Uğur mumcu'yu kim öldürdü?

- Bu haber 2380 kez okundu.

Uğur mumcu'yu kim öldürdü?

Ankara’ya karla beraber Uğur Mumcu’nun kanının yağmasından 22 sene geçti… O yıllarda, faili meçhul olarak kara basın tarihine geçen katliam için yazılmış bir şarkı, Selda Bağcan’ın sesiyle kulaklarımda. Şarkının nakarat sözleri “ Uğurlar olsun Uğurlar olsun Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun..”diye devam eder. Ben ise nağmenin hep şu sözüne takılırım ”Çevirdim anahtarı, Apansız bir ölüme”… Bu mısrada, Uğur Mumcu’nun, o pazar sabahı arabasının anahtarını çevirirken, bomba düzeneğinin devreye girerek patlamasını ifade eder. O yıllarda Mumcu suikasti sırasında emniyet teşkilatımız o kadar tecrübeliydi ki, patlama yerindeki tüm parçaları süpürüverdi! Böylece olay sonrası bu patlamanın tam olarak nasıl bir silahla yapıldığı da tarihin çöplüğünde kaldı. Halbuki ilerleyen yıllar, saldırının yüksek ihtimalle uzaktan kumandalı bomba düzeneğiyle yapıldığına şerh düşecektir… İşte bu yüzden ne zaman bu şarkıyı dinlesem, Uğur Mumcu’ya yakılmış yalan bir ağıt gibi gelir…

O dönem bazı gerçekleri yazmanız gerçekten yürek isterdi, çünkü yazdığınız araştırmalar, bazı yüreksizler tarafından tehdit unsuru oluştururdu. Ve onlar doğru söyleyeni dokuz köyden kovmaz, ikinci köye gidemeden imha ederlerdi… Türkiye’de bombalama olayları, çok uzun süre, susmasını istenen insanların faili meçhul mezarlığına gömüldüğü bir yöntemdi…

Uğur Mumcu Suikasti ardından eşi ve kardeşi de dahil, olayla ilgili çok çarpıcı bilgiler verdi. Ama bu saldırıyı kimler yaptı bir türlü gün yüzüne çıkmadı. Olayın olduğu yıllardaki dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin, Mumcu suikastinin çözülmesinin devletin namus borcu olduğunu söylese de aradan 22 yıl geçmesine rağmen devletin namusu, faili meçhul yatak odasında kan kaybetti…

Uğur Mumcu’nun öldürülmeden önce PKK kuruluş tarihini incelediği biliniyordu. Hatta Abdullah Öcalan’ın Mit ile bağlantısı var mı sorusuna cevap aradığı da. Çarpıcı iddialardan biri şu: Ergenekon iddianamesi raporunda, Mumcu’nun, devlet tarafından Celal Talabani’ye gönderildiği iddia edilen 100 bin silahı araştırdığı için öldürüldüğü. Sözde silinen silahlarla ilgili bilgiyi Jandarma Albay Coşkun Durmuş Kıvrak vermiş Uğur Mumcu’ya. Hatta suikastinin bir gün öncesi Albay Kıvrak ısrarla Mumcu'yu aramış ama bir türlü ulaşamamış… Günümüzde Ergenekon iddianamesinde sap ile saman birbirine karıştığı için bu bilgi ne kadar güvenilir, ayrı bir tartışma konusu…

Farklı bir iddia ise Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’nun "İçimden Geçen Zaman" kitabında yer aldı. Jitem adına birçok cinayete karıştığı iddia edilen Yeşil kod adlı ajanın, kendisini ziyaret ettiğini anlattı. Yıllarca kimsenin eline geçmeyen adam, nedense Mumcu suikasti sonrası evine kadar gitmiş? Ne kadar enteresan… Hatta üç tane gül alıp, birini Başbakanlığa, birini Çeçenistan’a birini de Mumcu’nun katledildiği yere koyacağı şeklindeki şifreli konuşmuş… Ben nedense o adamın Yeşil olduğuna inanamıyorum. Ya da en fazla kendine Yeşil süsü vermiş bir kukla. Bana göre suikasti saptırmak için iyi bir senaryo, artık kim kurguladıysa…

