Satılan Osmanlı arşivleri ve kazılan hendekler

- Bu haber 2621 kez okundu.

Satılan Osmanlı  arşivleri ve kazılan hendekler

Arşivimize kavuşuyoruz

Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Afrika'da yıllarca nefret tohumları ektiler. 600 yıl bu topraklarda adaleti, barışı, huzuru, kardeşliği tesis eden bir merkez vardı. O merkez de İstanbul'du, Anadolu'ydu. Bir el, 30 yıl önce geldi, İstanbul ile Diyarbakır'ı birbirinden koparmak için, maşalar devşirmeye başladı. İstanbul ve Diyarbakır birbiriyle uğraşırsa, Bosna'dan Filistin'e, Mekke'den Kahire'ye, Afrika'nın en ücra köşelerine kadar olan sevgi dağları kendi kaderine terkedilirdi.
Hemen dibimizdeki Türkmendağı bile boynu bükük kalırdı. Denenmiş, uygulanmış ve başarıyla yaşatılmış FİTNE ATEŞİYLE, BARIŞ ve HUZUR sistemine olan hasret çöpe atılırdı. 600 yıl etnik kökenle, inançlarla yıkamadıkları devasa bir imparatorluk vardı ortada. Ve onun adaletini bekleyen milyonlar, halklar, kendilerini cetvelle ayıran nifakçıların cetvellerini kırmak için bekliyordu her yerde. Umutla bekliyorlardı.
O kadar zulüm vardı ki Osmanlı'nın gönülleri kucaklayan kardeşlik sistemine özlem çığ gibi büyüyordu. Çığı durdurmak için birilerinin HENDEK kazması gerekiyordu.

Bulgarlar'ı, Ermeniler'i, Yunan'ı kullanarak 100 yıl önce HENDEKLER kazdırmışlardı bu topraklarda. Adamlar tecrübeliydi. Üstelik bizim o muazzam imparatorluk sistemimizi darmadağın edecek kadar tecrübeliydiler.
Onun içindir Körfez Savaşı'ndan sonra İran yanlısı Talabani'nin adamları ilk iş olarak Osmanlı döneminden kalan tapuları barındıran devlet dairesini yakarak başlıyordu icraata. Onun için birkaç yıl önce Bosna'da hükümete karşı ayaklandırılan zavallılar ilk olarak Osmanlı arşivlerinin olduğu binaya yönlendiriliyordu. "Hükümet istifa" diye yürüyorlar, birden kendilerini Osmanlı arşivlerini yakarken buluyorlardı. Onun için Bosna'daki Osmanlı arşivleri ateşe veriliyordu.
Onun için Osmanlı'nın yıkıldığı günlerde bir ses İnönü'nün kulağına üflüyordu; "Osmanlı arşivlerini ortadan kaldır" diye. Onun için İnönü vagonlarla Osmanlı arşivlerini bedavaya hurda olarak satıyordu Bulgarlar'a. Onun için Sultan Abdülhamid'i devirmek isteyenler ilk önce ÇIRAĞAN Sarayı'na saldırıyor ve ateşe veriyordu. Neden Çırağan ilk saldırı hedefiydi ve neden yakılıyordu? Çünkü o Çırağan'daki arşivlerde bu ülkeye ihanet edenlerin, İngilizler'e ruhlarını ve bedenlerini para karşılığı teslim edenlerin tamamının listesi vardı. Bizi tarihimizle koparmanın, tarihimize ihanet edenlerin ve onların neslinin korunmasının en güzel yolu tarihle bağları kesmekti. Ya yakacaktın ya da hurdaya çıkarıp satacaktın. Ardından 100 yıl tarihine sövdürecek bir eğitim sistemi kuracaktın.
Bugün kan ağlayan İslam coğrafyasını sahipsiz bırakıp köküne kadar sömürmenin en güzel yolu buydu. Ancak hiç beklemedikleri bir şey oldu. Uyuyan Dev uyandı, içinden bir lider çıkardı. Balkanlar'dan Afrika'ya kadar tüm mazlumların yanına koşan, onları kucaklayan, onlarla ekmeğini paylaşan bir liderdi o. 100 yıllık projeyi tehlikeye atan, sömürgecilerin önüne UÇURUMLAR açan bir uyanış başlamıştı. 100 yıl önce Musul referandumla bize katılacaktı. İngilizler bugün de bize hiç yabancı gelmeyen bir söylemle "Musul'da dağdaki çobanın oyuyla bu iş olmaz" diyerek set çektiler. Musul'la aramıza HENDEK kazdıkları o dönemde İnönü "İngilizler'den alacağımız para bizim için Musul'dan daha önemli" diyordu.

Halbuki Abdülhamid Han kendisinden para karşılığı Kudüs'ü satmasını isteyenlere "Kanla aldık kanla veririz" dediği için tahttan indiriliyordu. Tam 100 yıl bu ülke çocuklarına "KIZIL SULTAN, DİKTATÖR" diye tanıtılıyordu. Bu tanıtımı yapanlar Çırağan sarayındaki İTTİHATÇI HAİNLER arşivini yakanların nesliydi. Ve Musul para karşılığı, "Dağdaki çobanla işimiz olmaz" diyen İngilizlere manda yapılıyordu. Bugün Türkiye önce Erbil'deki, Süleymaniye, Kerkük ve Musul'daki kardeşleriyle kucaklaşacak. Bu kucaklaşmadan doğacak GÜÇ daha da ötelerde sarılmayı bekleyen halklara birlikte koşacak. Ancak dediğimiz gibi, bizi oralardan koparanlar bunu görüyor ve rahatsızlar.

Birilerini New York'larda, Londra'larda, Berlin'lerde, Moskova'larda ağırlayarak saat gibi kuruyorlar. Ardından uyanan devin önüne HENDEK kazdırıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar... Yeni nesil tarihiyle, arşivleriyle buluşturan bir liderle, hendekçi maşaların sahiplerine UÇURUMLAR kazıyor.
Beştepe'ye saldırıyorlar ve saldıracaklar da... Gezi'de neden birileri Dolmabahçe'ye saldırtıldı bir düşünün! Çünkü oralarda artık yüzlerce odada ECDAD ARŞİVLENİYOR. 

Bekir Hazar/Takim.5 Ocak 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vatandaş. 3 yıl önce

peki türkiye hangi sömürge bakanlığına bağlandı.