OKUYAN ÇOK ŞEY ÖĞRENİR...(Fotoğraf) Alliance Israélite Universelle’nin Selanik’teki Okulunun Yemekhanesi'dir.

1843 yılında New York’ta bir araya gelen on iki genç Yahudi, B’nai B’rith adıyla kendi Mason tarikatlarını kurmuşlar ve locaları kısa zamanda Avrupa’ya da yayılmıştır. Yine 1860 yılında Rothschildlerin desteğiyle Paris’te Alliance Israélite Universelle ad

- Bu haber 1028 kez okundu.

OKUYAN ÇOK ŞEY ÖĞRENİR...(Fotoğraf)  Alliance Israélite Universelle’nin Selanik’teki Okulunun Yemekhanesi'dir.
www.yalanyazantarihutansin.org 1843 yılında New York’ta bir araya gelen on iki genç Yahudi, B’nai B’rith adıyla kendi Mason tarikatlarını kurmuşlar ve locaları kısa zamanda Avrupa’ya da yayılmıştır. Yine 1860 yılında Rothschildlerin desteğiyle Paris’te Alliance Israélite Universelle adında bir cemiyet kurulmuştur. Kamondo Ailesinin yardımlarıyla Osmanlı coğrafyasının birçok yerinde okullar açan bu Cemiyet, Selanik’teki ilk şubesini 1864 yılında açmıştır. Alliance’ın Selanik’teki okullarında yetişenlerden biri de İtalyan Yahudisi avukat Emanuele Carasso’dur. Aynı zamanda B’nai B’rith’in Selanik’teki âzâlarından olan Carasso, 1890’lı yıllarda Mazzini’nin Genç İtalya modelini esas alarak, Sultan Abdülhamid’in idaresine karşı mücadele edenleri Genç (Jön) Türkler adıyla organize etmiştir. Daha sonra, Mazzini’nin de bağlı bulunduğu İtalya Büyük Doğu’nun Maşrık-ı Âzam Yardımcısı Ettore Ferrari, 1900 yılında İstanbul, İzmir ve Selanik’teki Mason Localarını ziyaret etmiş ve onları Sultan Abdülhamid tahta çıkınca girdikleri uykularından uyandırmıştır. Bu ziyarette yeniden faaliyete geçen localardan biri de Selanik’teki Makedonya Risorta (Diriliş) Locasıdır. Locanın başına, daha sonra adını Türkçe ‘Karasu’ olarak değiştiren avukat Carasso geçirilir. Üstad-ı Azamlığını yaptığı locaya ilk katılanlar arasında Mithat Şükrü (Bleda), Mustafa Rahmi, İsmail Canbolat ve Alliance’ın Edirne’deki okulunda Türkçe muallimliği yapmış Mehmet Talat (Paşa) Beyler vardır. Bu kişiler ileride Genç İtalya hareketinin “Unione, Forza e Liberta! (İttihat, Terakki ve Hürriyet!)” sloganından ilham alarak İttihat ve Terakki Cemiyetini kuracaklardır. Aubrey, babasının aksine Türkleri çok sevmektedir. Buna rağmen O da Jön Türkler gibi, İngiliz çıkarlarını hilafet politikası ile sık sık baltalayan ve Mezopotamya topraklarını vermeye yanaşmayan Sultan Abdülhamid’den hiç hoşlanmaz. Nitekim Jön Türk hareketini İngiltere adına O idare eder. Hareketin finansörlüğünü de dünürleri Rothschildler üstlenir. Aubrey, vaktinin tamamını neredeyse Balkanlarda geçirir. Bektaşi tekkelerinde yatıp kalkar. (Sabetay Sevi Balkanlara sürgüne gönderildiği için Dönmelerin hem Balkanlarda hem de İstanbul’da Bektaşi ve Mevlevi tekkeleri ile sıkı bağlantıları vardı.) O ve arkadaşları, Sultan’ın hafiyelerine rağmen Arnavut, Yunan, Bulgar ve Makedonyalı komitacıları kullanarak ayaklanmalar çıkartmayı başarır. Hepsine bağımsızlık vaat ederler. İstanbul’da patlayan bombalar ve ekonomik darboğaz Sultan’ı iyice köşeye sıkıştırır. Makedonya Locası kısa bir zamanda Jön Türklerin toplanma yeri olur. Feyziye Mektebinin Müdürü Selanikli Cavid Bey gibi çok sayıda Dönme de Onlara katılır. (Ekonomik meselelerde bir deha olan Cavid Bey, Rothschildlerin mutemetidir.) Balkanlarda ihtilal rüzgârları esmeye başlar. Mustafa Kemal de Şemsi Efendi’nin (asıl adı Şimon Zwi) mektebinde laik eğitim almış genç bir subaydır. (1906 yılında Kudüs’te Eliezer Ben-Yehuda ile tanışmış ve Osmanlıyı Batılılaştırma fikri zihninde tamamen şekillenmiştir.) Hürriyet fikirleri ile doludur, vatanı için bir şeyler yapmak arzusu ile yanıp tutuşmaktadır. Arkadaşı Ali Fethi (Okyar) gibi O da bu hürriyet rüzgârına kendini kaptırır. 