Dışardan ve içerden çift yönlü bir saldırı var! Basiret ve teyakkuz şart!

- Bu haber 6298 kez okundu.

Dışardan ve içerden çift yönlü bir saldırı var! Basiret ve teyakkuz şart!
Küresel sistem, Soğuk Savaş'ın bitirilmesinden itibaren çeyrek asırdır İslâm'la savaşıyor.



Postmodern bir savaş bu. Postmodern; yani iki yüzlü! 



15 Temmuz saldırısı, küresel sistemin İslâm'la savaşının uzantısı, anlamakta zorlandığımız, son derece karmaşık ve çok yönlü bir saldırı.



BATILILAR, HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADI VE İSLÂM'LA SAVAŞI BAŞLATTI



Şunu henüz göremedik bile: Soğuk Savaş, İslâm'la savaş için bitirildi. Batılılar, postkolonyal süreçte, İslâm dünyasını bu kez içerden köleleştirdiler; İslâm dünyasınaBatılıların uydusu Nasır vesaire gibi diktatörleri diktiler; sosyalizm ve ulusalcılık gibi seküler ideolojileri ihraç ettiler ama bütün bu tezgâhların hiç biri İslâm'ı fosilleştirmeyi başaramadı.



Aksine 1970'lerden itibaren İslâm dünyasını İslâm'dan uzaklaştırmayı amaçlayansosyalizm ve ulusalcılık gibi seküler projeler, sonuç itibariyle, hem fiyaskoyla sonuçlandı hem de İslâm, Fas'tan Malezya'ya kadar İslâm dünyasının siyasî, fikrî, sosyal ve ahlâkî olarak yeniden omurgası konumuna yükseldi.



Oysa Batılılar, Osmanlı'yı durdukları zaman İslâm'ın tarih sahnesinden çekildiğine hükmetmişlerdi. Bu iş bitti, diye düşünmüşlerdi



Ama tam tersi oldu. Bu işin bitmediği, İslâm'ın bütün diriliğini koruduğu, Müslüman toplumlara ruh vermeyi sürdürdüğü görüldü: Batılıların sömürgeleştirdikleri Müslüman coğrafyaların hepsinde de İslâm hem bütün seküler ideolojileri ezdi geçti; hem de Müslüman toplumların yeniden toparlanabileceği umudunu yeşertti.



TÜRKİYE, İSLÂM'I TERKETMEDİ, BATILILARI ŞOK ETTİ!



Bu süreçte Türkiye, İslâm'ı, İslâmî ruhunu kaybetmenin eşiğinden döndü.Laikleşme projesiyle Türkiye'nin içerden teslim alınabileceği ve İslâmî ruhunu unutacağı düşünülmüştü.



Burada da tam tersi oldu. Bu toplum, yarma harekâtları gerçekleştirdi, İslâmî kimliğine ve ruhuna -iyi kötü- sahip çıktığını gösterdi. 15 Temmuz direnişi, İslâmî kimliğin ve ruhun küllerinden doğuşunun ve şahlanışının bir göstergesiydi.



Batılılar, böyle bir şahlanış beklemiyorlardı. O yüzden büyük şok yaşadılar. Türkiye'ye saldırı olmasına rağmen Batı ittifakının ve kurumlarının bir üyesi olan Türkiye'ye yapılan bu saldırıyı kınamak yerine saldırıya direnen Erdoğan'ı ve Türkiye'yi kınadılar! Böylelikle takke düştü ve kel göründü: Bu saldırının bizzat Batılılar tarafından tezgâhlandığı gün gibi ortaya çıkmış oldu. Maskeli balo son buldu.



OYUNU GÖREMEZSEK, SALDIRIYI PÜSKÜRTEMEYİZ!



Yazının başında da söyledim: 15 Temmuz saldırısı, küresel sistemin İslâm'la postmodern yöntemlerle savaşının bir uzantısı.



Kavramakta zorlandığımız en hayatî meselelerden biri burada gizli: Küresel sistem, görünüşte terörizm'le savaşıyormuş gibi yapıyor ama gerçekte İslâm'la savaşıyor. Sağ gösterip sol vuruyor. İşte postmodern iki yüzlü savaş bu şekilde sürdürülüyor...



Bunu biraz açalım...



Küresel sistemin lordları Batılılar, bir yandan İslâm'ın “barış dini” olduğunu söylüyorlar ama öte yandan da postmodern yöntemlerle İslâm'ı terörle özdeşleştirecek bir strateji yürütüyorlar.



İslâm'ı terörle özdeşleştirme stratejisini hem medya hem de kendi kurdukları ve kukla olarak istedikleri gibi kullandıkları terör örgütleri üzerinden yürütüyorlar!



15 Temmuz saldırısından sonra bu postmodern, iki yüzlü savaş biçimini Türkiye'ye karşı da yürütmeye başladılar: Bir yandan medya üzerinden Türkiye vuruluyor, Erdoğan, Hitler'i aratmayacak bir diktatör olarak sunuluyor. Öte yandan da 7 Haziran seçimlerinden itibaren başlatılan terör örgütleri üzerinden Türkiye'yi vurma, köşeye sıkıştırma savaşı veriliyor...



Bu İslâm'la postmodern savaş süreci Türkiye'deki medyalar üzerinden de bütün hızıyla yine medya üzerinden sürdürülüyor: Neredeyse belli başlı bütün televizyonlar, adeta söz birliği etmişçesine görünüşte cemaatleri hedef gösteriyor, gerçekte İslâm'ı vuruyor... Ve laikliğin / Kemalizm'in önünü alabildiğine açıyor... 



Oysa bu küresel ölçekte süründürülen İslâm'la postmodern savaş sürecinin Türkiye'de sürdürülmesinden başka bir şey değil.



Ürpertici olan şu: Toplum, bu zokayı yutmuş durumda... Siyaset bu tuzağın farkına varamadı bile...



BÜYÜK HATA YAPMA LÜKSÜMÜZ YOK!



Özetle: Küresel sistem, çeyrek asırdır ikiyüzlü / postmodern yöntemlerle İslâm'la savaşıyor. Bu savaş, 15 Temmuz saldırısıyla Türkiye üzerinden yürütülüyor ve bundan sonra Türkiye, bu savaşın merkez üssü olarak belirlendi.



Türkiye hem içerden hem de dışardan büyük bir saldırı ile karşı karşıya...



Türkiye, dışardan -terör örgütleri üzerinden- Suriyelileştirilerek parçalanmak isteniyor...



İçerdense, bu toplumun tarihî derinliğinin, medeniyet dinamiklerinin yegâne kaynağını oluşturan -görünüşte- cemaatler, tarikatler -gerçekte İslâm- hedef tahtasına yatırılarakbu toplumun direnç noktaları yerle bir edilmek isteniyor.



O yüzden içerde de dışarda da büyük hata yapma lüksümüz yok.



Dışardan ve içerden kurulan tuzaklara ve geliştirilen tezgâhlara karşı hem basiretli hem de teyakkuz hâlinde olmak zorundayız... Vesselâm.



Yusuf Kaplan/Yenişafak--2 Eylül 2016
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69