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığının: `75.000 esir, 360 top, 800'den fazla makineli tüfek, 200 kamyon, 44 otomobil, 89 lokomotif, 468 yük ve yolcu vagonu´ zayiatı olmuştur."[4] Bir "geri çekilme" sürecinde bu kadar zayiat verilir mi? ********** Birinci bölümde M. Kemal'in Filistin cephesinden nasıl birçok zayiat verip Şam'a (Riyak) kaçtığını yazmıştık. Bu bölümde ise Şam'dan (Riyak) nasıl Halep'e kaçtığını ve nihayetinde Halep'ten de kaçtığını veya kemalistlerin tabiriyle "geri çekildiğini" yazacağız. Ve bütün bunlar, yani Filistin cephesinden Şam'a (Riyak), ordan Halep'e kaçış ve nihayetinde Halep'in boşaltılması, bunların hepsi "39 gün" gibi kısa bir süreçte meydana geliyor. Ardından M. Kemal, Ingilizlerle antlaşma yapılmasından başka çarenin kalmadığını söylüyor. Ilginç değil mi?? *** M. Kemal Paşa, 29 Eylül 1918 akşamı (Filistin cephesinden) Şam'a gelmiş (kaçmış). Osmanlı Başkomutanlık Kurmay Başkanlığına rapor yollamış.[1] M. Kemal komutanının emrini dinlemiyor... M. Kemal, 1 Ekim 1918'de Şam'ın düşmanın eline geçmesinden sonra, Şam-Rayak (Riyak) hattında savunmanın devam edemeyeceğini değerlendirerek, birliklerine Halep istikametinde çekilme emri verirken, Mareşal Liman Von Sanders ise bulunulan mevzilerde savunmaya devam edilmesini bildirir.[2] M. Kemal, Liman Von Sanders'in verdiği emrin altına: "Gördüm. Benim emrimden başka türlü hareket etmek mümkün değildir" yazmış.[3] M. Kemal, bir gün önce 5 Ekim 1918'de Halep'e gelmiş[4], 7 Ekim 1918'de İstanbul'daki bir arkadaşına barıştan başka yapılacak bir şey kalmadığını bildirmiştir.[5] M. Kemal, akşama doğru Karargâhını tren istasyonunun iki kilometre kadar kuzeyinde bulunan tepeye almış ve Halep şehrini boşaltmıştır.[6] Kemalistlerin; "M. Kemal ne yapsın düşman çoktu" vs. gibi savunmalarına da bir cevap verelim. O cephede Ingilizler vardı... Hani Atanız 7 düveli memleketten atmıştı?? Bir Ingilizlere karşı mı galip gelemedi? Ayrıca Liman Von Sanders Paşa Alman olduğu halde altı buçuk ay nasıl dayanmış? M. Kemal elin Almanı kadar olamamış mı? Enver Paşa, Alman Genelkurmay Başkanlığının komutayı değiştirmek istemesi üzerine, 27 Eylül 1918'de Yıldırım Orduları Kurmay Başkanı Kazım Paşaya (Diyarbakırlı), bir telgraf çekerek, Mareşal Liman Von Sanders'in durumunu sormuş, Kazım Paşa Enver Paşaya şu cevabı vermişti: "Son çekilmeler (ricatlar) Liman Paşayı sarsmamıştır. Fakat çok üzgündür. Durumdan ümitsiz olmamak için elinden gelebilir her cehdi (çalışmayı) ve kuvveti sarf ediyor ve etmektedir. Egemenliğini, özellikle komutanları arasındaki saygılı mevkiini kaybetmemiştir. Sağlık durumu iyidir. Liman Paşanın değiştirilmesini lütfen kabul etmeyiniz. Vaktiyle devamlı bir ricat (geri çekilme) halinde bulunan bir ordunun emir ve komutasını verdiğiniz bu zat, kuvvetinin her halde on kat üstünde bulunan düşmanı **altı buçuk ay** önünde tutmuş ve sözü geçen orduyla düşmanın **büyük küçük yirmi kadar saldırısını püskürtmüştür.