Osmanlı'da kuş evleri

Osmanlı'nın ince ruhunun, yaratılana duyulan saygı, sevgi ve merhametin en güzel göstergelerinden biri olan kuş evleri, diğer bir deyişle kuş sarayları, Osmanlı medeniyetine özgü bir güzellik olarak karşımıza çıkar. 16. yüzyıldan itibaren bir çok Anado

- Bu haber 899 kez okundu.

Osmanlı'da kuş evleri
www.yalanyazantarihutansin.org Osmanlı'nın ince ruhunun, yaratılana duyulan saygı, sevgi ve merhametin en güzel göstergelerinden biri olan kuş evleri, diğer bir deyişle kuş sarayları, Osmanlı medeniyetine özgü bir güzellik olarak karşımıza çıkar. 16. yüzyıldan itibaren bir çok Anadolu ve Rumeli şehir ve kasabalarında, binaların cephelerine kuş sarayları yapılmaya başlanmış ve giderek yaygınlaşmıştır. En sanatkarane örnekleri İstanbul'da olup, 19. yüzyıla kadar gelişerek milli mimarimizin çok ilgi çekici bir detayı haline gelmiştir. Ev, cami, çeşme, medrese, han, kütüphane, türbe, sıbyan mektebi, şifahane, iskele ve köprülerin rüzgar vurmayan, güneş alan yerlerine bir saray gibi ihtimamla yapılan bu kuş evleri İslamiyet'in verdiği ruh ile ulvileşen Osmanlı düşüncesinin müşahhas sembolleridir. Eski şehirlerimizde, insanlarla birlikte yaşayan leylek, güvercin, kumru, kırlangıç, serçe gibi kuşlar en sevilen hayvanlardı. Buraları rahatsız etmek, öldürmek çirkin ve günah; yuva yapmalarına, beslenmelerine yardım etmek ise güzel ve sevab sayılırdı. 1874 senesinde İstanbul’u ziyaret eden İtalyan seyyah Edmando De Amicis şöyle der: “Sultanların veya şahısların hayırlarıyla beslenen sayılamayacak kadar çok güvercin sürüsü vardır. Türkler, kuşları himaye edip beslerler. Kuşlar da onların evlerinin etrafında, denizin üstünde ve mezarların arasında şenlik ederler. İstanbul’un her yerinde, insanın etrafında uçuşan kuşlar vardır.” Le Brayn ise : "Türklerin iyiliği insanlarla sınırlı değildir. Hayvanları ve kuşları da içine alır. İhtiyarlara ve çocuklara gösterdikleri büyük ilgi gibi hayvanlara iyilik etmekten de zevk alırlar. Leylek ve kırlangıçlar kovulma tehlikesine maruz kalmaksızın istediği Türk evinin üzerinde yuvasını yapabilir." der. Fransız seyyah A. L. Castellan ise bu güzellikleri şöyle yansıtır: “Bir Türk meskeni inşa edilirken, güvercinlerin ve diğer kuşların susuz kalmamaları için münasip yerlere yalaklar yapmak Türk sivil mimarisinin vazgeçilmez özelliklerindendir. İstanbul’a hububat, gemilerle gelir ve limanlara boşaltılır. Binlerce kuş boşaltmayı bekleyip hücuma geçer. Onlar için çuvallar açılır ve Türk gümrüğünün harç olarak aldığı miktardan fazlasını tüketirler.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.