Güç dengesi

- Bu haber 1232 kez okundu.

Güç  dengesi

 Biz olaylara içeriden bakalım. Sonra da dışarı çıkıp nasıl göründüğümüzü değerlendirelim.
Haftalardır Güneydoğu karışık...

Hendekler, bombalar, tuzaklar, çatışmalar, yaralılar, şehitler, göç eden insanlar, boşaltılan mahalleler, dışarıdan aralıksız gelen teröristler, PKK tabelası altında çatışan yabancılar gündemimiz.

Bir AKIL tarafından Avrupa'da kitaplaştırılan ve aralıksız sızdırılan İMRALI görüşmelerini de unutmayalım.
İstihbarat operasyonları yani... İçerisi için söylenecek çok şey var! Ancak önce GERÇEĞİ anlamalıyız! Yoksa içeride takılır düşeriz! EŞBAŞKANLARI hatırlayın!
DAEŞ, Kobani'ye dalınca halkı sokağa çağırdılar. Bir anda ortalık karıştı.

Olaylar çığırından çıktı. 50'ye yakın insan hayatını kaybetti. Aynı parti ve eşbaşkanlar sonra da KOBANİ'yi anma GÜNÜ ilan etti! Ancak daha önce sokaklarda boy gösterenler Kobani için bu kez tek adım atmadı! NEDEN? Defteri buradan açmalıyız!
Önceki akşam bir Amerikan kanalında yetkili şunları söylüyordu: "Artık stratejik olarak askeri gücümüzü kullanmıyoruz. Ancak pek çok ülkede olaylara anında müdahale edecek ÖZEL KUVVETLERİMİZ var..."

Mesela MALİ'de teröristler oteli basıyorlar, sokaklarda gezinenler Amerikalı askerler oluveriyordu! Adam haklıydı yani!
Amerika hem kendisi hem de NATO ile istediği politikaları istediği ülkelere dayattı. Kabul ettirdi. Kobani bizim son sapmamızdı. Çin ile Hava Savunma Sistemi üzerinden kurduğumuz ilişki Washington'u ürküttü. Müslüman, NATO üyesi, demokrasi ile yönetilen ve medeniyet kurma özelliği olan kilit ülke Türkiye, Çin ile yakınlaşıyordu. Olacak iş değildi bu Amerika için.

EŞBAŞKANLAR bilmese de Kobani bu nedenle patladı ve büyüdü.
Güç onların değildi. Öyle olsa Kobani Dayanışma Günü'nde de sokaklar karışırdı! Kanada'da Fuller ile görüşen Eşbaşkan bunu biliyor olmalıydı. Kendi güçlerini kullanmadıklarını fark etmeliydiler. Şimdi de durum aynı. Şehirleri yakıp yıkıyorlar ama kitlesel olarak insanları sokağa taşıyamıyorlardı.
Kullanıldıklarını anlamıyorlardı.

Kobani'de saldıran kimdi? DAEŞ... Barzani'ye vuran kimdi? DAEŞ... Bağdat'ı sallayan kimdi?
DAEŞ... Sınırımızda terör estiren kimdi?
DAEŞ... İran'a operasyonlarla çeki düzen veren kimdi? DAEŞ. Rusya'ya dert olan kimdi? DAEŞ... Suudi Arabistan'a ilk uyarıyı veren kimdi? DAEŞ. Esad'dan beslenen kimdi? DAEŞ... Peki DAEŞ'i kim kurmuştu? Evet!

Amerika... Bölgedeki bütün oyuncuları DAEŞ'le tehdit ediyordu. Tek başlarına bölgeyi yönetemeyeceklerini en iyi onlar biliyordu. Amerikan devletinin gizli frekansında şunlar söyleniyordu:
Amerika dünyadaki bütün sorunları tek başına çözemez! Ama Amerika olmadan dünya da bu sorunlarla baş edemez.
Washington'un gelecekteki en büyük rakibi Avrupa ile yanyana olan Çin'di. Kobani vesilesiyle burada gördüğümüz mücadele Afrika, Kafkasya ve Ortadoğu'da tüm hızıyla sürüyordu. Çin, Amerika ya da Rusya gibi askerle tankla tüfekle gelmiyordu.
İşadamını, sanayisini, teknolojisini, öğrencisini gönderiyordu. Çatışmadan ÇARKLARINI döndürmek için gerekli olan HAMMADDEYE ulaşıyordu.
Somali'den Sudan'a, Çad'dan Mali'ye, oradan da Ekvator Ginesi'ne kadar olan eksende bu mücadele sürüyordu.

