Milletin destanı

- Bu haber 23087 kez okundu.

Milletin destanı
banner62

 Adına tank denilen çelik kırlangıçların köprüye çıktığını haber aldığımda aklıma gelen ilk isim, Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.

Allah şahittir ki o an beklemediğim bir şekilde dilime sessiz bir dua dolandı.

"Yarabbi! Yaşıyor olsun ve gözaltında olmasın!" hissiyatıyla Allah'a yakardığımı hatırlıyorum.

Dudaklarının arasından çıkacak bir tek cümlenin, bahtının ipini bırakmak istemeyen milyonları sokağa dökeceğinden emindim.

Gavurun deyişiyle, "Diyar, inandığı kralı takip eder!"

Kısa bir süre sonra ekrandaydı Erdoğan...

"Meydanlara, sokaklara çıkın. Ben de birazdan geliyorum!" sözleri bir çığlık dalgasıyla cevap buldu.

Milyonlarca insan, siper duvarlarından kopan koca bloklar gibi şehirlerin üzerine dökülmeye başladı. Çok geçmeden, iman ve inanç denizinde köpüren dalgaların arasında savrulan darbecilerin zelil halleri geldi ekranlara bir bir...

Oysa semasız bir Türkiye hayali kuranlara her yazımda belli uyarılarda bulundum...

"Bizler, ebabilleriz! Allah'ın dokunulmaz kıldığı Kabe'yi korur gibi ülkemizi koruyacağız. Ya bizim adımıza vatan dediğimiz, diyar dediğimiz şu ülkeye zarar vermekten cayacaksınız. Ya da sizin için hazırlanan korkunç azabı tıpkı Ebrehe'nin ordusu gibi tadacaksınız!" dedim, şahitsiniz.

"Eğer hedefiniz Erdoğan ise ona verdiğimiz oy bizim namusumuzdur. Bizler onun Cumhurbaşkanı olmasına yardım ettik, Cumhurbaşkanı kalmasına da canımız pahasına yardım edeceğiz. Erdoğan'ın yolu kendisinden önce katlettiklerinden daha tehlikesiz değil. Ancak o yolu gitmesine izin vermeyeceğiz. Yaşarken olduğu kadar, ölümünde de ona yakın olur, gerekirse yanıbaşında çarpışarak ölürüz" dedim, şahitsiniz.

"Bizler, görev onuru gereği emre uymakla yükümlüyüz. Söz konusu bayrak ve vatansa yanarız, donarız ama ölür, ama öldürürüz lakin durmayız! Çocuklarımızın bu ülkede özgürce ve keyif içinde yaşamasının bedeli bir kaç hainle savaşmaksa, bundan geri adım atmayız" dedim, şahitsiniz.

Şahitsiniz çünkü bunlar sizin mesajlarınızdı ve ben mesajlarınızı onlara ilettim, ama dinlemediler.

Yapabilecekleri en ölümcül hatayı yaptılar. Milletin, 1960 ve 1980 darbelerinde olduğu gibi şiddetin ve gücün önünde diz çökeceğini düşündüler.

Adnan Menderes ve arkadaşları asıldığında suskun kalanların, Özal zehirlenirken, Erbakan devrilirken, Muhsin Yazıcıoğlu öldürülürken ağzını sessizlikle mühürleyenlerin, son darbe karşısında hemen teslim olacaklarını düşündüler.

Karşılığında hayallerinin çok ötesinde bir gazap gördüler!

Ne mutlu bizlere ki yüce Rabbim tüm dünyanın kaderini değiştirecek bir tarih yazmayı bizlere nasip etti.

15 TEMMUZ 2016

Tarih kitapları bu günü ve bu yılı bir ulusun darbeye karşı destansı mücadelesi olarak anlatacak.

Darbecilere ve onların baronlarına darbe yapan ulus olarak anılacağız.

Bu tarihten itibaren dünyanın hiç bir yerinde egemen güçler gözüne kestirdikleri ülkeleri soymak için darbe yapamayacak, yaptıramayacak.

Bu tarih, Türkiye'ye tezgah kurulamayacağını, kurulan tezgahların bizzat millet tarafından paramparça edileceğini, Türk'ün, Kürt'ün, Lazın, Çerkez'in mesele vatan ve bayrak olunca tek yumruk haline gelip tezgah sahiplerinin tepelerine balyoz gibi indiğini onlara hep hatırlatacak.