** Memleketimizden Türk çıkarına zararlı olan Alman menfaatini çekmiş büyük rütbeli Alman subayı olarak, bir tek Liman Paşayı tanıyabildim."[7] ********** KAYNAKLAR: [1] Genelkurmay ATASE Başkanlığı Arşivi, Birinci Dünya Harbi Koleksiyonu: Klasör (Kls.) 3705, Dosya (Dos.) 28, Fihrist 21;21-1. Ayrıca bakınız: Şükrü Mahmut Nedim, Filistin Savaşı, 1914-1918, çev. Abdullah Es, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1995, sayfa 157, 158. Ayrıca bakınız: Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, 1914-1918 Genel Savaşı, Bunların Siyasal Tepkileri, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayını, 1957, 3. cild, 3. Klasör, sayfa 456, 457. [2] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar, İstanbul, Pozitif Yayınları, 2004, sayfa 121. [3] Sabahattin Selek , Anadolu İhtilali, 1. cild, 4.b., İstanbul, Burçak Yayınevi, 1968, sayfa 29. Ayrıca bakınız: Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, 1914-1918 Genel Savaşı, Bunların Siyasal Tepkileri, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayını, 3. cild, 3. Klasör, 1957, sayfa 461. [4] Necati Çankaya, Atatürk'ün Hayatı, Konuşmaları ve Yurt Gezileri, Ankara, Tifduruk Matbaası, 1995, sayfa 22. Ayrıca bakınız: Vamik D. Volkan ve Norman Itzkowitz, Ölümsüz Atatürk, Ankara, Bağlam Yayınları, 1998, sayfa 152. [5] Murat Bardakçı, M. Kemal'in Kaleminden: Orta Doğu'yu nasıl kaybettik?, Hürriyet gazetesi, 12 Ocak 2003, sayfa 18. [6] Ayfer Özçelik,Ali Fuat Cebesoy Hayatı ve Faaliyetleri, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, 1989, sayfa 119. Ayrıca bakınız: Güngör Cebecioğlu, Atatürk ve Güney Cephelerimiz, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, 1991, sayfa 56. Ve bu hususta diğer kaynaklar: Liman Von Sanders, Türkiye'de Beş Yıl, çev. M. Şevki Yazman, Burçak Yayınevi, 1968, sayfa 352. H.C. Armstrong, Bozkurt, Kemal Atatürk'ün Yaşamı, 5.b., Çev. Gül Çağalı Güven, İstanbul, Arba Yayınları, 1997, sayfa 75, 76. Ismail Hilmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, İstanbul, Türkiye Yayınevi, 1955, 4. cild, sayfa 449, 450. Kemal Arı, Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1997, sayfa 391. Lord Kinross, Atatürk, Bir Milletin Yeniden Doğuşu, çev. Necdet Sander, 14.b., İstanbul, Altın Kitaplar Yayınları, 2003, sayfa 157. [7] Karal Enver Ziya, Osmanlı Tarihi, İkinci Meşrutiyet ve Birinci Dünya Savaşı, 1908-1918, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1996. 9. cild, sayfa 538. 539. ********** KAYNAKLAR: [1] Genelkurmay ATASE Bşk.lığı, Birinci Dünya Harbi'nde Türk Harbi, cild 4, Klasör 2, Sina- Filistin Cephesi, Kroki:55, Nablus Meydan Muharebesi Krokisi. Kroki'yi görmek için Fotoğraf'a bakınız. [2] General Fahri Belen, 20. Yüzyılda Osmanlı Devleti. Aktaran Mustafa Armağan. [3] Sabahattin Selek, İsmet İnönü, Hatıralar, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1985, cild 1, sayfa 27. [4] Sabahattin Selek, Anadolu Ihtilali, Istanbul, Burçak Yayınevi, 1968, cild 1, sayfa 31.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69