GÜLEN ÖRGÜTÜNÜN GENETİK İKİZİ

- Bu haber 7248 kez okundu.

GÜLEN ÖRGÜTÜNÜN GENETİK İKİZİ

 Daha önce yazmış olduğum Dini din ile vurmak yazısında batılı ellerin, İslami cemaatleri özellikle amaçları başka olan dini liderler aracılığı ile nasil kullandığını, bu gruplar tarafından araya fitne sokularak birlik ve beraberliğin nasıl manipule ettiğini anlatmış, buna örnek olarak Mısır’dan müslüman kardeşleri, Endenozya’dan sarikat-i İslam cemiyeti, Pakistan’dan Cemaati İslami ve Türkiye’den Gülen yapısını örnek vermiştim.  Öncelikle başta yanlış bilgilendirmeden dolayı siz dinleyenlerden, sonra bahsetmiş olduğum Endenozya, Mısır, Pakistan cemaatlerinin şahs-ı manevisini, Gülen Örgütü ile bir tuttuğumdan dolayı özür diliyorum. Açıkça söylemem gerekir ki, Gülen örgütü, en pasif, en küçük islami bir cemaatle bile kıyaslanamaz.Bu yukarda bahsettiğim cemaatler kurucuları itibari ile halis niyetler ile kurulup, sonrasında izan yoksunu yeni liderlerince batılı ellere maşa edilmişti. Fakat Gülen örgütü, bu cemaatler gibi bilinen ve sanılanın aksine temiz niyetler ile başlayıp, sonradan gücün büyüsüne kapılmamış, aksine o gücü kurulduğu ilk günden beri hayal edip, bütün sistematiğini, yapı ve iskeletini en küçükten en büyüğe bu hedef için dizayn etmişti.

Çünkü  kavram olarak Gülen yapısı ile özdeşleşmiş olan “adanmış ruhlar”, “Allah rızası”, “hizmet” “altın nesil”  terimleri sadece bu yapıya ait değildi. Bunu kullanan baska bir gurup daha vardı ve gülen yapılanmasından daha eskiydi.Bu kavramlar tamamen buradan kopyalanmıştı.Anlamlarını, neye tekabul ettiklerini geç, kelime olarak bile buradan tercümeydi.Onlar kutsal bir anlam taşıyan “The Work” ifadesini kullanıyor, Gülen yapısı bunu “Hizmet” olarak çeviriyordu.Onlar “Dedicated Soul” diyor, Gülen yapısı, “adanmış ruha” çeviriyordu.  İsimleri bile latince olarak Tanrı’nın işi anlamına geliyor, Gülen gurubu aynı amaç için ugraştıklarını söylüyorlardı. “Allah rızası”…

İşim gereği cok yabancı insanla tanışıyorum. Bunlardan birtanesi ile havadan sudan konuşurken, Türk olduğumu duyunca, biranda Gülen hareketinden olup olmadığımı sorduğunda bunada mı ulaştılar diyerek şaşırmış, zamanında içlerinde bulunduğumu ama uzun zaman önce koptuğumu soylemiştim. İkinci bir soru sormamış, bir gurup hakkında bazı şeyler anlatıp, haklarında araştırma yapmamı istemişti.Dürüstçe söylemek gerekirse, çok dikkate almamış ve unutmuştum.Fakat epey zaman sonra aklıma gelipte bilgisayara sarıldığımda, bu kişinin sözünü ettiği gurup, yukarda bahsettiğim gurubun ta kendisi olduğunu farkettim.Opus Dei.

Evet haklarinda arastirmam derinlestikce kanimi donduran bu grup, bir kaç sefer Türkiye basınında dillendirilmiş ama hiç birzaman hak ettiği önemi elde edememişti. Özellikle 15 Temmuz gibi kara bir lekeden sonra tv yayınlarına çıkan eski cemaatçiler “bilmiyorduk, niyetimiz başta halisti,  sonradan böyle oldular” diyecek ama aslında başından beri böyle olduğunu, böyle olabilmesi için de Opus Dei cemiyetinin kopya edildiği gerçeğini ıskalayacaklardı.

