Misak-ı Milli

- Bu haber 3713 kez okundu.

Misak-ı Milli

 Tayyip Bey siyasete başladığından beri operasyonlarla mücadele eden, etmek zorunda kalan bir siyasetçi.

Belediye Başkanlığı'ndan beri hedef. Hiç ara vermeden geldiler ve her defasında yıkmak istemelerine rağmen başaramadılar. Ne gelmekten ne yenilmekten bıktılar. Yine geleceklerdi.

Sonuç alamasalar da...

Karşımıza dikilenler çok önceleri farklı kutupları DÜŞMAN ve tasfiye edilmesi gereken yapılar olarak gösterdi.

Ve DEVLETİN İÇİNE SIZARAK bunların üzerine çullandı...

Adalette var mıydı? Orduda var mıydı?

Bürokraside var mıydı? Ekonomide var mıydı? Sporda var mıydı? Eğitimde var mıydı? Siyasette var mıydı? Emniyette var mıydı? Derneklerde var mıydı? Vakıflarda var mıydı? İstihbaratta var mıydı?

Bankalarda var mıydı? Cemaatlerde var mıydı?

VARDI!

Rakiplerini teker teker silen bu yapı, yani FETÖ, son kertede DEVLETİ ele geçirip kendisine direnenleri tasfiye edecekti. Onların gözünde SON KALE BEŞTEPE'ydi. Burası da düştüğü an SEVR'den kalan hesap görülecekti.

Karşımızdaki yapıda son sözü söyleyen İMAM'dı! Bunun ne diyeceğini kimse kestiremezdi."BÖLÜNME HAYIRLIDIR" dese buna itiraz eden çıkar mıydı? "10 milyondan daha kalabalık bir Türkiye bize zarar verir" dese "Hayır yanlış söylüyorsunuz.

Haksızsınız!" diyen birini görebilir miydik!

ELBETTE KİMSE İTİRAZ ETMEZDİ, KİMSE KARŞI ÇIKMAZDI...

Operasyon buydu!

Zaten bizden olan DEVLETİNE SIZMAZDI. SIZINTI isminde yayın çıkarıp operasyona başlamazdı.

SIZMAK istiyorlardı! Çünkü bizim adımıza değil çalıştıkları merkez adına...

Kabul etmek gerekir ki çok yol aldılar.

Ama sonunda devrildiler. Bu daha başlangıç...

Bakın geçtiğimiz gün ABD'de yapılan bir toplantıyı yazdım...

Bunun bir benzeri daha gerçekleştirildi.

Başkan Barack Obama, Başkan Yardımcısı Joe Biden, Savunma Bakanı Carter, CIA Başkanı John Brennan, FBI Direktörü James Comey ve Genelkurmay Başkanı Org. Dunford, Beyaz Saray'da biraraya geldi...

Toplantıda öne çıkan iki isim vardı! Biri CIA Direktörü Brennan, diğeri de Dunford!

Dunford, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ile görüştükten sonra buraya katıldı... Söyleyecekleri önemliydi. CIA Direktörü Brennan "50 yıllık bir plan yapmak durumundayız. Birkaç yıllık bakış açısıyla bu işi götüremeyiz" dedi. Dunford ise söz alan diğer isimdi. "Çıkarlarımız için Türkiye ile ortak çalışmak zorundayız.

Bu nedenle GÜLEN'i bir an önce vermeliyiz" önerisini getirdi... Amerika kendi çıkarları içinTEHLİKELERİ de o toplantıda bir kez daha masaya yatırdı...

Devam edelim...

Geçtiğimiz günlerde saldıranları püskürten Tayyip Erdoğan bir anda konuyu LOZAN'a getirdi. "Uzun süre Lozan'ı bize zafer diye yutturmaya çalıştılar. Bunun neresi zafer" dedi.

Tabii Tayyip Bey'in ne demek istediğini anlamadık. Herkes PAS geçti. Bildik tartışmaların içine daldık. Anlayamadık...

Lozan'a gidelim...

Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya ile masaya oturdu...

Almanya'ya 28 Haziran 1919'da VERSAILLES ile, Avusturya 10 Eylül 1919'da Saint Germain ile ZAFER kazananlarla işlerini bitirmişti. Geride zaten 50 yıl önce DAĞITILMASI kararlaştırılanOSMANLI TOPRAKLARI vardı. Biz 1923'e kadar direndik... Aslında DEVLET olarak MİSAK-I MİLLİ'ye bağlıydık... Ama karşımızdakiler bastırıyordu. Karşımızda neredeyse bütün dünya vardı. İşimiz kolay değildi.

Anlaşmaya giden yolda İNGİLİZLER bizi TEHDİT etmek üzere içinde 2 uçak gemisinin de bulunduğu DONANMAYI İstanbul'a gönderdi. Kitaplarda yazmaz ama Amerika da 13 gemilik bir donanmayı TÜRK SULARINA yolladı.

AMİRAL BRISTOL komutasındaki USS Scorpion gemisi de İSTİHBARAT yapmak için buralardaydı... Hatta 1908'den 1923'e kadar uzun bir dönemi kapsayan özel bir görevle!

Neyse...

Bizi küçültmek ve küçük bir toprak parçasına hapsetmek istediler.

EN büyük silahları içimizden bulup kendilerine bağladıkları insan gücüydü.

