Ortadoğu parçalanacak. 22 yeni ülke doğacak

- Bu haber 17170 kez okundu.

Ortadoğu parçalanacak. 22 yeni ülke doğacak

ABD, DBA olmalı

"Ortadoğu parçalanacak... 22 yeni ülke doğacak" diyen kadını Amerika'da Dışişleri Bakanı yaptılar.
Parçalanmak, 22 yeni ülke doğurmak demek, bölgenin kan gölüne dönmesi demekti.
Açık açık "Sevgili dünya, biz plan yaptık, Ortadoğu'da göller oluşturup kırmızıya boyayacağız" demekti bu.
Milyonlarca insanı hazırladıkları plan uğuruna öldüreceklerini bir müjde olarak yeryüzüne duyurdular. Kan gölünde ölen ölecek, kaçanlar da gidecek yer bulamayacak, denizlerde boğulacaktı.

Suriye'nin dörde bölüneceğini, iç savaş çıkmadan önce New York Times gazetesinde başyazıda ilan ettiler. "Plan hazır, bundan kaçış yok" dediler.
Türkiye o dönemde işini gücünü bıraktı, Esad'ı uyardı. "Ülkeni parçalayacaklar...
Geliyorlar... Tedbir al, reformlar yap hemen... Yoksa kırmızı boyalar yolda...

Akbabalar uçuşuyor üzerinde" dedi. Esad anlamadı ve dinlemedi. Önünü göremeyen bir lider olarak, planı hazırlayanların ekmeğine yağ sürüp halkını katletti. Dünya tarihine katil olarak damga vurdu. Dün de bir rapor yayınlandı "Kimyasal silah kullandı" diye...
Zulmü ve katilliği tescillendi. "Ortadoğu'yu parçalayacağız" diyenler, Okyanus ötesinde planlar yapanlar "Esad gidecek" diyerek söz verdi. İnsanların eline silah tutuşturup sahaya sürdü. DAEŞ'i örgütlediler, sahaya sürdüler. Esad muhaliflerine "Sonuna kadar yanınızdayız, yürüyün" dediler.
Esad, ayakta kalmak için gitti PYD ile anlaştı. Onlara hiç dokunmadığı gibi, ordularını çekip şehirlerin anahtarını teslim etti. ABD, iç savaşın yaşandığı Suriye'nin kuzeyine baktı, her yer güllük gülistanlık.

Ülkede savaş yaşanıyor, oluk oluk kan akıyor, kuzeyde insanlar çay kahve içiyordu.
Hemen, DAEŞ'i kuzeye sürdüler, Kobani'yi kan gölüne çevirdiler. Burada önce öfke ve intikam duygularını körüklediler. Gökten silah yağdırdılar uçaklarla. Bomba ve silah yüklü sandıklar bir DAEŞ'in üzerine, bir PYD'nin üzerine düşüyordu. Tarlalardan gülerek sandık toplayan iki tarafın görüntüleri tüm dünya televizyonlarına yansıyordu. Atan razı, toplayan herkes razıydı. Gökten silah yağdıranlar, ardından gidip "Sizin yanınızdayız" diyerek PYD'yi kara ordusu haline getirdi. Esad'ın en başından beri desteklediği PYD, aynı zamanda da ABD'nin askeri gücü olmuştu.

Dolayısı ile "Esad'ı devireceğiz" diyerek Suriye'de muhalefete gaz veren Washington aslında taa o zaman Şam ile ortak olmuştu.
Sonradan Moskova'ya da "Buyur gel" diyerek bu şeytani ortaklığa dahil ettiler. Önceki gün ABD Genel Kurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Kongrede kurulan komisyonda sorgulanıyordu. Kendilerine "Yahu kardeşim siz Esad'ı devirmeyecek miydiniz" diye soruluyordu. "Suriye'de bu plan üzerine Amerikan uçakları, silahları, dolarları kullanılmıyor mu? Amerikan halkına böyle söylemediniz mi? Suriye'deki muhaliflere bu garantiyi vermediniz mi" diye soruyordu komisyondaki senatörler. ABD Genelkurmay Başkanı "Kem-küm, gak guk" diyordu. "Esad'sız Suriye planınız yok muydu" diye ısrarla gelen soruya " Bizim tek derdimiz DAEŞ ile" diye cevap veriyordu.

Senatörler "Esad'a gel Esad'a... Gidecek diye halkımıza verilmiş sözünüz var" diye tekrar tekrar soruyordu. Askerin de Bakan'ın da ağzından
"DAEŞ, tek hedefimiz o" cümlesi çıkıyordu. Yani "Esad ile bir derdimiz yok" demek istiyorlardı. Utanmasalar "Biz o eli kanlı katille ortağız şu dönemde" diyeceklerdi. Senatörler yüzlerine karşı "Suriye'deki planlarınız iflas etti" diye bağırdılar. Amerikan halkı kandırılmıştı.

Suriye'deki muhalifler ve koalisyona katılan ülkeler aldatılmıştı. Umurlarında değildi verdikleri sözler... Ölüme gönderdikleri insanlar, onların ülkeden kaçan milyonlarca ailesi hiç önemli değildi. Bir dakikada satarlardı çıkarları uğuruna. Şimdi Esad çıkmış "PYD bizim" diyor. Rusya da aynını söylüyor. ABD en baştan beri zaten "PYD bizim" diye bas bas bağırıyor. O PYD gidip Halep'te muhaliflere saldırıyor. O PYD gelip Ankara'da bomba patlatıyor.

Washington hemen çözümü buluyor; PYD'ye "İsminizi değiştirin" diyor. Böylece sorunun biteceğini zannediyor. Bence tam tersi yapılmalı diye düşünüyorum. ABD ismini değiştirirse kökten bir çözüm yaşanır. DBA olabilir yeni adı mesela. Böylece kongredeki senatörlere, o Generaller ve Savunma bakanı rahat rahat ifade verebilir. "Suriye'de Esad gidecek diye biz söz vermedik, ABD verdi... Biz şu anda DBA'yız" diyebilirler. Böylece kimseyi kandırmamış da olurlar. Washington'a yardımcı olayım dedim! 

Bekir Hazar/Takvim.25 Şubat 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.