Milyonlarca insan bir haftadır evine girmiyor. "Allah'ım ne olursun bugün uykum gelmesin" diye dua edenler meydanlarda direniyor.

Bunun adı "Demokrasi nöbeti" değil, bildiğiniz "vatan müdaafası" ve bunu yapsa yapsa sadece Türk milleti yapar!

Hangisini sayayım...

Üzerine al bayrağını örtüp kaldırımlarda uyuyanları görüyorum. Yorgunluktan bitap düşüp, "Ben eve gidip biraz dinleneyim. Bir sıkıntı olursa beni ararsınız" diyenleri duyuyorum. "Sıkıntı" dediği şey 
tank, top, tüfek ve F16 'lar yani dikkatinizi çekerim!

Üzerine gelen tankın altına uçarak atlayanlar, kaçan tankı pijamayla kovalayanlar, havadaki helikaptere taş fırlatanlar, bomba yağdıran F16'lara, parmak sallayıp, "Ulan! Ulan, senin benzinin bitince nereye kaçacaksın onun bunun evladı" diyenler. Ele geçirdiği tankı kullanmayı hepi topu 3 dakika içinde öğrenip darbecilerin üzerine sürenler...

Hangisini anlatayım ki...

Bunlar AK Partili değil. MHP'lisi, CHP'lisi, Vatan Partilisi ve daha niceleri...

Hepsi kurşunların üzerine beraber yürüyor.

Devletin bakanı Süleyman Soylu TRT'nin ele geçirildiğini öğrendiğinde beline silahını takıp çevresindeki bir kaç adamıyla beraber ölümüne darbecilerin arasına dalıyor.

Devletin bir başka bakanı Bekir Bozdağ Meclis'e bombalar yağarken "Çıkalım"diyenlere, "Bizim işimiz burada ölmektir" diye bağırıyor.

Devletin muhtarı namlu göğsüne dayanmışken direnmeye devam ediyor ve oracıkta şehit ediliyor. Tankın önüne geçip ellerini havaya kaldıran genç hanım tek kurşunla kırılıp yere düşüyor.

Duyduğumda gözyaşlarımı tutamadım.

İşkur Tuzla Şubesi'nde çalışan Mustafa isimli bir kardeşimin annesi 4 çocuğunu yanına toplayıp, "Birinizi dahi evde görmek istemiyorum. Sizi bugünler için yetiştirdim. Bugün ya devletin yanında olun, ya devletin yolunda ölün" diyor.

Silahsız insanlar, silahlı barbarları işte bu mücadele ile durduruyor. 

Bir önceki yazıda da dile getirdim. 

Bir kıyamet bulutu gibi geldiler, bizi umutsuzluğa ve karanlığa boğmak istediler. Ancak tarihte hiç kimsenin boy ölçüşemeyeceği büyük bir güçle karşılaştılar.

Milletle!  

O millet ki atalarından kendisine kalan ihanet ve kudretsizlik lekesini ülkesine bulaştırmadı. Bütün takati ve tüm kudretiyle hainlerin üzerine yıldırım gibi düştü.

Şer, hayra dönüştü. 

Yaptıkları hata sayesinde altın bir şafağa uyandık. Güneş artık bu ülkenin üzerine bir başka doğacak. Artık tarihte hiç sahip olmadığımız büyük bir umutla, elele geleceğe daha emin ve daha kardeşçe yürüyeceğiz.

Tüm bu olanlara rağmen meseleyi vatan ve millet üzerinden değil de Erdoğan üzerinden yürütüp "Bu darbe bir tiyatrodan ibaret be!" diyenlere söylenecek tek şey var:

Havlayın!

Havlayın ki yeriniz belli olsun. Ve başka hiç bir ülkenin vatandaşında olmayan namertliğinize ve ihanetinize boncuk takın soysuz köpekler! Ama şunu iyi anlayın.  Bu ülke, bu topraklar bizim. Bir kez daha ıspatladık ki kan hakkıyla, can hakkıyla bizim.

Allah ve tarih şahit olsun ki...

Sizler, "Bu ülke artık bize dar be" deyinceye kadar savaşmaya, direnmeye devam edeceğiz.

Süleyman Özışık/internethaber--22 Temmuz 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emine Ünal 12 ay önce

Allah razı olsun çok güzel bir yazı kaleminize sağlık daha güzel günlere hep birlikte inşaAllah

banner69