İran Suriye'den çekilsin,Mursi Türkiye'ye gelsin

- Bu haber 954 kez okundu.

İran  Suriye'den çekilsin,Mursi Türkiye'ye  gelsin

Farkın damısınız ?bütün bölge adım adım savaşa sürükleniyor. Suriye savaşı içinden çıkılmaz bir hal alırken, bölgeselleşirken hatta küresel güç hesaplaşmasının en sıcak cephesi haline gelirken son İran-Suudi Arabistan krizi çok daha geniş ölçekli bir kriz haritası oluşturuyor.
Adına ister mezhep savaşı, ister güç savaşı, ister terör savaşı desinler, gücünü her geçen gün artıran yıkıcı fırtına hepimizi rehin almak üzere. Bu fırtına, sadece belli ülkeleri değil, coğrafyada yaşayan herkese kurulmuş bur tuzaktır ve etkileri bütün bu yüzyılı kapsayacak niteliktedir.
Yüzyıllık kuşatmaya karşı yüzyıllık direniş
“Yüz yıllık kuşatma” tamamlandı. “Yüzyıllık hesaplaşma” devam ediyor. “Yüz yıllık kurtuluş” için ayağa kalkmamız gerekirken o hesaplaşma hızla bizi kendi içine çekiyor.

Bölgenin direnç adalarını tahrip ediyor, zihinlerimizi iğfal ediyor. Bölgedeki hemen her ülkenin krize bakışını oluşturan gerekçesi işte büyük oyun kurucular tarafından şekillendirilmesine rağmen, hemen bütün ülkeler o gerekçeleri kendi doğruları sanıp ona göre pozisyon alıyor.
Burada son derece tahrik edici cümlelerle, ifade biçimleriyle vahameti ortaya koymaya, önümüzdeki yıllarda yüzleşeceğimiz korkular için bugünden uyarılar yapmaya çalışırken aslında o “Yüzyıllık kurtuluş” mücadelesine çağrılar yapmaya çalışıyoruz. Eğer bugünlerde tehlikenin farkına varamazsak yarın bütün coğrafyanın intiharı ile karşı karşıya kalabiliriz.
Terörle değil, o büyük fırtınayla yüzleşiyoruz

Türkiye'nin Güneydoğu'sunda devam eden operasyonların sebebi artık terör değil, işgal girişimidir, Suriye savaşının Türkiye içlerine servis edilmesine verilen cevaptır. Türkiye'nin siyasi aklı, bölgedeki sorulara yönelik analiz kabiliyetini bu yönde sorgulamalıdır.
Bir tür çokuluslu müdahaleye karşı savaştığımız, Kürt meselesinin ötesinde bir gerçekle yüzleştiğimiz artık bilinmelidir. Suriye'nin kuzeyinde oluşturulan Türkiye karşıtı cephe/koridor ile içerideki işgal girişiminin bir bütün olduğunu, bu durumun sadece Suriye meselesi ile sınırlı olmadığını, S. Arabistan-İran krizi ile de bağlantısı olduğunu anlamak durumundayız.
Günübirlik siyasi reaksiyonun ülkeye ödettiği bedel çok ağır olmuştur ve böyle giderse çok daha ağır fatura ödemek zorunda kalacağız. Dolayısıyla siyasi aklı manipüle edenlerin, zihinleri bulandıranların bu gücü öncelikle ellerinden alınmalıdır. Çünkü yaşadığımız bölgesel kriz, onların algılamalarından, okumalarından çok daha derin, çok daha yaygın bir krizdir. Daha coğrafyayı tanıyamayanların nasihatlerinin Türkiye'yi götüreceği yer ortadadır. Cizre ve Silopi gibi, operasyonların yürütüldüğü bölgelerdeki krizle Suriye'de yaşanan kriz aynı haritanın parçasıdır.
Mezhep savaşı bir kandırmaca!
Yemen'de devam eden çatışmalar bölgesel savaşın bir uzantısıdır ve aynı krizin parçasıdır. Mısır'daki askeri müdahale bölgesel savaşın altyapısını hazırlamaya dönük bir çokuluslu müdahaledir ve aynı krizin parçasıdır. Rusya'nın İran eliyle Suriye'ye taşınması yine bölgeye dönük çokuluslu müdahalenin bir başka aşamasıdır ve aynı krizin parçasıdır.