1907 yılında İtalyan locasına ve Fransız Veritas locasına kayıt olur ve Jön Türklere katılır. Ceddi gibi kendisi de farmason olan Aubrey, İstanbul’da kendisine bu camiadan birçok arkadaş edinir; M. Kemal de bunların arasındadır. Aubrey, kardeşi Mervyn ile beraber Selanik’teki hazırlıkları son bir defa gözden geçirir ve 1908 İhtilaline giden yol Arnavut Niyazi Beyin kumandasındaki birliklerin Resne’de isyan etmesiyle başlar. M. Kemal gibi Manastır Askeri İdadisi’nden mezun olan Niyazi Beyin başlattığı bu isyan, Makedonya’yı tutuşturan bir kıvılcım olur. Subaylar ve askerler ayaklanır. Locanın aldığı karar üzerine Mithat Şükrü, 23 Temmuz’da Siroz’a gelir. Saray’a meşrutiyeti tekrar ilan etmesi için telgraflar çekerler ve Resne, Debre, Makedonya ve Arnavutluk’ta meşrutiyet ilan ederler. Locanın azaları Selanik’te meşrutiyeti kutlayan konuşmalar yaparlar. Artık başka şansının kalmadığını gören Sultan, Meşrutiyeti yeniden ilan eder ve Meclis-i Mebusan’ı açar. İlanın ardından Makedonya Risorta Locasında şekillenen İttihat ve Terakki hareketi, siyasi bir fırkaya dönüşür. Aubrey, seçimleri izlemek üzere Kasım ayında İstanbul’a geçer. II. Meşrutiyet ile beraber Osmanlı Siyonistleri, Dr. Victor Jacobson liderliğinde Aralık ayında İstanbul’da toplanırlar. İçlerinde İttihat ve Terakkinin Sekreteri ve mason Nesim Mazliyah, artık Selanik mebusu olan Carasso, Alliance’dan aldığı bursla Paris’te okuyan Hahambaşı Hayim Nahum, Talat Paşa’nın sekreteri Nesim Russo ve Ze’ev Jabotinsky de vardır. Alınan milletlerarası Siyonist kararları kabul ederler ve bu hedeflere İttihat ve Terakki vasıtasıyla ulaşmaya karar verirler. Bunun için Sultandan kurtulmak gerekmektedir. Bu yüzden Fitzmaurice’in yardımıyla önce 31 Mart Vakası olarak bilinen ayaklanma gerçekleştirilir. Sonra bu ayaklanmayı bastırmak bahanesiyle, M. Kemal’in de içinde bulunduğu Hareket Ordusu İstanbul’a getirilir ve Sultan Abdülhamid tahttan indirilir. Aubrey, istihbaratçı bir mason olarak ilk operasyonunu kansız bir şekilde yüzünün akı ile tamamlarken bir yandan da geleceğin Atatürk’ünü tanıma fırsatı bulmuştur. Aubrey’in Jön Türk hareketini idaresi, 1916 yılında Oxford’tan arkadaşı istihbaratçı John Buchan tarafından Greenmantle adı ile romanlaştırılır. Aubrey, 20 Ekim 1910’da 4. Vesci Vikontu John Robert William Vesey’in kızı Mary Gertrude ile evlenir. Annesi, Onlara Somerset’te Pixton Park adındaki büyük araziyi ve içindeki malikâneyi; kayınvalidesi ise Londra’da umumiyetle asilzadelerin yaşadığı Berkeley Meydanı’nın hemen yanındaki Bruton Sokak’ta 28 nolu evi hediye verir. (Aubrey’in babası da bu meydandaki 13 nolu evi almıştı, fakat 13 rakamından hoşlanmadığından olsa gerek nosunu 12A olarak değiştirmişti.) Aubrey evlendikten sonra siyasete girmeye karar verir ve Güney