Suikasti her ne kadar Hizbullah üstlense de; dönemin Ergenekon savunucuları, bugünün paralel kalemşörleri ve sol cenap ise ‘İran Parmağı’ veya ‘İslamcılar Öldürdü’ tezine yakın dururlar. Suikast sonrası 3 kişi cinayetten tutuklandı. Olayda sözde Selam Tevhid örgütünün parmağı da var denildi. Abdülhamit Çelik, Yusuf Karakuş, Mehmet Ali Tekin ise İranlı ajanlarla karışık yalan Mumcu suikasti ifadelerini yıllar sonra ifşa etti. Hepsi de Mumcu suikastinden dolayı içeri alındıklarında ağır işkence ile bu hikayeye imza attırılmıştı. O dönemdeki İç İşleri Bakanı Sadettin Tantan ve dönemin Başbakanı Ecevit ise bu ifadelerden sonra devletin namus sözünü diğerleri gibi kurtaramadı… Daha sonra aynı kaderi yaşayan Necdet Yüksel ile Ferhan Özmen de bir önceki dönemin mağdurları gibi aynı şeyi tekrar ediyorlar. Ağır işkenceden sonra Mumcu’yu biz öldürdük demek zorunda bırakıldık…

Olmayan Selam Tevhid örgütü üstüne neden bu suikast yıkılmak istendi?

Mumcu’nun uğradığı saldırıda uzaktan kumanda kullanıldıysa, o dönemde bu düzeneğe sahip hangi terör örgütleri vardı?

Hizbullah ve benzeri yapılar henüz domuz bağındaydı, en fazla eski usül bomba..

Diğer dini terör örgütlerinin de pek onlardan kalır yanı yoktu…

PKK birilerinin kumandasıydı, onlar da henüz katliam teknolojilerini üst düzeye yükseltememişti…

Burada benim en çok kafamı karıştıran konu ise şu. Mumcu’nun CIA ve MOSSAD ile alakalı araştırmaları da var o yıllarda. İsrail elçisi ile görüşmüş. Hatta Büyükelçi’nin, “Öldürülmekten korkmuyor musunuz?” diye sorduğu söylenir. Uğur Mumcu 7 Ocak 1993’te "Mossad ve Barzani" isimli yazısında: "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?"diye neden yazdı?

Peki CIA ve MOSSAD, şu İsrail Büyükelçisi… Neden bu konunun üzerine gidemedik?

Bu paralel kalemşörler ve devlet içindeki uzantıları neden inatla CIA veya MOSSAD yerine Selam Tevhit örgütü diye tutturup duruyor?

Mavi Marmara saldırısı için İsrail otoritesini kullandı diyen, darbe yapmanın şemasını çizen, devletin tüm birimlerini dinleyip yurt dışına servis eden, güdümündeki tüm elemanlarını devletin tepelerine yerleştiren, Hrant Dink belgelerini hasıraltı eden bu adamları kırmızı kitaba almak için çok mu geç kaldık?

Madem inlerine girdik, inlerinde sakladıkları faili meçhul cinayetleri de bir an önce gün yüzüne çıkaralım. Zira bu adamlar, artık alenen emniyet teşkilatına yerleştirdikleri polislere yol kenarına bomba döşettirdiği gibi, bizim de geleceğimizi infilak ettirmek için, hiç durmadan bol beddua ve ajite ağlamalarla yeni senaryolar hazırlıyor…

Uğur Mumcu’yu kim öldürdü?

Sanırım artık bazılarımız, cevabı kendi okumasına göre tahmin edebiliyordur…

Elvan Alkaya

seslimakalecom 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.