Selahaddin Eyyubi'nin türbesinde üç hava şehidi.

Bu uçuşla Balkan savaşlarının acı hatıraları silinecek, devletin gücünün yerinde olduğu gösterilecekti. Aynı zamanda Arap- İslam aleminde Osmanlı devletinin prestijinin artması sağlanmış olacaktı. Devletler arasında havada başlayan rekabete Osmanlı dev

- Bu haber 40 kez okundu.

Selahaddin Eyyubi'nin türbesinde üç hava şehidi.
şehit Bu uçuşla Balkan savaşlarının acı hatıraları silinecek, devletin gücünün yerinde olduğu gösterilecekti. Aynı zamanda Arap- İslam aleminde Osmanlı devletinin prestijinin artması sağlanmış olacaktı. Devletler arasında havada başlayan rekabete Osmanlı devleti de uzak kalmıyordu. 1909-1911 yılları arasında Avrupa ülkelerine birçok subay gönderildi. Ayrıca Fransa’dan satın alınan uçaklarla tayyare bölükleri ( Osmanlı hava kuvvetleri ) oluşturuldu. Osmanlı hava kuvvetleri birkaç yıllık olsa da pilotlar Avrupalı rakiplerinden geri kalmak istemiyorlardı. Onlar da imparatorluğun bir ucundan diğer ucuna bir uçuş planlayarak bu yarışa katıldılar. Yolculuk İstanbul’dan başlayıp Kahire’de son bulacaktı ve yaklaşık 2 bin 500 kilometre idi. Planlanan İstanbul-Kahire uçuşu yalnızca bir rekabetin ürünü değildi. Aynı zamanda siyasi amaçları da vardı. Bu uçuşla Balkan savaşlarının acı hatıraları silinecek, devletin gücünün yerinde olduğu gösterilecekti. Aynı zamanda Arap- İslam aleminde Osmanlı devletinin prestijinin artması sağlanmış olacaktı. Uçuşu planlamasını yapan Harbiye Nazırı Enver Paşa idi. İki tayyarelik bir filonun Kahire’ye gitmesi kararlaştırıldıktan sonra uçuş tarihi 8 Şubat 1914 olarak belirlendi. Bu yolculuğa Bleriot marka “Muavenet -i Milliye” uçağıyla Yüzbaşı Fethi Bey ve Üsteğmen Sadık Bey, Deperdussine marka “Prens Celaleddin” uçağı ile de Yüzbaşı Nuri Bey ve Yüzbaşı Hakkı Bey uçacaktı. Uçuş planı 25 saat ve 2500 km olarak şu etaplara bölünmüştü: İstanbul’dan hareketle Eskişehir, Afyon, Konya, Ulukışla, Adana, Halep, Humus, Beyrut, Şam, Kudüs, El-Ariş, Port-Said, Kahire ve İskenderiye. Tam bir macera seferi olmasına rağmen yer hizmetleri iyi düzenlenmiş, belirlenen merkezlere benzin ve yedek parça gönderilmişti. Ayrıca uçakları karadan makinistler takip edecek, arızaları tamir edeceklerdi. Uçuşun en zor yanı yüksekliği 3 bin metreyi bulan Toros dağlarını aşmaktı. Dönemin uçakları ancak kısa bir süreliğine o yüksekliğe çıkabiliyorlardı. Uçuşun bir diğer zor yanı ise Türk pilotlar o güne kadar hep İstanbul civarında uçmuşlardı ve güzergahı tanımıyorlardı. Pilotlar yerleşim birimlerine bakarak yön tayin etmek zorunda kalacaklardı. Seyahat 8 Şubat 1914’te İstanbul Yeşilköy’de yağmurlu bir havada başladı. Binlerce kişinin meydanı doldurduğu törene Enver Talat ve Cemal Paşalar da katıldı. Saat 9:10’da önce Prens Celaleddin sonra da Muavenet-i Milliye havalandı. Fethi ve Sadık Beyin kullandığı Muavenet-i Milliye uçağı 16 gün süren maceralı ve tehlikelerle dolu bir yolculuğun ardından Şam'a geldi. 