Somerset’ten muhafazakâr milletvekili seçilir. Ömrünün sonuna kadar da milletvekili olarak kalır. Parlamentodaki en yakın arkadaşları, İstanbul’da beraber çalıştığı Mark Sykes ve George Lloyd’dur. Avam Kamarasında Türkçe’yi en iyi konuşan ve Türkleri en iyi tanıyan Odur. Bu yüzden, Haziran 1911’de V. George’un taç giyme merasimi için Londra’ya gelen Şehzade Yusuf İzzettin Efendi’ye de refakat eder. İttihatçıların iktidara gelmesi ile imparatorluk çatırdamaya başlamıştır. Bu tecrübesiz idarecilere karşı ilk isyan, yıllardır İngilizler tarafından karıştırılan Yemen’de çıkmış; İmam Yahya liderliğindeki Yemenliler ayaklanmıştır. (Aubrey’in Boxton Ailesinden Leland Buxton ile beraber 1905 yılında Yemen’i ziyaret ettiğini bilmekte fayda var.) Yüzbaşı İsmet (İnönü) Beyin de yer aldığı bir askeri harekât ile bu isyan bastırılmış; fakat Yemen’e idari serbestlik tanımak mecburiyetinde kalınmıştır. Tam Yemen meselesi halledildi derken bu sefer de İtalya, Libya’yı işgal eder. Mustafa Kemal ve Ali Fethi gibi subaylar gizli bir şekilde Libya’ya geçip İngiltere’nin desteğiyle İtalyanlara karşı direniş gösterseler de muvaffak olamazlar ve Osmanlı İmparatorluğu Kuzey Afrika’yı tamamen kaybeder. Sultan Abdülhamid’den kurtulan İngiltere, Libya’dan sonra hiç ara vermeden Balkanları ihtilale hazırlamaya başlar. Bu maksatla her bir Balkan devleti için bir masa oluşturulur ve buraya o milletin dilini ve kültürünü en iyi bilen kişiler seçilir. Aubrey ve Edith Durham Hanımın payına da büyük petrol rezervleri ve zengin madenleri olduğu rapor edilen Arnavutluk düşer. (Daha sonraları İngiltere Hükümetine ait Anglo-Persian Oil Company, ülkedeki petrolü yetersiz bulacak ve Arnavutluk petrolünü İtalyanlara bırakacaktır.) Aubrey, bu politika doğrultusunda sık sık Balkanlar’a seyahat eder ve İstanbul’da vazifeli iken tanıştığı ve 1908 İhtilalinde büyük hizmeti geçen Arnavutlar (Esad Paşa Toptani, İsmail Kemal (Vlora), vb.) ile görüşür. Arnavutlar, iktidardaki İttihatçıların yanlış politikalarından bîzârdır. Aubrey’in desteğiyle Osmanlı’ya karşı ayaklanırlar ve nihayet 1912’de Arnavutluk istiklaline kavuşur. Arnavutluk işini halletmenin verdiği rahatlıkla Aubrey, karısı ile İstanbul’a gelir, birkaç hafta kaldıktan sonra İtalya Portofino’daki villasına geçer. M. Kemal ise ileride İsrail’in ilk başbakanı olacak David Ben-Gurion ve ikinci başkanı olacak Yitzhak Ben-Zvi ile İstanbul’da siyasi faaliyetlerde bulunmaktadır. Ertesi sene Enver ve Talat’ın Bâb-ı Ali baskınından sonra Aubrey yine İstanbul’a gelir ve o kışı İstanbul’da geçirir. Böylece Enver ve Talat gibi birçok eski dostu ile hasret giderme imkânı bulur. (İktidarı ele geçiren Enver ve Talat, Osmanlı ordusunu Almanlara, donanmasını da İngiliz mütehassıslara teslim eder. Mesela Rothschildlerin Vickers firması Haliç’teki Osmanlı cephaneliğini modernize etme işini alır. Bununla beraber Cihan Harbinden evvel İngilizlere sipariş verdikleri iki geminin teslim edilmemesi, İttihatçıların kalbini çok kıracaktır.) 