Peki kimdi ve amaci neydi Opus Dei’nin. İsmi yukarda bahsettiğim gibi latince Tanri’nın işi anlamına gelen bu yapı 1928 te İspanya Madrid’te Papaz Josemaria tarafından kurulmustu. Josemaria küçük bir kasabada papaz iken, Allah’tan aldığını idda ettiği mesajla bu tarikatı kurdu ve hızla etrafına murid topladi.Opus Dei’yi diğer tarikatlardan ayıran en büyük özelliği ise, ahiretten çok dünyevi işler ile ilgilenmesiydi. İspanya iç savaşında, tarikat üyelerine devlette yüksek pozisyonlar karşılığında General Franko’yu destekleyerek ciddi bir güce sahip oldu. Opus Dei önce ekonomi, sonra politika daha sonra ise eğitimi eline geçirdi.Tarikat elde etmiş olduğu bu güç ile yurtlar ve okullar açarak eğitim sektörünün tek sahibi oldu.Zamanla finans, politika, sanayi, ticaret, radyo, eğitim ve bilim gibi her Alana yayılan Opus dei, özellikle finansal olarak yeterince güçlenip dünyaya açıldıktan sonra karargahını da Roma Vatikan’a taşıdi.  Papalık 1950 yılında bu tarikatı resmen tanıdi  ve himayesine aldi ve  1982 yılında da bu tarikat önderlerine piskopos ünvanı verdi. Papanın da desteğini alan Opus Dei artık hiç olmadığı kadar güçlüydü. Artık gücü ve nüfuzu sadece İspanya’da değil, başta ingiltere ve Amerika olmak üzere bütün hristiyan ülkesinde hissedilir hale geldi. 5 kıtada 475 Üniversite, 200 kolej, 604 dergi ve gazete, 52 haber ajansı ve 12 sinema şirketi ile milyarlarca dolarlik bir hacme sahip olan bu tarikata Amerika parlementosundan 17 senetor, anayasa mahkemesinden 2, federal mahkemeden 4 yargıc, Fbi, Cia ve askeriyeden olan Louis Freeh gibi birçok kişi katıldi.

Gelişim açısından birbirlerine çok benzeyen Opus Dei ve Gülen yapılanmasının benzerliği bununla da bitmiyor.Şimdi asıl benzerliği yapı içerisinde ki kurallara, işleyiş şekline bakınca görücek, yukarda bahsettiğim gibi bu yapının sonradan bozulmadığına, başından beri zaten belli olan bir hedefle yapılandığını görüceksiniz. Şimdi yazacağım şeyler, Opus Dei’nin iç yapısında ki kurallardır. Özellikle altını çizerek belirtmek istiyorum ki, bu maddeler bu yapının içinde bulunmuş ama sonradan bir sebeble çıkmıs veya çıkarılmış kişilerce yazılmıştır ve bu kişilerin Gulen kurumu ile hiç bir alakası olmayıp, katolik hristiyanlardır.Yukarıda bahsetmiş olduğum tanıştığım kişide zamanında bu guruba üye olduğunu belirtmiştir.

1-    Opus Dei, üyelerinin neredeyse herşeyini kontrol eder.

2-    Opus dei den çıkmış veya çıkarılmış kişilerle geri kazandırılma haricinde görüşmek, özellikle yapı hakkında konuşmak yasaktır.

3-    Üyelerin 15 kişilik arkadaş listesi olmalı ve bu guruba katilma potansiyellerine göre sıralandırılarak onlarla sicak ilişkiler kurulmalıdır.

4-    Guruba katılma eyilimi olmayan kişilerle ilişki tamamen vakit kaybıdır, Opus dei vakit kaybına müsade etmez.

5-    Kadınlar ve erkekler sade giyinmeli, özellikle ev araba sevdası taşımamalır. Bu davadan uzaklaştırır.

6-    Her kuruşun hesabı yapılmalı, boşa para harcanmamalı, dava adına geri döndürülmelidir.

7-    Üyeler mümkün olduğunca az banka kartı kullanmalı, kullanılması icab ettiğinde yapının finans ve banka kuruluşları ile çalışmalıdır. Mümkün olduğunca az harcama ve az gelirle yaşanmalıdır.

8-    Tatil, eğlence, gezi gibi malayani işler çok az olmalı, boş zamanlar “circle” yani daire olarak adlandırılan toplantılarda geçirilmelidir. Gidilmesi icabında kesinlikle üst kişilerden izin alınmalıdır.

