Osmanlı'yı 1.Dünya Savaşı'na sokan gizli pazarlıklar neydi?

1.Dünya Savaşı'nın üzerinden tam 100 yıl geçti. Peki derin yaralar alan ve uzun süre bu yaraları sarmaya çalışan Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşı'na nasıl girdi? Derin Tarih Dergisi Ağustos sayısında Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na girmesine yol a

- Bu haber 43 kez okundu.

Osmanlı'yı 1.Dünya Savaşı'na sokan gizli pazarlıklar neydi?
1.Dünya Savaşı'nın üzerinden tam 100 yıl geçti. Peki derin yaralar alan ve uzun süre bu yaraları sarmaya çalışan Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşı'na nasıl girdi? Derin Tarih Dergisi Ağustos sayısında Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na girmesine yol açan başat faktörleri 100. yıl dönümü münasebetiyle okurlarıyla paylaştı. Gültekin Yıldız’ın imzasını taşıyan yazıda Yavuz ve Midilli gemilerinin bizi savaşa sürükleyen yolculuklarına yer veriliyor. Dünyayı kasıp kavuran savaş! 28 Temmuz 1914’de 1. Dünya Savaşı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Sırbistan’a harp ilan etmesiyle başlamıştı. Osmanlıların bu büyük kapışmaya dahil olması ise 29 Ekim 1914’de gerçekleşecekti. Bu iki tarih arasında geçen üç ay, Osmanlı Devleti’nin akıbetini belirleyecek bir dizi gizli diplomatik pazarlık ve stratejik hesapla dolu uzun gün ve gecelere tanıklık etti. Devletin bekasını ancak güçlü bir müttefik desteğiyle sağlayabileceklerini düşünen son sadrazam ve nazırlar, tam 100 yıl önce 1914 Ağustos ayında aradıkları stratejik ortağı bulmuşlardı. Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinde iki olay etkili oldu: Öncelikle Enver Paşa ve arkadaşlarının Padişah dahil herkesten gizli bir şekilde Almanlarla anlaşarak seferberlik kararı almaları. Ardından aynı gün İngiltere’den sipariş edilen ve parasının büyük bir kısmı ödenmiş iki büyük zırhlı savaş gemisinin (dretnotu) İstanbul’a teslim edilmeyeceği haberinin gelmesi… Osmanlı Devleti’ni savaşa sürüklemek hususunda en az seferberlik kararı kadar kayda değer bir gelişmeydi bu. Göben ve Breslau sahnede! Tam o günlerde Almanya donanmasının Akdeniz Bölgesi filo komutanı Tuğamiral Wilhelm Souchon komutasındaki Göben ve Breslau kruvazörleri, Fransız işgali altındaki Cezayir’in Bône ve Philippeville limanlarını topa tutarken, Fransızların müttefiki İngiltere’nin iki büyük kruvazörü tarafından görülmüş ve takibe alınmışlardı. Gemilerini kurtarmak derdine düşen Amiral Souchon’un önünde iki seçenek vardı: Ya Cebelitarık’tan geçerek Atlas Okyanusu’na kaçarak oradan Kuzey Almanya’ya seyri deneyecek ya da müttefiki Avusturya kontrolündeki Adriyatik Denizi’ne sığınmaya çalışacaktı. Ancak Souchon’a Almanya’dan 3 Ağustos’un 4 Ağustos’a bağlandığı gece saat 02:35’de beklemediği bir mesaj geldi: “Türkiye ile anlaşma, Göben ve Breslau derhal İstanbul’a gidiniz.” Talimat üzerine Souchon rotayı doğuya çevirtti. İngiltere’nin, Belçika’ya saldıran Almanya’ya verdiği ültimatomun süresi 4 Ağustos gecesi dolacağından İngiliz gemilerinin kendilerine saldıramamasından yararlanan Souchon gemilerine yol artırdı ve hasımlarını atlatarak İtalya’nın Messina Limanı’na yöneldi. Burada kömür ikmali yapan Alman kruvazörleri sert bir seyirle takip altında 10 Ağustos’ta Çanakkale önlerine vardı. Harbiye Nazırı Enver Paşa, daha önceden talep ettiği bu iki güçlü savaş gemisini Osmanlı donanmasına katmak arzusuyla Göben ve Breslau’nun Marmara Denizi’ne geçmesine izin verdi. İstanbul’daki İngiliz, Fransız ve Rus elçileri birbiri ardına protesto notaları verdiler. Yavuz ve Midilli Boğaz’da! Neticede Osmanlı yetkilileri tarafından bir ara formül geliştirildi ve geçici olarak her iki tarafı da teskin edeceği düşüncesiyle iki Alman kruvazörünün Osmanlı Devleti tarafından satın alındığı ve Göben’in isminin Yavuz Sultan Selim, Breslau’nun isminin ise Midilli olarak değiştirildiği iç ve dış kamuoyuna ilan edildi. Başta Amiral Souchon olmak üzere gemilerin Alman mürettebatı da başlarına giydirilen fesler ile zahirde Osmanlı donanmasının personeli haline getirilmişlerdi. Böylece iki Alman kruvazörü 16 Ağustos günü Osmanlı bayraklarıyla İstanbul önlerinde arz-ı endam etti. Cemal Paşa’nın gayretleriyle basında çıkarılan hararetli yazılar ile Osmanlıların İngilizlerin vermediği iki dretnotun yerine Alman kruvazörlerini ikame ettiğine ikna edilen halk bu güç gösterisine heyecanla iştirak etti. Cemal Paşa gemilerin güvertesine çıktı ve resmiyette onları hükümeti adına teslim aldı. Ağustos ayının devam eden günleri, takip eden Eylül ve Ekim aylarında daha da artan bir şekilde İstanbul ve Berlin’deki Alman siyasî ve askerî yetkilileriyle görüşme trafiğiyle geçirildi. Bir süre sonra Moda önlerinde demirleyen Yavuz ve Midilli’nin Karadeniz’e açılarak Rus limanlarına saldırması ve bu şekilde Osmanlı Devleti’ni Alman savaş planları çerçevesinde “Cihad-ı Ekber” ilan etmeye mecbur bırakması için sadece iki aylık bir süredeki gizli pazarlıklar yeterli olacaktı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.