1914 yılı Mayıs ayında Londra’da düzenlenen Balkan Konferansında İsmail Kemal, kendilerine istiklal yolunu açan Aubrey’e Arnavutluk tahtını teklif eder. Fakat krallık kolay değildir, başına bir sürü masraf açacaktır. Hariciye Sekreteri de itiraz edince bu teklifi reddeder. Tahta Romanya Kraliçesi olan halası Elizabeth’in ısrarı üzerine Prens William geçirilir. (Aubrey’in annesi Elizabeth, Amerika’da sefir olan kardeşi Sir Esme Howard vasıtasıyla Rockefeller’dan maddi yardım almış ve bu destek ile Aubrey’in ölümünden sonra da Arnavutluk’a hastaneler vs. yaptırmıştır.) Aubrey’in dostu Marmaduke Pickthall ve arkadaşları, 1913 yılı sonunda İttihat ve Terakki’yi desteklemek için Londra’da Anglo-Osmanlı Cemiyeti’ni kurmuşlardır. Aubrey ve birçok milletvekili arkadaşı da buraya üye olur. (Müslüman bir farmason olan Marmaduke, Aubrey sayesinde İttihatçıları yakından tanıma fırsatı bulmuştur. İttihatçılar bir ara Hem Marmaduke’ün hem de Aubrey’in adını İstanbul’da caddelere vermişlerdi.) Aubrey, İstanbul’a gidemediği zamanlar buradaki işlerini Talat Paşa, Rıza Tevfik (Bölükbaşı), İngiliz Rıfat diye bilinen Rıfat Müeyyet ve Mithat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Bey gibi dostları vasıtasıyla yürütür. Yine aynı zamanlarda, altın sarısı saçları ve gök mavisi gözleri ile geldiğinden beri Sofya gecelerinin ve hanımlarının vazgeçilmezi olan Sofya Ataşesi M. Kemal ile dostluk kurma fırsatı bulur. Kendisini bir öğlen yemeğinde Balkanlardaki evinde misafir eder. Yemekte Albay Ronald F. Forbes’in karısı istihbaratçı Rosita da vardır. Yirmi iki yaşında genç ve güzel bir hanım olan Rosita’yı, M. Kemal’in ağzından laf almak için çağırmıştır. Rosita, yemekte M. Kemal ile Lord Allenby’in arasına oturur. Yemekte neler konuşulur bilmiyoruz ama Rosita’nın yanına oturan bu iki adam, kaderin bir cilvesi olarak sadece 3 sene sonra Filistin Cephesinde karşı karşıya gelecektir. Selanik Aubrey, elçilikte iken İngiliz dergilerine ‘Ben Kendim’ mahlası ile yazılar yazıyordu. En son yazdığı kitabına da aynı adı vermişti. ‘Ben Kendim’ adlı kitabında 1908 İhtilali hazırlıklarını şu şekilde anlatmaktadır; “Mavi denizi ve selvileri ile Selanik, Olimpus için sadece bir ayak taburesi. O bir entrikalar ve zulümler şehri. İlk ziyaret ettiğim günlerde İstanbul’dan daha hür bir yerdi; o zamanlar şimdiki teyakkuz ve yaşayanların ekseriyetini teşkil eden, her zaman Türkiye’nin diğer tebaasından daha fazla hür olan ve aslında, ticari rakipleri olan Rumları ve Ermenileri katleden diğer insanlara can-ı gönülden yardım eden Yahudiler yoktu. Yaklaşan fırtına henüz patlamamıştı; fakat homurtuları duyuluyordu. Büyük Doğu çalışıyordu. New York ile Selanik’in ayakkabı boyacıları arasında ve yine Selanik ile asi Arnavutlar arasında bağlantılar vardı. Talat, Fransız İhtilalinin literatürünü çalışıyordu; Karasso, farmasonlarla işbirliği halindeydi; Enver, Makedonya’nın dağlarında veya Körfez’de yüzen bir kayıkta taktiklerle meşguldu. Umumiyetle Dönme olarak bilinen Selanik’in Yahudileri, Türk İhtilalinin hakiki sahipleriydi. İbrani olduklarını anlamak kolay; fakat inanç olarak tarif edilemiyorlar. Popüler hüküm, onların sözde Müslüman ve aslında Tevrat’ın ilk beş kitabının müritleri olduğuydu. Rimmon Tapınağında menfaat uğruna başlarını sallıyorlardı. O zamanlar, onların varlığını sadece Yakın Doğu’nun en gayretli talebesi biliyordu ve neticelerinin dünyayı sarsacağı bir ihtilalin asıl yazarlarının Dönmeler olduğu kehanetinde bulunacak hiçbir adam yoktu.” Fırıncı