9-    Ebevy olan üyelerin çocukları, kurumun eğitim kuruluşlarında eğitim görmeli, belirlenen konsepti takip etmelidir.

10- Verilen tavsiyedir, kişinin kendi menfaati adınadır, sorgulanmamalıdır. Nerede yaşayacaklarını, hangi okullara gideceklerini, hangi işte çalışmaları gerektığini kurum belirler. Bu “the needs of the work”  yani hizmet adına yapılır.

11- Üyeler kişisel duygu ve düşüncelerini, ruh yapılarını, hafta da bir olan toplantılarda kendilerinden sorumlu kişilere bildirmelidir.

12- Guruba en fazla adam kazandıranlar en başta Opus dei liderleri ile tanışma fırsatı yakalar. Bu başarısı devam ettiği sürece, onlardan biri olabileceği telkin edilir. Verilen görevlerde başarısız olan veya ilgi göstermeyenler daha kaba, fizikmen yararlanılacak işlere konulur. Servis şöförlüğü, taşıma vb gibi.

13- Karşı cinsle muhabbet guruba kazandırma çabası değilse yasaktır, ilişki anlamında zamanı grup belirler. Kendinden olmayan veya dışardan evlenmek kesinlikle yasaktır, buna uymayan, kurum içerisinde hiç bir yere getirilmez.

14- Üyelerin yanlarında yada odalarında aile fotografları bulundurulmasına sicak bakılmaz, fakat her opus dei evinde kurucunun fotografi vardır.

15- Kurumu sikintiya sokacak durumlarda yalan söylenir. “Ourtright lying” yani icab eden yalan denir.

16- Okullarda verilen yada seçilen her ders üstler tarafından onaylanmalı, tv yada internet kullanımında izin almak zorunludur. İzlenicek filmler, okunacak kitaplar, gidilecek cinema filmleri üst sorumlular tarafından belirlenir.

17- Kurumun kiritik pozisyonlarında olan kişilerin sahsi tüm hesapları aynı zamanda kendilerinden sorumlu üstleri tarafından düzenli bir biçimde kontrol edilir. Kurumu ilgilendiren önemli kararlar elden gider.

18- Üyeler yoğun tutulur bu sorgulamayı itaatsizlıği engeller.

19- Yapıdan kimse bir bilgiyi tam olarak bilmez. Herkes kendine verilen parçayı bilir. Yapboz usulü ile, herkes kendine düşeni yaptığında görev tam anlamı ile tamamlanır. Yapamayan görevden alınır ve yerine başkası getirilir.

20- Kesinlikle hiyerarşi sistemi mevcuttur. Örneğin kurumun Amerika ayağının finansal yapısına sadece Romada ki direktörler ve new York sorumlusu vakıftır.

21- Hiç bir kurum ve kuruluş, kişi adına değildir. Bu kuruluşlar opus dei’ye yakın olan vakıf ve vakıf yöneticileri ile yönetilir, böylelikle opus dei nin ruhani önderleri , yasal olarak hiç bir borç veya kazanca ortak değildir. Sahsi hesapları incelendiğinde fakir bir piskoposturlar.

22- Opus dei’nin “fraternal correction” ismini verdigi, kişinin menfaati adına kişinin bilgisi haricinde takiptir. Bu gerek telefon dinlemesi gerekse direk pesine takilan adamla yapılır. Takip edildiğini bilmeyen üye, kendisine neler yaptiğı söylendiğinde daima izlendiği baskısını yaşarak kurum hakkında hiç bir olumsuzlukta bulunamaz.

23- Guruba adam kazandırma aşamasında, hali hazırda üye olan kişi, kazandırmak istediği kişiyi iyice tanıdıktan sonra bunu rapor olarak ust  merciye sunar. Mesela guruba giriş aşamasında olan kişi filanca yemeğini çok seviyorsa, opus dei evine gideceği ilk gün o çok sevdiği yemek kendisini beklemektedir veya ailevi sıkıntı yaşıyorsa, gittiği evde kendini bekleyen kişi veya kişiler bu konuda konuşur. Bu katılacak kişide beni çok iyi anliyorlar algısı oluşturur.