Amerika aynı yöntemle mücadele edemezdi. Bu coğrafyanın bir önyargısı vardı. Sarışın mavi gözlü olarak giremiyorlar, girseler de kalamıyorlardı.
Irak ve Afganistan, askerini kullanarak aldığı iki istasyondu! Irak ve İran'ın Çin ile ilişkisini kesmek için atılan adımlardı. Ama Çin durmuyordu.
Komünizm ile kapitalizmi yanyana getirip ilerliyorlardı. Bazen HÜRMÜZ Boğazı'ndan geçiyorlar, bazen SOMALİ açıklarında görülüyorlardı.
ALÇAKGÖNÜLLÜ ve tam uyumla gidiyorlardı. Güçlü olanın değil uyum sağlayanın yaşayacağını biliyorlardı... En büyük üreticiydi. Aldığını öğütüyordu.
Yorulmadan çalışıyordu. Amerika karşısına çıkan tek değişik modeldi. 1 dolara işçi çalıştırıyor, yüzmilyonlarca insanı bir arada tutuyor ve iz bırakmadan Washington'ın karşısına dikiliyordu.
SESSİZCE!
İşte savaş buydu! Amerika dünyadaki askeri gücünü, uzaydaki UYDULARI ile ayakta tutuyordu. Çin bu uyduları devredışı bırakacak sistemler üzerinde de çalışıyordu. Rakibini budamadan dalmak istemiyordu. Politikaları buydu. Amerika yani son imparatorluk ise bu gücü tek başına durduramayacağını biliyordu.
Yeni dönemde kesinlikle ve kesinlikle bazı ülkelerle KOALİSYON KURMAK zorundaydı. Başka şansı yoktu. Çin'e karşı yapacaklarını sıralarken Türkiye'yi başköşeye koyuyorlardı. 1960'ta İngilizler'in yaptığı askeri darbeden sonra Amerika buraya geldi ve ortak oldu!
Değişim de başladı...

Önce İslam'ı yeniden tanımlayacak gruba destek oldular. Müslüman'ı faizle tanıştırdılar. Batı için tehdit olmaktan çıkardılar. 24 Ocak kararları ve Özal'ın bunda rolü büyüktü. PKK'ya destek vererek silahla yenemeyeceğimizi öğrettiler. Türklüğü tekrar keşfettirerek dış politikamızı değiştirdiler. MHP ve CHP'yi de kasetlerle yola getirdiler.
Amerikalılar'a göre Çin, Türkiye tarafından daha Ortaasya'da durdurulmalıydı. Körfez'e gelmeden yani! Bunun için de kendilerinin hakim olamadıkları bölgeye içeride sorunlarını çözmüş bir Türkiye söz geçirebilirdi...
Sovyetler dağıldıktan sonra HIZ VERDİKLERİ strateji buydu...
Rakiplerini biliyorlardı. Bizim de kendilerinden başka kimseyle oturup konuşmamızı istemiyorlardı. Kendi bekaları için bizim büyümemiz şarttı.
Buna razıydılar. KOALİSYONA gönüllülerdi! Onlar dünyada, biz ise bölgede büyük olacaktık. DENGE Türkiye üzerine kurulmuşken bazıları başrole kendini koydu!
Dini yapılanmalar, PKK, YPG, PYD, Eşbaşkanlar ve HDP gibi...
Oysa DAEŞ'in saldırarak verdiği mesaj ortadaydı: KİMSEYE GÜVENMİYORUZ. BİZE RAĞMEN İŞ TUTAMAZSINIZ! Rusya burada denge oyuncusuydu!
Ama Amerika'nın bıraktığı askeri gücü kullanma modelini terk etmekte zorlandı.
Rolünü abartı. Uçağı düşürülerek ders verildi. Çin'i kontrol etme görevini de abartarak ortaklığa dönüştürdü. İran'a da destek atarak tam olarak hedefe girdi.
Peki ne oldu?

Nasıl tek kurşun atmadan koca SOVYETLER yıkıldıysa tek uçak kaybıyla koca Rusya yere kapanma seviyesine geldi... 315 milyar dolar ihracatı bulunan Rusya bunun yüzde 70'ini petrol ve gazdan karşılıyordu.
Sattığı enerjiydi. Fiyatları düşüren akıl tek mermi sıkmadan Moskova'yı yola getiriyordu.
Washington, Pekin'den başka kimseyle uğraşmak istemiyordu. Çünkü Pekin'in yanında Avrupalı başkentler de vardı.
Türk Devleti de bunu gördü!

Kaşı çıkanlar olsa da BAŞKANLIK bu nedenle gelecekti! Erdoğan zaten güçlü bir figür! Buna ihtiyacı yok! Ama bölgeyi yönetmek için Ankara da bir hamle yaptı! Kürtler en çok isteyen olacaktı! Başkanlık herkesi buraya bağlayacak, ne Çin ne de Avrupa Türkiye'nin kontrol ettiği sınırları aşabilecekti...
Rusya örneği ortada!
Siz bakmayın Biden'in verdiği pozlara, görüntülere. Herkesin bize çok ihtiyacı var! En çok ise Amerika'nın...
İçeridekilerin bunu iyi anlaması gerekiyor... Kürt kartı hala en kullanışlı silah! Tamam!
Ama dengeyi anlamayan şamarı yer!
Demedi demeyin!

PYD ile YPG ile HDP ile KANDİL ile Amerika nereye kadar gider? DÜŞÜNÜN!
Düşünün ve içeride kenetlenin!

Ergün Diler.Takvim.29 Ocak 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.