27 Şubatta ise Şamdan Kudüs’e doğru yola çıkıldı ancak Taberiye gölü yakınlarında Muavenet-i Milliye uçağı düştü ve Fethi Bey ile Sadık Bey şehit oldular. Şehit haberi bütün yurtta üzüntüye sebep oldu. Şehit pilotların cenazeleri Şam’a getirilerek burada Selahaddin Eyyubi Türbesine defnedildi. Türk Havacılığı ilk şehitlerini böyle vermişti. Nuri ve Hakkı Beylerin uçuşu ise daha ilk günden itibaren talihsizliklerle başlamıştı. Hava şartlarının müsaade etmemesinden dolayı Mudanya’dan geri dönmek zorunda kaldılar. Sonrasında tekrar uçuşa geçtiklerinde Karamürsel civarında motor arızasıyla karşılaşmışlar ve İznik’e inmek zorunda kalmışlardı. Aynı gün indikleri Lefke’de bir gece kaldıktan sonra yolculuklarına devam ettiler. Lefke’den aldıkları iki torba postayı Eskişehir’e getirdiler. Bu olay Türkiye’nin ilk hava posta taşıması olarak tarihteki yerini aldı. 19 Şubatta Konya’ya varan Nuri ve Hakkı Beyler yine maceralı bir yolculuk sonrası ancak 6 Martta Beyrut’a ulaştılar. Beyrut’tan sonraki rota ise Kudüs ve El-Ariş üzerinden Kahire’ye varmaktı. Ancak bu uçuş da felaketle sonuçlandı. Yeteri kadar yükselemeyen uçağın bir kanadının denize değmesi sonucu uçak denize çakıldı. Nuri ve Hakkı Beyler uçağın içinden çıkmayı başardılar. Sandallarla yardıma koşuldu. Ancak ulaşılana kadar Nuri Bey çok su yutmuştu ve tüm çabalara karşın kurtarılamadı ve şehid oldu. Kahire seferi üçüncü bir can daha almıştı. Nuri Bey de, Fethi ve Sadık Beylerin yanında, Selahaddin Eyyübi Türbesi'nde toprağa verildi. İlk uçağın düşüşünün ardından Harbiye nazırlığı üçüncü bir ekibin hazırlıklarını yapıyordu. Üçüncü ekip de 6 Mart günü “Ertuğrul” adlı Bleriot marka bir uçak ile İstanbul’dan yola çıkmışlardı. Bu uçağın pilotları Salim ve Rasıdı Kemal Bey’lerdi. Bu uçak da ancak Edremit’e kadar ulaşabildi ve burada düştü. Pilotların kurtulduğu bu olayda uçak enkaz haline gelmişti. Edremit halkı bu olaydan büyük üzüntü duymuş ve bir kampanya düzenleyerek para toplamıştı. Toplanan bu paralarla yeni bir uçak alındı. Edremit adı verilen Bleriot tipi uçak, Saidiye Gemisi’yle 11 Nisan’da İstanbul’dan Beyrut’a nakledildi. Uçak orada monte edildi ve birkaç deneme uçuşu yaptırıldı. Seyahatin son kısmı için artık her şey hazırdı. Dördüncü uçağın bu yeni seyahatinde,Yüzbaşı Salim ve Kurmay Yüzbaşı Kemal beyler yer alacaktı. Edremit uçağı 1 Mayısta Kudüs’e, 4 Mayısta El-Ariş ve 6 Mayısta da Port Said’e vardı. 9 Mayısta ise Kahire’ye ulaştı. Böylece 8 Şubatta başlayan Kahire uçuşu tamamlanmış oldu. Kahire’de birçok gösteri uçuşu yapan pilotlar 22 Mayısta Romanya’nın Daçya vapuruna tayyarelerini yükleyerek İstanbu’la döndüler. Bu seyahat esnasında Kudüs, Port-Said ve Tanta’dan birer, İskenderiye’den dört uçak alınacak kadar bağış toplandı. İlk hava şehitlerinin hatıralarını ebedileştirmek içinse 1916’da Fatih’te Belediye Binası önündeki meydana bir anıt inşa edildi. Kaynaklar: Uğur Şevkat, İmparatorluk Semalarında Osman Yalçın,Türk Havacılık Tarihinde Bağış Uçakları ve Havacılık Sanayii Kurulmasına Tesirleri Mustafa Kaçar; Osmanlılarda Havacılık
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.