Kurs’k!

- Bu haber 17751 kez okundu.

Kurs’k!

 12 Ağustos 2000... Rus donanmasının Kuzey Filosu'nda görev yapan en modern nükleer denizaltısı Kursk, Barents Denizi'nde 100 metre derinlikte dibe vurdu. Dört katlı bina büyüklüğündeki Kursk, bugüne dek inşa edilmiş en büyük taarruz denizaltıları sınıfına giriyordu. Amerika ve İngiltere, peşpeşe gelen iki patlama sonucu dibe oturan geminin çıkarılması için hemen yardım önerisinde bulundu.

Ancak Putin, denizaltıda çok önemli askeri sırlar olduğu gerekçesiyle yardım önerilerini geri çevirdi. CIA ve İngiliz istihbaratı, denizaltı ve Rus ordusuyla ilgili çok önemli bilgileri ele geçirebilirdi.

118 asker, denizaltı içinde ölüme terkedildi. Çünkü, Rusya'nın kurtarma çalışmaları asla sonuç vermedi.

2001 yılında ulaşılabilen denizaltı ikiye bölünerek dışarıya çıkarıldı. 118 mürettebattan kurtulan yoktu. ABD ve İngiltere, o denizaltıyı kısa sürede dışarıya çıkaracak teknolojiye sahipti. Ancak Kursk'taki askeri ve MİLLİ SIRLAR uğuruna o 118 kişi feda edilerek ölüme yollandı. Cesedi bulunan subaylardan Dimitri Kolesnikov'un cebinden eşine yazdığı SON MEKTUP çıktı.

"Sürünerek diğer bölüme geçiyoruz...

Karanlıktayız" yazıyordu. Eşi Olga Kolesnikov televizyonlarda son mektubu ağlayarak okuyor, "Dimitri vatan için öldü" diyordu. Kimi için "VATAN" uğurunda ölünecek kadar önemliydi. Kimi için de başkalarının vatanı kapısında bekçilik yapmak, başkalarına paspas olmak daha önemliydi. Ülkesini terkeden Fethullah Gülen yerleştiği Amerika'dan kovulmak üzereydi.

FBI, "Bu adam tehlikeli" diyor, derhal kovulmasını istiyordu. Devreye CIA'nın Ortadoğu uzmanı ve "Elde tutulacak Ilımlı İslam ile bölgeyi ABD adına yönetme" projesinin mimarı Graham Fuller giriyordu. Fethullah Gülen'e son dakikada oturma iznini CIA alıyordu. Aradan yıllar geçiyor, Fethullah Gülen'in peşinden giden Türk gençleri bir anda CIA'ya çalışır hale geliyordu. Büyük bölümünün CIA adına terörist olacaklarından, Amerikan istihbaratına hizmet edeceklerinden haberi bile yoktu.

Zaten uzun yıllar Dışişleri Bakanlığımızı yapan, ABD'yi en iyi tanıyanlardan ve sevenlerden mason İhsan Sabri Çağlayangil'e bir gazeteci bir gün soruyordu; "CIA nedir?" diye. Çağlayangil gülümsüyor ve "CIA'yı boşverin, ben size ona çalışanları anlatayım" diyor ve ekliyordu; "CIA'nın adamı olursunuz, CIA'ya çalışırsınız ama bundan haberiniz bile olmaz." İşte o CIA'nın sahip çıktığı, kol kanat gerdiği FETÖ elebaşısının talimatı ile yıllar önce Çamlıca tepesinde AKADEMİ adı altında bir karargah yaptırılıyordu. ahaber'de Yazboz'da geçen hafta, kimsenin bugüne kadar haberinin olduğu o devasa karargahagirdik. Türkiye ve dünyada "İMAMLAR" adı altında örgütün eylem planlarını uygulayacak yöneticiler Çamlıca tepesindeki bu esrarengiz karargahta seçiliyor ve atamaları yapılıyordu. Kuleli Askeri Lisesi'ne yakın olan gizli ve cüsseli binada, Türk Ordusu'na sızacak teröristleri yönetecek İmamlar belirleniyordu. Fetullah'tan sonra senelerce örgütte ikinci adam olan Nurettin Veren, o karargahı Yazboz kameraları ile gezerek anlatırken ilginç bir açıklama yapıyordu. "Her sene yurtdışından 2000 yabancı bu karargaha geliyordu." "Rusların batan Kursk denizaltısında hayatını kaybeden Rus askerlerinin evlatları da tek tek tespit edilerek, KURS'larda eğitilmek üzere bu karargaha getiriliyordu" diye ekliyordu.

Putin, "Fethullah okulları CIA'ya hizmet ediyor" diyerek Rusya'daki okullarını kapatıpsatıyor, bir başka FETÖCÜ satın alıyordu.

CIA sayesinde ABD'de oturan Fethullah, 9 bin kilometre uzaktaki Moskova'da elemanları aracılığı ile işi gücü bırakıyor, Kursk denizaltısında ölen askerlerin çocuklarını dahi araştırıyor, buluyor ve onlara kancayı atıp, İstanbul'da EĞİTİM KURSU 'na getiriyordu. Putin Moskova'da okulları kapatırsa, CIA da Kursk askerlerinin orduda kendilerine kapılar sonuna kadar açılan evlatlarını FETÖSÜYLE Çamlıca'ya getirirdi.

Birileri de dine hizmet ediyoruz diyerek tüm şartları hazırlar, milletten gerektiğinde şantajla topladığı paralarla finansör olur, cennete gideceğini zanneder, Rus askerlerin çocuklarını KGB ve Rus ordusuna GENERAL yapmak için Çamlıca tepesinde CIACIAk bağırırdı. Tıpkı ABD'yi çok seven İhsan Sabri Çağlayangil'in dediği gibi... "CIA'nın adamı olur, ona çalışırsın ama bundan haberin bile olmaz." İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin'e bile çorabını ters giydirebilen böylesine şeytani bir örgüt ile savaşıyor. Ama neredeyse tek başına!



Bekir Hazar/Takvim--23 Kasım 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69