Son olarak İran ile Suudi Arabistan arasında örtülü biçimde devam eden krizin açığa çıkması, bir savaş hazırlığı olarak patlaması işte bu bölgesel savaş planlarının zirvesidir. Mezhep üzerinden, kimlikler üzerinden, hiçbir ülkenin dışında kalamayacağı bir savaş servis edilmektedir.
Dün, İran'ın yayılma haritasını sorgulamıştık. Tahran'ın hem Basra Körfezi ülkelerini hem de doğrudan S. Arabistan'ı tehdit ettiğine, birkaç yıl içinde Körfez'in karışacağına, bazı ülkelerin İran tehdidiyle yüzleşeceğine ve bu savaşın nihai noktada S. Arabistan'ı vuracağına, Soğuk Savaş'tan hemen sonra psikolojik altyapısı oluşturulan “İslam iç savaşı” kavramının böylece gerçeğe dönüştürülmek isteneceğine değinmiştik.
İran'ın Sünni dünyadan kendini yalıtmasına hatta onların öfkesini çekecek eylemlere girişmesine dikkat çekmiş, jeopolitik heveslerini mezhep nüfuzunu kullanarak gerçekleştirme eğilimlerinin tehlikesine değinmiştik. Suriye gerçeğini gördükten sonra, bugünkü İran heveslerini okuduktan sonra Arabistan'ın ve Körfez ülkelerinin İran tehdidini hissetmemeleri mümkün değildir.
S. Arabistan'ın stratejik körlüğü

Ancak S. Arabistan kendi eliyle yol açtığı bir stratejik hatanın kurbanı oluyor. Mısır'daki askeri darbeyi finanse edip Müslüman Kardeşleri devre dışı bırakmasının, Sudan'dan Suriye'ye uzanan bölgenin en etkili siyasi hareketini yok etmeye dönük politikalar izlemesinin en büyük kurbanı S. Arabistan'dır. Kendine yönelen İran tehdidine karşı kendini yalnızlığa mahkum etmiştir. Riyad yönetimi için bir stratejik körlüktür ve intihardır.
Öyleyse Riyad'ın yapacağı tek şey, Müslüman Kardeşlerle ilişkisini yumuşatması, onları tehdit görmemesi, Mısır'daki krizin çözümüne destek olmasıdır. Coğrafyanın en dinamik gücü, öyle sanıldığı gidi doğrudan Suudi monarşisini hedef almayacaktır. Riyad'ın okumaları İhvan'ın daha büyük tehdit olduğu yönündeydi ama gelinen sonu, İhvan'ın olmadığı bir denklemde Riyad'ın İran'ın hedefi olmasıyla sonuçlandı.
Dört ülke acilen biraraya gelmeli

Coğrafya iki keskin kampa ayrılıyor. İran-Rusya ekseni Sünni/Arap dünya ile ilişkilerini neredeyse gözden çıkarmış gibi ve çok daha büyük bir çatışmaya hazırlanıyor. Türkiye, Mısır, S. Arabistan ve Pakistan bu krizi yumuşatabilir. Bunun için öncelikle Riyad-İhvan ilişkisinin yumuşaması, ardından Mısır-İhvan krizinin yumuşatılması, hemen ardından da Türkiye ile Mısır arasındaki gerilimin düşürülmesi gerekmektedir.
Türkiye ve S. Arabistan Muhammed Mursi ve İhvan'ın içerideki liderlerine, kadrolarına yönelik bir siyasi çözüm bulabilir. Davaların önü alınabilir. İdam kararların iptali ve yeniden yargılanma yolunun açılması iyi bir işarettir. Bu kişiler serbest bırakılabilir, bırakılmalı da. Hatta Mursi ve arkadaşları Türkiye'ye getirilebilir. Ankara-Riyad arasında çözülebilecek bir konudan söz ediyorum.
Bunlar olursa, İran'ın Körfez'e yönelttiği tehdidin etkisi zayıflayacaktır. Tahran, bu dört ülkenin yakınlaşmasına karşı, etkili bir güç ortaya koyamayacaktır. Bir tür Pers yayılmacılığına dönen, Şiilik üzerinden bir harita belirlese ve bir mezhep krizi görüntüsü verse de aslında emperyal bir hayal olan İran yayılması dizginlenebilir. Bu, İran'ın de lehine olacaktır. Çünkü bugün S. Arabistan ve Körfez ülkelerini tehdit ederken yarın Türkiye ve Pakistan'ı da açık tehdit görmekten kaçınmayacaktır.

