Sultan Abdülaziz'in katli

- Bu haber 44433 kez okundu.

Sultan Abdülaziz'in katli

CİNAYET GÜNÜ 4 HAZİRAN 1876.

4 Haziran 1876 günüydü,saat dokuzu gösteriyordu.Padişah Kur,an okuyordu.Yusuf suresi,ne gelmisti.Katiller sessizce Sultan Abdülaziz,in kapısına sokuldular.Eski padişahın ikinci mabeyincisi Fahri bey izi alıp odaya girdi.Sultan Abdülaziz Fer,iye sarayına getirildiğinden beri Fahri bey,özel hizmetine bakıyor,daha doğrusu Hüseyin avni paşa,ya dakika dakika padişahın yaptıklarını rapor etmek üzere yakınında bulunuyordu.

Önce hal hatır sordu,"Hamd olsun Yüce Rabbime" diye cevap verdi padişah,"Beterin beteri vardır"Gözleri kapıya kayınca cezayirli mustafa pehlivan,la yozgatlı pehlivan mustafa çavuş,u fark etti.Durumu kavradı.Rengi attı.Fakat bir sey söylemesine fırsat kalmadan,üçü bir anda atılıp bastırdılar. O sırada boyabatlı ve diğerleri de odaya girdiler. Boyabatlı ile cezayirli,padişahı dizlerine oturtup çırpınmasını önlemeye çalıştılar.

Fakat padişah çok güçlüydü,zapt edemediler.Göğsünden hançerlediler.Fahri bey,Sultan Abdülaziz,in kollarını arkadan tuttu.Yozgatlı mustafa pehlivan ise keskin bir hançerle padişahın bileklerini kesmeye başladı.Olaya intihar süsü vereceklerdi.Ama hiç bir intiharda iki bilek birden kesilmezdi.Bilekleri kesilen eski padişah,ikinci mabeyinci fahri bey,e son kez bakıp mırıldandı,"Şu kesmeye kıydığın eller,iki gün önce sana kıymetli bir sedef tesbih hediye etmemiş miydi?" Kaderin hükmüne bakınız ki,baş katili fahri bey,i kahveci çıraklığından almış,ikinci mabeyincilik gibi sarayın en yüksek görevlerinden birine kadar yükseltmişti.

Damarlarında ileri geri işleyen hançer derinlere daldığı zaman eski padişah dayanamadı,Acıyla inledi."Aman Allah'ım" Canı,kanıyla birlikte oluk oluk damarlarından akıp gitti,Katiller korku dolu gözlerle son nefesini vermek üzere olan koca padişaha baktılar.Sonra pencereden bahçeye .cıktılar,Kaçtılar.Kapıya bırakılan nöbetciler de işin bittiğini anlayınca sıvıştı.Koridora derin bir sessizlik hakim oldu. Sonra padişahın odasının önünden geçen saray hizmetkarlarından Arzıniyaz kalfa odadan hırıltılar geldiğini duydu,Kapıyı zorladı;ama içeriden sürgülenmisti."Yetişin"diye bağırdı"Efendimize bir haller oldu" koşup gelenler kapıyı kırıp odaya girdiler. Sultan Abdülaziz,in kanlar içindeki vücuduyla karşılaştılar.(Arzıniyaz Kalfa ise şu ilginç bilgiyi de bize sunuyor:Sultan kanlar içindeydi.Sultanın yanı başında Kur'an-ı Kerim açıktı.Saldırı esnasında Sultan Yusuf suresi'ni okuyordu) Henüz ölmemişti.Fakat Hüseyin avni paşa,nın kesin talimatını önceden almış olan bazı subaylar ,son çırpınışlarla titreyen vücudunu,kanları aka aka ve âdeta sürükleye sürükleye saray karakolunun kahve ocağına taşıdılar.Bir sedire uzattılar,Hâlâ sağ olan eski padişahı kurtarmak için kıllarını bile kıpırdatmıyorlardı.

Tarih bu korkunç cinayete şahitti. Bir süre sonra serasker(savunma bakanı) hüseyin avni paşa çıkageldi eski bir pencere perdesini kopartıp padişahın üzerine örterken padişah son kez gözlerini açtı.Şeytanın yüzüne bakar gibi avni paşa,nın yüzüne baktı.Bakışları camlaştı donuklaştı,kurudu. Ancak ondan sonra doktorlar çağrıldı.Resmi tarih bir rapor düzenledi ve ilan edildi buna göre eski padişahın sinirleri bozulmuştu,sakalını düzeltmek için o sabah ayna ve makas istemisti ve bu makasla damarlarını kesip intihar etmişti.Bu rapor yayımlandığı an bile hic kimseyi inandıramadı.Ama o devirde hüküm süren hüseyin avni paşa ,sadrazam mütercim rüştü paşa ve mithat paşa gibi diktatörler olayı ört bas ettiler.

Yıldız mahkemesinde yargılanan katiller suçlarını itiraf ettiler.Tarih susmaz,Sultan Abdülaziz,in öldürüldüğü,Yıldız mahkemesi,nde kesinlik kazanmışken resmi tarih.siyasi sebeplerden dolayı hüseyin avni paşa,mithat paşa gibilerini korumak için intihar ihtimalini savundu. Yıldız mahkemesi,ni"kanun dışı" ilan ettiler,başka careleri yoktu.Çünkü bu mahkemeyi kabul etmek demek, hükmünü de kabul etmek demekti.Hükmünü kabul etmek ise ,mithat paşa,nın katil olduğunu kabul manasına gelirdi.Oysa resmi tarih mithat paşa,yı "büyük bir devlet adamı"sayıyordu. Sultan Abdülaziz,in cenazesini Sultanahmed camii şeyhi Ömer Efendi yıkadı.Ve sultan Mahmud türbesine defnedildi.

Kaynak.Kayıtdışı Tarihimiz.Yavuz Bahadıroğlu,sayfa.145-146-147-148.Nesil Yayınları,Aralık,2012

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.