Savaşı, topraklarımızda kabul etmek zorunda değiliz!

- Bu haber 6187 kez okundu.

Savaşı, topraklarımızda kabul etmek zorunda değiliz!

 Küresel satrancın ustası Birleşik Krallık, Fransa veya Almanya gibi kara Avrupası devletlerinden çok özel bir yetenekle ayrılır: Günü geldiğinde paradigma değiştirme hızı...(Brexit bunun son örneğidir.)

İngilizler, sistemlerinin devletlerine sağladığı esneklikle, sırtını eski imparatorluk geleneklerine dayamış devletlerden bu yönleriyle ayrılırlar. Almanya, Fransa, İspanya, Rusya, hatta Osmanlı genetiğini kurumsal olarak barındıran Türkiye, diplomasi/bürokrasilerinde ağır işleyiş ve durmuş-oturmuşluk nedeniyle siyasetin elini-kolunu bağlayan, karar mekanizmalarını yavaşlatan yapıya sahiptirler.

Bu nedenle...

Erdoğan’ın, Pazartesi günü gerçekleştirdiği ikili atak, tarihi nitelik taşıyor. Türkiye, bu atakla, kendini sıkıştıran, hareket alanını daraltan ve gelecekte daha da hareketsiz bırakacak bir paradigmayı, tek hamle ile geride bırakmayı başardı. Bu, günümüz dünyasında Anglo-Amerikan siyaset/diplomasi geleneğinde yaşanabilecek bir manevra... Türkiye’nin izlenen stratejilerin her 24 saatte bir yeniden gözden geçirilmesini zorlayan 21’nci yüzyıl koşullarını iyi değerlendirdiğini, “diplomatikesnek mukabele gücü” ile güvenlik/strateji uzmanı Hüseyin Bayazıt’ın ısrarla üzerinde durduğu “bilge gücünü” birleştirdiği çok özel bir süreç yaşıyoruz.

Geçmişinde imparatorluklar olan köklü devletlerin örneğin, ABD’de olmayan “bilgegüçleri” vardır. Önemli olan savaşı değil, muharebeyi nihai noktada kazanmaktır.

İkili hamlenin çok özel yapısı

Baktım, Türkiye’nin, Rusya-İsrail hattında gerçekleştirdiği “yumuşama” atağına dönük tüm yorumlarda ıskalanan önemli bir nokta var, belirteyim:

Ankara tek hamlede, küresel güçlere “ben hiç bir kampa yanaşmıyorum, kendi çizdiğim rotada yürüyorum” mesajını verdi.

Eğer, ABD’nin PKK’ile yaşadığı Ortadoğu dansının ortasında yalnız Rusya ile yumuşamayı öne çıkarsaydı, üzerine gelecek kampanya belliydi...Türkiye Rusya-İran ittifakına yaklaştı, Batı’dan koptu!” sloganı hem dış basında hem de içimizdeki emperyalist işbirlikçilerinin kalemlerinde şekillenecekti...

Gelişme, Moskova ile yumuşamayı getirirken, İsrail bağlantısı, Türkiye’yi Moskova-Tahran hattına mahkum olmayan bir devlet konumuna taşıdı,artık, Amerikan yönetiminin Türkiye’ye karşı manevra alanı kısıtlanmıştır.

İsrail’in önde gelen yayın organı Haaretz’in Atatürk Havalimanı saldırısını “İstanbul terör saldırısı Türkiye’ye yönelikti ama asıl mesaj bütün dünyayadır” başlığıyla manşetine taşıması, alt başlığında ise dünyaya dönük terör tehdidi olarak DAEŞ ile birlikte PKK’nın da adını vermesi dikkat çekicidir.

Dünyada hiçbir mahfel, Türkiye’nin son diplomatik manevrasına bir “kartvizit”yazamadı! Türkiye, Rusya-İran cephesiyle ilişkilerini istikrara ulaştırmaya çalışan ama İsrail üzerinden Batı’nın stratejik sahasında varlığını kabul ettiren bir güç olarak kendini gösterdi.

Sınır ötesi temizlik önemlidir

Bu çerçevede, Irak-Suriye’de bize dayatılan “askeri paradigmayı” değiştirme zamanı da geldi. Atatürk Havalimanı’na yönelik kanlı saldırı, bu coğrafyanın tüm terör unsurlarının Türkiye’ye dönük sürdürdükleri savaşı, bir üst noktaya taşıdıklarının işaretidir.

 Eğer, o üç katil, terminalin içine girmeyi başarsalardı, bugün, yaklaşık bin kişinin öldüğü “Türkiye’nin 11 Eylül’ü” olarak adlandırılan bir trajediyi konuşuyor olacaktık... Böyle bir riskle, hiç bir devlet uzun süreli yaşayamaz!..

Küresel sistem, bugüne kadar, bu savaşı kendi topraklarımızda göğüslememizi zorladı. PKK’nın son bir yılda yaptıkları, DAEŞ’in bombalı saldırılarla masum insanları en hayati bölgelerde hedef alması bunun sonucudur...

Türkiye, “güvenlik coğrafyasını” genişletmek zorundadır.

Bir savaş alanından çok, terörizmin kuluçka makinesine dönüşmüş Irak-Suriye’deki sınır ötesi tüm yakın terör tehditlerinin “sıfırlanacağı” yeni bir askeri güvenlik stratejisine ihtiyacımız olduğu açıktır.

1- DAEŞ, küresel bir ittifakla, bu bölgede yok edilecek, 2- Ulusal askeri strateji doktrini yenilenerek PKK ve tüm uzantıları beslendikleri sınır ötesi alanlardan temizlenecek.

Zor bir karar, biliyorum. Ama karşılaştığı saldırıları “beka sorunu” olarak değerlendiren bir devletin bu noktadan sonra başka bir seçeneği kalmamıştır.

Ardan Zentürk-Star-1 Temmuz 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69