24- Üyenın en yakın arkadası dahi, üye hakkında üste rapor vermektedir. Başka bir kiside rapor veren kişinin raporunu verir. Bu mukemmel bir reaksiyon oluşturarak herkesin duygu ve dusuncelerini takip edebilmeyi saglar. Boylelikle kimse kurum hakkında olumsuz konuşmaz. Konuşan biran önce ihraç edilerek cezalandırılır.

25- Opus dei’nin “Noticias” denilen haftalik dergi ve gazeteleri tum evlere gider. Tum uyeler bunlari okumak ve ustlerine ozet vermek zorundadir. Üstelik bu  dergiler ispanyolcadır, oyuzden tum Opus dei  egitim kurumlari hangi ulkede olursa olsun ispanyolca ogretir.

26- Opus Dei’nin kendi iletisim merkezi vardir. Bu kurum New York’ta bulunmaktadir. Kurum hakkinda olumsuz yayin yapan kim olursa olsun, karsı atak yapilir. Bu kurum Menhattandadır ve iki yüzün üstünde kişi calışmaktadır.

27-  Yıllarca verilen eğitim ve itaat seansları ile tüm üyeler birer robota dönüşmektedir. 

28- “Plan of Life” yani hayatın planı kurallarına göre, fraternal correction yani kardeşlik düzenlemesi, aşılama / telkin etme ve itaat yolları ile kötü hücreleri iyilerinden ayıklama mantığ ileı üzere ayni düşünen, aynı hareket eden bir yapı oluşturulur.

29- Üstlerine itaat ettiğin sürece, Allah’a hizmet edildiği, Opus Dei için hareket edildiği sürecede Tanrı’nın rızasını kazanıldığı, bunun haricinde hareket edenler, başta Tanrı’nın huzurundan olmak üzere, sonra Opus Dei’den kovularak hem bu dünya hem diğer dünyada azab çekileceği aşılandı.

30- Bizler ve onlar mantığı hat safhadadır. Opus Dei’yi eleştiren kişiler her kim olursa olsun karşıdadır ve potansiyel düşmandır. Don’t you see that the world in its selfishness will fail to understand?  644. Sayfa Incil’den olan yani Görmezmisin gözleri kapanmış ve bencilliğe düşmüş insanlar seni anlamayacaktır ayeti, bu bizler ve sizler mantığının ana temelini oluşturur.

31- Karşıdan kim olursa olsun yapıya zarar veren kişi ve kurumlar sessizleştirilir. Önce sözlü ifade, sonra yazılı uyarı hala devam ediyorsa her ne pahasına olursa olsun etkisizleştirilir.

32- Opus dei’de ileri kademelere gelmiş üyeler, grubun azizleri ile rüya aleminde buluşur, üye bu rüyaları görmediyse hala gelmesi gerektiği mertebeye gelememiştir. Yapılan haftalık toplantılarda bundan sıkça söz edilir.

33- Yapılan toplantılar karanlık ortamlarda, loş ışık altında yapılır. Bunun sebebi ise, yarı uyku halini alan üyelere yarı bilinç hipnotize taktiği uygulanır, bu tatktiğe Guided meditation denir. Zamanında bu kurumda olup bu toplantılara katılmış olan Javier Ropero bu konu hakkında araştırma yazısı yazmıştır.

34- Bu yapıda tartışmak yasaktır. Çünkü tartışma ışığı boğan bir buluttur. Tartışmak itaatsizliğin ilk adımıdır.

35- Aziz olabilmek ve cennete gitmek sadece yukarıda bahsettiğim Plan of life yani hayatın planı çevresinde Opus Dei ile olur. Geri kalan hiç bir kilise veya dini kuruluş bunu sağlayamaz.

36- Şayet üye bir sorunla karşı karsıyaysa, sorunun kaynağı daima kendisidir. Kurum ve kurucu hiç birzaman yanlış yapmaz. Zaten kurum her adımını azizlerinden ve  tanrıdan aldığı direktifler dogrultusunda atar.

37- Suçluluk hissi bu yapının en büyük ögretilerindendir. Opus Dei üyesi herzaman her işte mükemmel olmak zorundadır. Bu da mümkün olmadığı için, daima üyelerde suçluluk, eziklik pisikolojisi meydana getirir. Buda kişide ki özguveni kırarak, emir ve direktiflere bağımlı bir hale getirir.