Muhammed Mursi Türkiye'ye gelsin
Tekrar edeyim: Riyad Müslüman Kardeşleri tehdit görmekten vazgeçmeli. Mısır yönetimine baskı yapmalı, İhvan liderlerini serbest bıraktırmalı. Türkiye bu çözüme yardımcı olmalı. Hatta Mursi gibi liderleri Türkiye'de misafir etmeli. Ardından Türkiye-Mısır ilişkileri yumuşatılmalı. Pakistan bu yakınlaşma çabalarına ortak edilmeli. Bu süreç, İran'a karşı blok oluşturma süreci değildir. Bölgedeki gerilimi düşürmeye dönüktür. Göreceksiniz bu çaba, İran'ın bölge ile ilişkilerini de yumuşatacaktır.

Bunlar yapılamazsa, Suriye savaşı bütün bölgeye yayılacak. Türkiye'nin güneydoğusundan Basra Körfezi'ne, Kızıldeniz'den Kuzey Afrika'ya kadar çatışma ve her an çatışmaya dönük gerilimler göreceğiz.
S. Arabistan etkisindeki bütün ülkeler İran'a karşı teyakkuza geçti. İran ile Sünni/Arap dünyası arasına kalın duvarlar örülüyor. Geriye düşmanlık ve çatışmadan başka seçenek bırakılmıyor. Pakistan'dan Yemen'e her alanda kimlik çatışmaları çıkacak ve bunlar ardı ardına patlayacaktır. Sözünü ettiğim çözüm savaş dışı tek seçenektir. Yarın çok geç olabilir.
İran derhal Suriye'den çekilmeli, Mursi de Türkiye'ye getirilmeli. Özet cümleler bunlardır. Dört ülke isterse bunu başarabilir, coğrafyayı yüz yıl savaşından kurtarabilir… 

İbrahim KARAGÜL/Yenisafak. 8 Ocak.2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
muhittin 5 yıl önce

Olan ibo....irana emperyal oluyorda...emperyaliz adina sovalyelige suyunan muttefikleri ne oluyor...mursi dersinde mursi kimin adami..mursiyi secim tozagina dusurende BOP es baskani degilmiydi...
Ibo kardes maasin ne kadar..siroyedeki ic larisikliktan sonra ne kadar zam aldin...haa onutmaki adil mesele- biz amerikali doslarimiza dedik irak bir batakliktir giriyorsaniz baasi devirmeyim.alin yaniniza iki uç arap ölkesini öyle girin diyenlerin bu akil bermeleri kime hizmet olurdu.

Ve libyada kaddafi saf disi kaldigindada dönūste ayni nakarat..- biz amerikali doslarimiza dedikki irak ve Afganistanda düştûgünüz hataya düşmeyin alin yaniniza ili üc arap ülkesini öyle mudahalede bulunun diyen zat, guya iki gūn ūncede natonun ne isi var libyada diyen zat degilmiydi.
bak ibo kardeş her kimsen ve kime oynuyorsan bunu bil ki sunni camianin göz bebegi osmanli evlatlarino ingiliz pisligi vahhabilerin ki osmanliya en yikici darbeyi voran ve iki yüzyildirda etkisini hissettigimiz bu alcak siyonist usaklarina muttefik olarak renklendirmen pek iyi niyetli olmadigina kanaatimi getiriyor.
Ki ummetin asil derdi olan filistini onutturup siyonisy israile nefes borusunu uzatma gibi bir strateji uretmeniz den anlasildigi kadariyla israille ulusabolecek iyi iliskiler ve doslukki bu sizi hic rahatsiz etmemise benziyor.
Halkimiz cahil olsada bir yerden sonrada fitne ve fesat ehli olanlari ayirt edebilecek ferasete sahiptir.hukumet yetkililerin israille iliskilerin gelistirilmesi cikisi bir nabiz yoklamasiyla test edildi ve el altindada bu iliskiler devam ederek gelisecek .bu sire zarfinda bazi kiralik kalemler kalem oyunlariyla halki buna ikna yollarina gireceksede bu fiyaskuyla sonuclanacagi muhakkkak ve devrimci öz muhammedi cizginin neferlerinin öncūlūgūnde öncelikle bu kiralik kalemler desifre edilerek halkin bu sistemin besleme kalemlerine olan inancı yok edilerek oz kimligindeki muhammed'i devrimci fetihlerin önū acilarak bu batiya ve ona bagimli kurum, kurulus ve sistemler tarihin lagam cokurlarina itilerek ortadugunun mazlum,mustazaf, yalin ayaklilarin ayak sesleriyle seriati garranin celik sotunlarinin yilmaz bekcilerinin kendilerinin olduguna dair.kurani mesajin hak olduguna insanlik şahit olacaktir" zalimler isyemesede Allah nurunu tamamlayacaktir."

Avatar
muhittin 5 yıl önce

Neden yorumlara ambargu var..kemalistleri solluyorsunuz