Yaptıklarımız bizi, “KIYAMET SAVAŞI”na sürüklüyor.

- Bu haber 1405 kez okundu.

Yaptıklarımız bizi, “KIYAMET SAVAŞI”na sürüklüyor.

 İnsanlığın ortak düşünce iklimini renklendirip, alemin sonsuzluğuna bir kuyruklu yıldız gibi akıp giden Umberto Eco’nun ölümünden yola çıkıp, felsefenin labirentlerinde dolaşmaya niyetim yok!..

Çağına tanıklık etmeye çalışan basit bir gazeteciyim, okuru da arkasında 84 yıllık zeka kıvılcımlarıyla yüklü bir külliyat bırakan felsefecinin düşünce sistematiğine davet etmeye gücüm yetmez...

Ama...

Umberto Eco’nun çağın gelişimine dönük analizlere büyük katkısı olmuş ana tezini, bugün yaşamakta olduğumuz barbarlığın tarifine katkısını da ıskalamaya niyetim yok.

Her devrimin ortaçağı vardır...

Umberto Eco, ortaçağ felsefesi, devamındaki “aydınlanma sancıları”ndan yola çıkarak, insanlığın her devriminin bir ortaçağı olduğunu bize gösterdi. İnsanlık için barbarlığın simgesi olan ortaçağın, yeni sosyal/ekonomik/kültürel ve haliyle siyasal devrimlerde kendini gösterdiğini bize kazandırması önemlidir. Özellikle “sanayi devrimi” sonrasında yaşanılan “barbarlıkların” tarifi açısından bu tezin altını çizmemiz gerekiyor.

Aslında insanlık, bir kanadının ileriye dönük attığı adımla, diğer kanadının var olanı koruma, çağa uyum sağlayamamaktan kaynaklanan direnişinin yarattığı bir “savaşlar tarihini” yaşıyor.

Bu düşünce, bize, kendini halife ilan eden DAEŞ lideri El-Bağdadi veya Hizbullah’ın Nasrallah’ı ile Papa 1. Francis-Rus Ortodoks Patrik Kirill’in bin yıllık bir aradan sonra Havana’da buluşmasını iyi anlatan bir zemin...

İnsanlığın, kendini, Mars’ta koloni kurmaya hazırladığı bir dönemde, ortaçağın kanlı serüveninin kurumlarının liderlerinin bu derece etkin olmasının, Kudüs’ün, bugün yaşanmakta olan “büyük kaos”un merkezi haline gelip, hahamların Mescid-i Aksa’yı hedef almasının başka bir izahı var mı?

Papa ile Patrik’in Havana buluşmasından 4 gün önce açıkça yazdım (Evet... Bu artık bir Hıristiyan-Müslüman savaşıdır, STAR, 8.Şubat.2016), çünkü yaşadığımız hızlı değişim çağı, bizi bir kez daha, Umberto Eco’nun ortaçağına taşıyor.

Kabahat kutsal kitapların değil...

Gerçekler, kutsal kitapları sorgulamaktan ve onları bir savaş kitabı gibi okumaktan kaçınmamızı gerektiriyor.

Çünkü...

Soğuk Savaş’ın sonlanmasından sonra tüm değerlere saldıran ve yüzde 1’in refahı için yüzde 99’u çöplüğe sürükleyen “vahşi kapitalizm”in hesaplaşmayı “dinler savaşı”na sürüklemesine tanıklık ediyoruz. Eco’nun 70’li yıllarda yazdığı “Travels in Hyperreality” kitabında da belirttiği gibi aslında, sermayenin sahip olduğu kitle iletişim araçlarının “paganizmi” giderek bir “kültürel diktaya” dönüştürüp, kabul ettirdiği garip bir çağ bu...

Yaptıklarımız, bizi, “ilahi öfke”nin “KIYAMET SAVAŞI” Armageddon’a taşıyor...

Devrimin hakim sınıfının ağır suçu...

Tıkanma, zenginlerin fakirleri, yeni sistemin “vaz geçilebilir” ve “yok edilebilir” unsurları olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Eğer, sanayi-ötesi devrimin bir yerine tutunamamışsanız, sizi, “kara kalabalık” olarak gören bir davranış ve söylem ile karşılaşmanız mümkündür.

Yaşadıkları coğrafya, dünyanın en gelişmiş ordularının füzelerine hedef olan Müslümanlar’ın kaderi, bir ortaçağ katliamına bu nedenle dönüşüyor. Gelişme, bir yanda İslam dışı akımların kanlı serüvenine, diğer yanda ırkçılık ve kendinden olmayanı “zombileştirmeye” varıyor. Nedeni, kendini “yeni çağın kurucusu” olarak gören hakim sınıfların, yaşam konforlarının tabanını oluşturan, sürdürülebilir kalkınma ve demokrasiyi, kalabalık kitleler için “uygun bulmamalarıdır...”

İnandığımız kutsal kitaplar, aslında, bunun engellenmesi için varlar, ama kirli bir savaşın cephe bayrağı olarak kullanılıyorlar.

Bir gün atlacağımıza inandığım “barbarlık çağının” sembolü, Bodrum sahilinde yatan talihsiz Aylan’ın cesedidir.

Umberto Eco, bize, ortaçağdan yola çıkarak, değişimi sürükleyen sınıfın acımasızlığını, değişime direnen sınıfların da sığındığı barbarlığı gösterdi. Sanayi Devrimi’nin ilk hesaplaşması Birinci Dünya Savaşı’ndan 100, ikinci hesaplaşmadan da 70 yıl sonra bugün yaşadığımız kıyım, Eco’yu haklı çıkardı.

Fatih Sultan Mehmet, Konstantinople’a girdiğinde ortaçağı sonlandırdığının farkında mıydı, bilemeyiz, tarihçiler gerçeği yazıyor. Onun torunlarının yaşadıkları çağı çok iyi analiz edip, yaşanılan ortaçağı kapatacak cepheyi oluşturması gerekiyor...

Bu yolda generaller kadar yeni düşüncelere de ihtiyacımız var...

Tarih, bir kez daha omuzlarımıza yüklendi...

Ardan ZENTÜRK.Star.22 Şubat 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.