Dünya devletleri, Ortadoğu meydanında büyük bir hesaplaşmaya hazırlanıyor

- Bu haber 8602 kez okundu.

Dünya devletleri, Ortadoğu meydanında büyük bir hesaplaşmaya hazırlanıyor

 Bir tarafta Müslümanlar, diğer yanda Haçlı-Siyonist koalisyonu... Dünya devletleri, Ortadoğu meydanında büyük bir hesaplaşmaya hazırlanıyor. Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan son gelişmeleri analiz etti..

Dünya devletleri, Ortadoğu meydanında büyük bir hesaplaşmaya hazırlanıyor. Batılı ve Doğulu güçler, Suriye ve Irak coğrafyası üzerinde hesaplaşmaya çalışıyor. Herkesin ayrı hesabı olduğu gibi bu hesapların üstünde dini bir hesaplaşma hedefi de duruyor. Bir tarafta Müslümanlar, diğer yanda Haçlı-Siyonist koalisyonu..

Batılı devletler, kendi elleri yanmasın diye genellikle içimizdeki yerel maşalarını kullanıyor. Kendi resmi orduları ve casusları ile yerel taşeronları eğitiyor, onlara siyasi destek veriyor, silah, mühimmat ve istihbarat vermeyi de ihmal etmiyorlar.

Zannediyorlar ki bu yöntemle savaş kazanacaklar. Ve yine zannediyorlar ki bu savaş Ortadoğu’nun dışına taşmayacak. Zannediyorlar ki bu savaşın ateşi Avrupa’yı, Amerika’yı, Rusya’yı yakmayacak. Zannediyor ki bir asırdan fazla süren Batı'nın sömürge medeniyeti devam edecek.

Hayal görüyorlar. Bu savaş, Batılıların masa başında hazırladıkları bilgisayar oyunu gibi gitmeyecek. Bu savaşı, içimizdeki uşaklarını kullanarak kazanamayacaklar. Haçlıların korkak orduları mertçe ve erkekçe, Müslümanların karşısına artık çıkamayacaklar. Çıksalar bile korkunç bir akıbetle karşılaşacaklar.

Eğer Haçlılar, Afganistan ve Irak’ta yaptıkları gibi ordularıyla Müslümanların karşısına çıkarlarsa ummadıkları bir akıbetle karşılaşacak. Ve savaş Avrupa’nın ve Amerika’nın tamamına yayılacak. Batı başkentleri Halep’ten, İdlib’den farklı olmayacak..

1.7 Milyar Müslüman, bebeklerimizi, çocuklarımızı öldüren, şehirlerimizi başımıza yıkan, medeniyetimizi yok etmeye azmeden, kan döken, kan döktüren katillere karşı tamamen bilenmiş durumda. Bu korkunç öfke işgalci Haçlı ruhunun Cehennemi olabilir.

İçimizdeki işbirlikçiler, hala bizim Batı'ya karşı alttan almamızı, işleri “siyasi” ve “diplomatik” yollarla çözmemizi tavsiye ederek Batı'yla ilişkilerin gerilmesinde dolaylı olarak Ankara’yı sorumlu tutmaya çalışıyor.

Batı'nın anladığı dil bu saatten sonra artık diplomasi değil. Batı'nın en iyi anladığı dil “güç” kullanmadır. Bu hesaplaşmada artık Batı'nın anladığı yöntemi kullanma zamanı geldi de geçiyor bile. Suriye’de savaş 6 yıldan beri devam ediyor. Her yıl ortalama yüz bin Müslüman öldü. Yani her gün Suriye’de 274 Müslüman katlediliyor.. Her saat 11 insan öldürülüyor. Her 5 dakikada, bir Suriyeli mezara gönderiliyor. Kaybedilen her dakika bu sayıların çoğalarak devamı anlamına gelir.

Suriye ve Irak konusunda siyaset ve diplomasinin önüne silahları koymanın vakti gelmiştir. Bu hamle siyaseti de diplomasiyi de daha güçlü hale getirecektir.

Aksi halde kaybedilen her gün tabloyu daha karmaşık ve daha maliyetli hale getiriyor.

Burada savaş goygoyculuğu yapmıyoruz. Milletin ve ümmetin hakkını savunuyoruz. Biz savaşmasak bile Haçlı koalisyonunun lejyonerleri zaten bizimle savaşıyorlar. Bunun bir karşılığı olmayacak mı?

Burada savaşılması gereken güç Irak veya Suriye orduları değil.

İşgalci Batılı devletlerin gönüllü ve lejyoner orduları devre dışı bırakılırsa bizim Irak halkıyla da Suriye halkıyla da hiçbir meselemiz olmaz, olamaz. Bunu etnik, dini, mezhebi bir fark gözetmeksizin kastediyoruz.

Bağdat’ın, Musul’un Kerkük’ün, Erbil’in, Halep’in Şam’ın huzurunu ve güvenliğini sağlamadan Diyarbakır’ın, İzmir’in İstanbul’un Antalya’nın güvenliğini sağlayamayız. Kaç yıldır yaşadıklarımızla bu tecrübeyi anlamış olmamız gerekir.

ABD kendi sınır güvenliğini sağlamak için Afganistan’da, İngiltere kendi güvenliği için Irak’ta savaşıyorsa, burnumuzun dibindeki coğrafyada olan ve bizleri doğrudan etkileyen terör ve istikrarsızlık konusunda bizim Musul, Halep ve Şam’a müdahil olmamız, anamızın ak sütü kadar helaldir ve meşrudur. Bunun için hiç kimseden müsaade almaya da ihtiyacımız yok.

Mütekebbir Batı'nın burnunu sürtme zamanı gelmiştir. Artık onların, düzen kurma ve aleme nizamat verme kabiliyetlerinin kalmadığını göstermeliyiz.

Bütün bunları içeride ve dışarıda bir ve beraber olarak yapabiliriz. İçeride halkımızla dışarıda ise İslam ümmetiyle kenetlenmeliyiz. Bunun temini için siyasetçilerimizin ve devletimizin daha fazla çaba harcaması gerekiyor.

15 Temmuz sonrası gelişmeler ve özellikle son iki üç haftadır yapılanlar bu hususta ciddi umut ve heyecan vermektedir.

Elbette bunu çeşitli faturaları olacaktır. Ama esarette yaşamaktansa, unutmayalım ki onuruyla, şerefiyle, namusuyla yaşamak, özgürlüğünü, bağımsızlığını kazanmak için bu ümmet bedel ödemeye de hazırdır. 15 Temmuz gecesi bunu herkese göstermiştir.

Allah yardımcımız olsun…

Alper TAN--13.10.2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69