Erdoğan ile Davutoğlu ya da pratik ile teori

- Bu haber 19066 kez okundu.

Erdoğan ile Davutoğlu ya da pratik ile teori

 Kasetle, havada uçuşan sandalyelerle, komplolarla vb. yöntemlerle siyasi lider değişikliğine alışık olduğumuz bu ülkede kırmadan, ayrıştırmadan, sorun çıkarmadan, medenice yapılan bir görev değişikliğine şahit olacağız önümüzdeki günlerde. Daha önce Abdullah Gül şimdi de Ahmet Davutoğlu nefsani davranmayıp kendilerine yakışır bir şekilde kenara çekiliyor. Ak Parti, bu ülkeyi laik ve sol kesimin ütopya olarak gördüğü muasır medeniyet düzeyine hem maddeden hem de siyaseten eriştirmiş görünüyor. Zorlaştırmayıp kolaylaştıranlara ve davası için kendi nefsini feda edenlere selam olsun. Ben bu medeni davranışa müsaadenizle helal siyaset demek istiyorum.

Başbakanla Cumhurbaşkanı arasında uyuşmazlığa neden olan sorunlardan çoğunun acemilikten kaynaklı ve art niyetle yapılmadığı görülüyor. Uyuşmazlık birkaç büyük sorundan değil, daha küçük ve adetçe fazla olan sorunlardan kaynaklanıyor. Onun için de sorunların kendisine değil sorunların çıkmasına zemin hazırlayan daha temel sorunlara bakmak gerekiyor. Başbakanın akademik geçmişinin meselenin bu noktaya gelmesinde en önemli neden olduğuna kendimi inandırmış durumdayım. Ne kendim ne de başkasının karşı tezleri benim fikrimi henüz değiştiremedi. 

Devlet yönetimi; pratik tecrübe gerektiren, düşünselden çok operasyonel kabiliyete sahip insanların başarılı olacağı bir alandır. Yeryüzünde gazete ilanıyla Genelkurmay Başkanı arayan ülkeler olduğu gibi Türkiye gibi terör, ekonomi, dış politika, etnik ve mezhepsel problemlerle mücadele eden ülkeler de var. Yönetilmesi hakikaten de zor bir ülkedir Türkiye. Dünyada her Başbakan, darbecisinden aşırı solcusuna, PKK’dan Paraleline kadar birçok güç merkezini pasifize edip tek bir devlet otoritesini inşa etmekle uğraşmıyor. Şayet son dönemde şahit olduğumuz gibi birbirine zıt gibi görünen gruplar güçlerini birleştirirse mücadele etmek daha da güçleşiyor. 

Davutoğlu, başkalarının psiko teknik testlerde bile karşılaşamayacağı sorunlarla gerçek hayatta yüzleşti. Adeta bir korku tünelinden geçiyordu. Canavarların bir kısmıyla baş edebildi. Fakat bir kısmına karşı afalladı. İcraat tecrübesi olmadığı için akademisyenliğinden kalma teorik metotlarla çözümler üretmeye çalıştı. Barışçıl ve uzlaşmacı politikaları karakterinin yanısıra kağıt üzerinde doğru görünen ve fakat gerçekte karşılığı olmayan yaklaşımlardı. Deneyim olmayınca deneme yanılma yoluyla sonuç almaya çalıştı. Bu da zaman kaybettirdi. 

Diğer yandan Erdoğan, siyasetteki tecrübesini yaşayarak edinmiş, vakaya bakarak sebebini de sonucunu da hemen görebilen, siyasette rakipsiz, iradesi kuvvetli, doğru bildiği konularda geri vitesi olmayan bir liderlik dehasıdır. Bu meziyetleriyle devrimleri devirip yeni devrimler yapan,yaşayan bir tarihi kişiliktir. Dost da düşman da onun gücünü kabul ediyor. İnsanlar Allah’ın “Ferd” isminin gereği başkasına benzemeyen ayrı vücut ve karakterlere sahiptir. Bir birey olarak Davutoğlu’nun kendi politikalarını geliştirmesi ve uygulaması kadar doğal bir hakkı olamaz. Fakat Erdoğan’ın denenmiş ve başarısı ispatlanmış siyaset yolunda çözümün bir parçası olmak yerine çözümün kaynağı olmak ve çözümlerin teorik tabanlı olması Erdoğanist siyasetin hızını yavaşlattı. 

Davutoğlu rasyonelliği, Erdoğan ise realistliği benimsemiş insanlar. Ne var ki Başbakanın yüzleştiği tüm sorunlar realist olmayı gerektiriyordu. Siyaset kisvesiyle terör, cemaat kisvesiyle çete ya da özgürlük gürültüleriyle memleketi başkalarına esir edenlerle uzlaşmak, onların gizli ajandasına bilmeden hizmet etmek demekti. Siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun, karşınızdaki başka hesaplar peşindeyse iyi niyetinizi istismar eder. Aynı hataya Ak Parti de bir dönem Paralele bel bağlayarak düşmüştü. Erdoğan hatadan dönmenin bedelini ve süresini iyi bildiği için daha hassas davrandı ve aynı hassasiyeti Davutoğlu’ndan da bekledi. Davutoğlu’nun da kendisinin geçtiği yollardan geçip aynı çukura düşmesini istemediği için önce uzlaşamadılar sonra da koptular. 

Fakat bu kopuş Davutoğlu’nu ötekileştirmemeli. Önümüzdeki süreçte Davutoğlu’na gerekli kıymeti vermek Ak Parti’nin boynunun borcu olmalı. Çünkü fitnenin kol gezdiği bir ortamda zararsızca çekilerek Ak Parti’ye büyük bir hizmette bulunmuştur. 

İbrahim Bekiroğlu/YeniAkit 8 Mayıs 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ezgi 8 ay önce

Yahu Allah aşkına Tayyip Erdoğan yanılmadı mı yanılamaz mı nasıl bu kadar kutsileştirebilirsiniz bir insanı? Peygamber derecesine haşa çıkarmadığınız kaldı. Onu yapan da oldu gerçi. Peygambet gelse haşa bu tayyip erdoğan olurdu diyen oldu...kraldan çok kralcı olmak budur. Ayrıca, T. Erdoğanın iki nüyük hatası var ki unutulacak gibi değil. Bir, çözüm düreci. Tam bir çuvallamaydı ve yüzlerce cana mal oldu. İki , paralel... neymiş efendim tayyip erdoğan da büyük hatalar yapabilirmiş. Davutoğlu ufak tefek hatalarından değil kukla olmadığı için gönderildi. Bence artık bu kadar hırs yeter..yıllardr oyumu akpye verip erdoğanı babam gibi sevdim. Karşılığı Ahmet Hoca gibi imanlı, deha derecede zeki, nezih be namuslu bir insanı devirmek miydi... son ve en büyük yanlışı buydu bundan büyük zarar olamazdı.

Avatar
fati 8 ay önce

Bu zaman kadar hep kukla diyorsunuz noldu şimdi gonderilince mi kahraman oldu adam.. Bu tam bi muhalefet zihniyeti ezgi kusr bakma ama...

banner70

banner69