Çelik yelek ve kefen

  Etrafta hummalı bir çalışma vardı. Evraklar elden ele dolaşıyor, çıkış işlemleri sürdürülüyordu. Bir taraftan da eşyaları toplanıyordu. Artık çıkma vakti gelmişti. Geceyarısı tahliye edilecekti. Kader arkadaşlarından biri geldi yanına. "Allah'a

- Bu haber 31 kez okundu.

Çelik yelek ve kefen
  Etrafta hummalı bir çalışma vardı. Evraklar elden ele dolaşıyor, çıkış işlemleri sürdürülüyordu. Bir taraftan da eşyaları toplanıyordu. Artık çıkma vakti gelmişti. Geceyarısı tahliye edilecekti. Kader arkadaşlarından biri geldi yanına. "Allah'a şükür bitti sonunda. Siz kaldığınız yerden yola devam edeceksiniz. İnşallah bir gün Başbakan olacaksınız" dedi. Artık özgürlük zamanıydı. Cezaevinin her karesinde adımları vardı. Günleri, ayları, anıları vardı. Geceyarısı film şeridi gibi geçti gözünden geride kalan dört duvar arası saniyeler. Birden ışıklar söndü cezaevinde. Cezaevi Savcısı emri vermişti. "Şalteri indirin" demişti. Her yer zifiri karanlığa bürünmüştü. Zira Savcıya tahliye olacak kişiyle ilgili suikast ihbarı gelmişti. Karartma bu yüzdendi. Savcıdan ikinci talimat geldi. "Tahliye olacak kişiye tedbir olarak çelik yelek giydirin" diye. Özgürlüğe adım atmaya hazırlanan kişi "Olmaz" dedi. Tüm "Çelik yelek giy" ısrarlarını inatla reddetti. Gitti abdest aldı. Secdeye gidip iki rekat şükür namazı kıldı. Selam verdikten sonra arkadaşlarına döndü. "Evet şimdi çelik yeleğimi giydim" dedi. Yerinden kalktı... Çıkışa yöneldi... Ve çıktı. O çıkan adam... Bugün KÖŞK'e Cumhur'un Başkanı olarak çıkmaya hazırlanan Recep Tayyip Erdoğan'dı. Başbakanlık için giydiği ÇELİK YELEK 2 rekat şükür namazıydı. Şiirden hapse girmişti. Şimdi meydanlarda "Türkiye'nin 2. İstiklal Savaşı bu" diyordu. İstiklal MARŞI okuyordu. Rakibiyse İstiklal Marşı'na "Çanakkale şiiri" diyordu. Ertesi gün de "Ne yani şiir yarışması mı yapıyoruz" diye durum kurtarma çalışmasında bulunuyordu. Çelik yelek giyen adamın karşısında dışarıda büyük bir İTTİFAK kurulmuştu. İçeride de ÇATI ittifakı vardı. İndirmek için her yolu denediler. Operayonlar üzerine operasyonlar yaptılar. Mitinglere suikastçılar gönderdiler. Dünya medyasını harekete geçirdiler. BBC'ye, New York Times'a şikayet ettiler. Der Spiegel'e kapak yaptılar. Ve durmuyorlar. Tıpkı geçmişte olduğu gibi... Sultan Abdülhamid'i indirmek isteyenler de o zamanlar İngiliz gazetelerine demeç veriyordu. İngiliz gazetelerinden gelen mesajla harekete geçiyordu birileri. İçimizdeki İrlandalılar değildi onlar. Çünkü bu söz tarih olmuştu. "İçimizdeki İngilizler" vardı artık.. Osmanlıyı yıktıklarında son padişah Vahdettin'in cebinde "KEFEN" alacak parası yoktu. Şimdi YENİ TÜRKİYE 10 Ağustos'ta seçime gidiyor. Cezaevinde 2 rekat şükür namazı kıldıktan sonra "Bu benim çelik yeleğim" diyen adamın tanıtım filminden YSK kararıyla "NAMAZ" kaldırılıyor. Olsun, önemli değil. Çünkü uzun adam; "Ülkem için KEFENİMİ giydim" diyor Bu sıra dışı bir durum.. Zira bugüne kadar KÖŞK'e kefenle giren pek yoktu. Ve dahi Merkez Bankamızda milyarlarca dolar var. Allah şükür bu ülkeye saldıranlar karşısında artık "KEFEN" paramız fazlasıyla var. BEKİR HAZAR/TAKVİM
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.