Buldular da. Çıkardılar da... Ülkeyi anahtar teslim devretmek için herkes sahadaydı. Adım adım geldiler. Sızarak ilerlediler... O gün geldiğinde kimsenin yapacak bir şeyi kalmayacaktı. Ama bunu görmek kolay değildi. Çünkü karşımızda bizi DİNİMİZLE ALDATANLAR vardı... En güçlü yanımızı zaaf olarak gören bir akılla karşı karşıyaydık. Bir VAİZLE değil koca bir akılla mücadele ediyorduk...

İşte bu yapıyı kullanan AKIL en son 15 TEMMUZ gecesi ortaya çıktı. Kanlı ve acımasız yüzünü gösterdi. 250 şehit verdik. Canımız yandı. Askerimiz kendi insanına kurşun yağdırdı. Helikopterler ölüm kustu. 15 Temmuz'un pek çok hedeflenen sonucu vardı! Bunlardan biri de askerin yanında ve karşısında yer alanlar çatışacak ve ülke bölünmeye gidecekti. Bunun alt yapısı da hazırdı!

Karşımızdaki AKIL yani Mondros'ta, Sevr'de, Lozan'da masanın öbür ucunda oturanlar şimdi içimizdekilerle karşımızdaydı. Yapacak tek şey ülkeyi ve devleti savunmaktı. Operasyonlarda genelde ETKİYİ değil TEPKİYİ hesap ederler. Burada TEPKİYİ gözden kaçırdılar. Türkiye'yiTANKLARIN ÖNÜNE YATACAK İNSANLARIN YAŞADIĞI BİR ÜLKE OLARAKgörmüyorlardı!

Şaşırdılar. Afalladılar! Şok oldular!

Bütün kurumlar hırpalanmış, güven azalmış, kripto avı başlamıştı. Hainlerin hesabını tutacak kalem yoktu! Her taşın altından YABANCILARLA çalışanlar fışkırıyordu!

AMA 15 TEMMUZ aslında gözden kaçırdığımız çok önemli bir DETAYI barındırıyordu!

İçimizdekileri kullananlar bu KALKIŞMA ile LOZAN'ı tanımadıklarını ilan ettiler! İçeriden ülkeyi karıştırıp BÖLMEK için harekete geçtiler. Belki kendi askerleriyle sonra kurtarıcı olarak tekrar geleceklerdi.

Bilmiyoruz. Ama BÖLMEK adına önemli hamle yaptılar...

İşte bundan sonra DEVREYE Tayyip Bey girdi!

LOZAN'ı gündeme getirdi!

Yine bildiğimiz kesimler karşı çıktı!

Anlamadık! Iskaladık!

Türk DEVLETİ haykırıyordu.

"Siz imza attığımız Lozan'ı tanımadınız. Biz de bundan zaten çok memnun değildik. Madem bunu siz bozdunuz biz de Misak-ı Milli'ye geri dönüyoruz" dedi...

Peki Misak-ı Milli neyi kapsıyordu?

İşte PÜF noktası burasıydı!

Lozan'da çözülemeyen, daha sonra İNGİLİZ oyunuyla bizden alınan MUSUL-KERKÜKgörülecek hesabın tam da içindeydi! Merkezinde!

Bizden hileyle aldıkları, içeriyi karıştırarak kopardıkları MUSUL-KERKÜK artık DEVLETİN 1NUMARASI tarafından işaret ediliyordu!

Çünkü 15 Temmuz ile anlaşmayı bozan ve hile ile gelen onlardı!

Ama amaçlarına ulaşamadılar.

Yenildiler.

Şimdi sarstıklarını düşündükleri TÜRK DEVLETİ muazzam bir hamle ile BÖLGEYE indi!DABIK'ta da Musul'da da biz varız...

HEP OLACAĞIZ...

KİMSE BİZSİZ OYUN KURAMAYACAK!

Bunu hep söylediğimi bilen bilir...

İşte gördünüz! Amerika yelkenleri indirdi! Daha da indirecek. Kimse TÜRK DEVLETİ olmadan burada oyun kuramaz. Kursa da yürüyemez...

Bu nedenle DEVLET HEDEFİNİ DÜNYAYA "Lozan zafer değil" diyerek gösterdi...

Zafer olması için MUSUL-KERKÜK'ün bize yakın olması gerekiyor!

Bu da olacak...

Bizsiz yapamayacaklarını gördüler.

Yeni anladılar...

Asıl şimdi geri dönüyoruz! En zayıf sandıkları anda yine tarih yazmaya karar verdik... Gerçekten mutlu olduğum bir cümleyi tekrar etmek istiyorum: "BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ!"

İçeriden de gelseler dışarıdan da yüklenseler bu milleti hiç yenemediler.

Yenemeyecekler de...

Pirincin içindeki BEYAZ TAŞLAR yok olduklarıyla kalacak...

PATRONLARI zaten diz çökmüş durumda...

Bundan sonra onlar düşünsün!

MİLLİ ŞAHLANIŞ asıl bundan sonra başlayacak...

Bizsiz kimse pazarlık yapamayacak.

Son sözü söyleyen yine ANKARA olacak...

Kaldığımız yerden devam edeceğiz...

Görünen o!



Ergün Diler/Takvim--19 Ekim 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69