38- Üyeler, chrismas yani hristiyanlıkta ki dini bayramda dahi ailelelerini görmesine müsade edilmez. Hasta ziyareti, düğüne gitmekte uygun değildir. Üyelere ailesinin Opus Dei olduğu ve olanca güç ve zamanını buraya harcaması gerektiği öğretilir. Çünkü kan bağı gerçek aile anlamına gelmez.

39- Kuruma katılanlar, geçmişlerini silmelidir. Geçmişi hatırlatan günlük, fotoğraf, mektup gibi herseyin atılması istenir.

40- Kişiler yetenekleri ölçüsünde değerlendirilir. Mesela ilişki konusunda iyi olan Sharon Frey Boston Universitesi halkla ilişkiler bölümüne yönlendirilmiş, mezun olduktan sonra uzun bir zaman Opus Dei adına çalışmıştır.

41- Tüm Opus Dei üyeleri dünyada olan tüm olumsuzlarda başta kendini sorumlu hisseder ve bunun suçluluğunu taşır. Bu olumsuzluklarla tek başına mücadele edemeyeceği, bunun ancak bu tarikata sıkı sıkıya sarılma yolu ile mümkün olacağı öğretilir.

42- Her üyeye bu gurubu bıraktığında maddi manevi cezalar göreceği özellikle yerleştirilir. Buda üyelerin gurubu bırakıp mutlu olacağı düşüncesinden uzaklaştırır.

43- Üyeler ancak gurup içerisinde güvendedir. Grubun dışı tehlikelidir ve şeytan herzaman yabancılarla yaklaşır.

 

44- Bu gurubu bırakan üyeler cehennem, şeytan, hastalık, kaza, intahar gibi olumsuzluklarla tehdit edilir, özellikle gurubu, üst kadamelerinden bırakan kişiler, türlü sıkıntılara maruz bırakılır ve gurupta ki kişilere ders niteliğinde örnek nisbetinde anlatılır.

45- Grup hiç birzaman kaybetmez, kaybeden guruptan ayrılanın kendisidir, Bırakan kişi daha önce ne kadar liyakatli, ne kadar zeki ve ne kadar aktif olursa olsun, bıraktıktan sonra aciz, ahmak ve bencil olarak nitelendirilir. Çünkü bu gurubu bıraktıracak hiçbir geçerli sebeb yoktur.

Sevgili dostlar..Zaten çok uzun olan bu yazımda 100 maddeden sadece 45’ine değinebildim.Ve tekrar etmek istiyorum ki, bu maddeler bu guruptan çıkan katolik hristiyan kişiler tarafından paylasılmıştır ve bu kişilerin Gülen gurubu ile hiç bir bağı olmadığı gibi tanımamaktadırlar.Kaynakları ve kişilerin isimleri dahi mevcuttur.İşte tam burada sorulması gereken soruyu soralım. Peki ya biri hristiyan biri islami yapı olan bu genetik ikizleri oluşturan kim ve neyi hedefliyor? Buda bir dahaki yazımda..


Safvan Allahverdi/Seslimakale.com--12 Ağustos 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yumetu 4 ay önce

1928 ile 1948 yılları arasında olabilir vatikan tabanlı kurulmuş bu sistem hristiyanları bir çatı altında toplayıcı olarak görülmüştü ve zeki çocukları ve zengin aileleri hedefe alıyordu .. yani anlaşılan bir üst akıl Vatikanı da ele geçirmişti.... bizde ki sıkıntı şuydu . bizde Allah korkusu saftır yani bu kadar Allah ı bilen bir müslüman insanın ( çünkü bildikçe insan korkar) bu kadar kandırması imaknsız gibi geliyordu şeytan bunu yapmaz diye düşünülüyordu ama yanlışlar ve sıkıntıları çok kişi görüyordu ve susuyordu ... fitne çıkmasın ülke zaten zor dönemde aman iç işler karışmasın diye ve cemaatler arası birbirlerini karalama çok olduğu için , insanlar susuyordu yada oyle değildir ya diyordu ... hatta hukumete denildiğinde sahip çıkanlar olunca ki bu insanlar maneviyatlı insanlar , yok diyorlardı falan filan... bundan doalyıda 2013 sn Cumhur u reis yalnız kaldı ... kimse anlamadı o kadar yalan yulan haberler vardı ki insanlar susmayı tercih etti bu dönemde...

banner70

banner69