ve Hamur 1908 İhtilali, arkasından 31 Mart Vakası, sonra da Enver ve Talat’ın 1913 darbesi. Osmanlı, arka arkaya ihtilaller yaşıyordu. Carasso, bu yaşananları 1913 yılı Eylül’ünde dostlarına şöyle anlatıyordu; “Siz hiç hamur yoğuran bir fırıncı gördünüz mü? Bizi ve Türkiye’yi düşündüğünüzde fırıncı ile hamuru gözünüzün önüne gelmeli. Biz fırıncıyız, Türkiye de hamur. Fırıncı hamuru evirir çevirir, hızla çarpar ve tokatlar, yumruğu ile döver… Ta ki pişirme kıvamına gelene kadar. Bizim yaptığımız da budur. Bir ihtilal yaptık, sonra karşı bir ihtilal, sonra başka bir tane ve hamur kıvama gelene kadar muhtemelen yapmaya devam edeceğiz. Sonra onu pişireceğiz ve onunla besleneceğiz.” M. Kemal ve Lord Allenby Yemekte Aubrey’in arkadaşı Rosita Forbes, bu yemeği Appointment With Destiny (Kaderle Randevu) adlı kitabında anlatmaktadır. Bu hatıra aynı zamanda Aubrey’in yazısının ne kadar kötü olduğunu da göstermektedir; O gün Aubrey Herbert’ten gelen çılgınca bir mektubu bana hatırlattılar. Noel Buxton (Bulgaristan’ın hakları için uğraşan, Leland Buxton ile aynı aileden bir parlamenter) ile beraber, hayalperest İngiliz’in dikkatinden kaçan başıboş Ermenilere bir son verirken, yanlarında – şeref misafirlerinin davetinde – kuvvetli bir şekilde ‘Onward, Christian Soldiers’ (İleri Hristiyan askerler!) şarkısını söyleyen Türk bir muhafızla antik Balkanları gezdiği söyleniyordu. “Sita!” diyordu mektup, “yarın öğlen yemeğini bizimle yemelisin. Gelen bir ‘mistake’ (İng. yanlışım) var ve onu sadece sen konuşturabilirsin.” Yazı her zaman olduğu gibi okunaksızdı; fakat davet karşı konulmazdı. O zamanlar yirmi ikiden fazla olduğumu düşünmüyorum. Yemek çok lezzetliydi. Mary Herbert mükemmel bir ev sahibesiydi. Lord Allenby ile yeni tayin edilen ataşe Mustafa Kemal’in arasına oturdum; fakat yemeğin doğru düzgün tadını çıkartamıyordum, çünkü hep mistake’i (yanlış)’ı arıyordum. Ev sahibimizin Küçük Asya’da bir sınır ve bir yığın toplantı ile mikado çöpleri oynamasına yardım eden Fransız olabilir miydi? Veya Filistin’den henüz dönen yakışıklı idareci miydi? Komplocu bir şekilde Aubrey’e müracaat ettim. “Hangisi yanlış?” diye sordum “ve benden ne yapmamı istiyorsun?” Şaşırmış duruyordu. İzah ettim. “Oh tatlım!” diye güldü, “Sana ‘nice Turk’ (hoş bir Türk) geliyor diye yazdım!”.” M. Kemal ve Libya Konsolosu M. Kemal, Libya’ya ilk defa 1911 yılında gelmemişti. 1908 İhtilalinden sonra İttihat ve Terakki Partisi onu propaganda için Trablus ve Bingazi’ye göndermişti. Bu ziyaretinde hususi olarak görüştüğü Trablus’taki İngiliz konsolosu J. Alvarez, Onu şöyle tarif etmektedir; “O, beliğ ve akıcı konuşan bir hatip. Yaklaşık beş gün önce, gayet açık bir şekilde partisinin takip ettiği prensipleri ve hedefleri halka anlatırken şahit olmuştum. Halkın her sınıfından gelen temsilcilerden müteşekkil kalabalık dinleyici grubu, Onu coşku ile alkışlıyordu… Sonraki gün beni çağırdı ve Onun sessiz ve ağzı sıkı karakterini müşahede etme şansını yakaladım. Bana enerjik bir karakter ve azimli bir ruh hali intibası verdi, neticede ikisi de lazım olan bu kesin anarşik temayüllerin devam edeceğini bizzat müşahede etmiştim. Bu güvenimde sonradan haklı çıkacaktım.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69