Ölürüz de Türkmen Dağı’nı yedirtmeyiz!

- Bu haber 2468 kez okundu.

Ölürüz de Türkmen Dağı’nı yedirtmeyiz!

 Bu utançla mı yaşamak istiyorsunuz?

Milli Şef döneminde alnımıza sürülen bu kara lekeyle mi?

Türkiye’ye sığınmış Azeri kardeşlerini Ruslara teslim edip, kurşuna dizilişlerini seyreden bir millet olarak anılmanın ezikliğiyle mi?

Yani namussuzca mı?

Şerefsizce mi, haysiyetsizce mi?

Evet, yıl 1944…

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür…

Rus zulmünden kaçan 146 Azeri aydın, Türkiye’ye sığınır…

Rusya, sığınan kardeşlerimizi geri ister!

“Beynelmilel kaidelere göre hiçbir devlet, siyasi bir suçluyu diğer devlete teslim etmez.”

Zaten o dönemin Bakanlar Kurulu da Azeri kardeşlerimizin iade edilmemesini kararlaştırır. Ancak buna rağmen Cumhurbaşkanı İnönü, “Bakanlar Kurulu kararını da hiçe sayarak”, kardeşlerimizi Rusya’ya iade etme kararı çıkarır.

Azeri kardeşlerimiz, bu kararı duyunca, “Bizi siz öldürün ama Ruslara teslim etmeyin” diye feryat figan yalvarır. Birçoğu intihara teşebbüs eder…

Türk subayı, bunun üzerine derhal yıldırım telgrafla, bu kararın durdurulmasını talep eder ama İnönü’nün emri değişmez.

Bize sığınan yüzlerce Azeri aydın, göz göre göre Ruslara teslim edilir ve Türk subayların gözleri önünde Rus askerleri tarafından kurşuna dizilerek infaz edilir.

Azeri kardeşlerimizin kurşuna dizilmeden önce söyledikleri ağıtı aynen buraya alıyorum.

Türkmenlere giden MİT TIR’larını durduran Fetullah Gülen ve mankurtlarının ne tür bir “şerefsizlik” ettiklerini görün diye…

MİT TIR’larını durduran Fetullah Gülen ile Milli Şef İsmet İnönü arasında hiçbir fark olmadığını görün diye…

Bunları basına servis eden Can Dündar ve Erdem Gül’ün ne çeşit bir ihanete yardım ve yataklık ettiğini idrak edin diye…

AK Parti ve CHP koalisyonu için çalışan Hamamcılar ve işbirlikçileri, Türkiye’yi nasıl bir utançla daha yaşamak zorunda bırakacaklarının farkına varsın diye…

“Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.

Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.”

Devam ediyoruz…

Yıl 1992-1995 Srebrenitsa soykırımı! Bosna-Hersek’te iki yüz bin Boşnak kardeşimiz, dünyanın gözleri önünde Sırplar tarafından acımasızca katledilir.

Dönemin Cumhurbaşkanı “Mason” Süleyman Demirel’dir…

Ne yazık ki Türkiye de tıpkı dünya gibi seyretmekle ve tanıklık etmekle yetinir.

Yani…

Milli Şef dönemindeki “Boraltan Köprüsü” ne ise, Srebrenitsa soykırımı da odur… Tarihimizin alnına sürülmüş kara bir leke, alçakça bir ihanettir.

Şimdi ise yıl 2016…

Türkmen Dağı’nda katliam var…

Türkmenler, çok yönlü bir taarruz altındalar… Katil Esed, sözde İslam Ülkesi olan İran, Hizbullah, PYD-PKK, Rusya, Amerika… Ellerindeki kısıtlı imkânlarla, yedi düvele karşı “iman kuvvetiyle” mücadele ediyorlar.

Başbakan Davutoğlu…

Cumhurbaşkanı Erdoğan…

Ve Ruslara iade edilen Azeri kardeşlerimizin yalvarışları çınlıyor kulaklarımda… “Bizi siz öldürün, vermeyin Rus’a! Yakışmaz bu şerefe, sığmaz namusa!”

Ordumuz PYD’yi bombalıyor diye hayıflananlara bakıyorum da…

Sahi kaldırabilecek misiniz bir “Boraltan” utancını daha? Bir Bosna-Hersek soykırımına daha seyirci kalabilecek misiniz?

Türkmen Dağı’ndaki yangına seyirci kalacak kadar zillete düştüyseniz zararı yok… Siz de Türkmenlere giden MİT TIR’larını durduran, ihbar eden Fetullah gibi korkun, ABD’ye kaçın, İngiltere’ye sığının, CIA beslemesi olun, İsrail tasması takın…

Sizde ihanet, bizde vefa…

Sizde yabancı istihbarat, bizde iman kuvveti…

Siz sırtınızı onlara yaslayın, biz Allah’a…

Bize Allah yeter!

Allah’ın izniyle Türkmen Dağı’nı kimseye teslim etmeyeceğiz!

Zira şerefsizce, namussuzca, haysiyetsizce katledilmelerini seyretmektense, ölmeyi tercih ederiz!

Mehtap Yılmaz.YeniAkit.15 Şubat 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.