Büyük pazarlık

- Bu haber 7520 kez okundu.

Büyük pazarlık
Bir zamanlar adından en çok söz ettiren isim olan Mehmet Ağar da 15 Temmuz Darbe Komisyonu'nda konuştu.
Ciddiye alınacak pek çok şey söyledi. Ama benim en çok hoşuma giden şu sözleriydi:
"Ben şube müdürlüğündeyken sol örgütlerin ardında Rusya var sanırdım. Meğerse sadece TKP'yi desteklermiş SSCB. Bu örgütlerin ardında Batı varmış.

Zaten sol örgütler de bizim sandığımızın tersine, zararsız, eline bıçak almamış insanlar çıktı. Kabul etmek lazım ki temiz fikir adamlarıydı. SSCB dağılınca da zaten TKP desteği çekildi. Solcuların şiddete bulaştığı önyargısını yıllarca gözümüzde büyüttük..." Aslında Mehmet Ağar Türkiye'nin sorunlara nasıl baktığını birkaç cümle ile özetliyordu... Biz en yakıcı meselelerde bile YABANCILARIN yani YABANCI İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN oyununa geliyorduk. Hiç düşünmeden bize sunulanların kayıtsız şartsız DOĞRU olduğunu sanıyorduk. Hemen DEVLETİ VE MİLLETİ SAVUNMA refleksiyle harekete geçiyorduk. Doğal olarak içeride sorunların sonu gelmiyordu...

Şimdi DEVLET olarak sınırlarımızın dışındayız. Herkes KORKU TELLALLIĞI yapıyor. Merak etmeyin hiç kötü bir şey olmayacak. Olma ihtimali yok. Çünkü DÜNYANIN bölgede güçlü Türkiye'ye ihtiyacı var.
Bu nedenle ilerleyişimize şapka çıkaracaklar. Başka çareleri yok.
Açalım...
Belki FETÖ ile aynı yaşta olan diğer sorunumuz PKK idi... Eline SİLAH alan bir örgütü biz hemen geleneğimiz gereği tepeliyorduk. Başka metod bilmezdik.
Oysa önce anlamalı, araştırmalı, amacı keşfedilmeli, sonra da gereği yapılmalıydı.
Ama ilk adımda gereğini yaptık! PKK bölgede başlayan SOL rüzgarlardan etkileniyordu. Saddam vardı hemen yanı başımızda.

BAAS rüzgarı esiyordu her yerde. BAAS garip bir şekilde SOL ile yan yana düşüyordu. Ve Mehmet Ağar'ın yıllar sonra dediği gibi SOL, BATI'dan, yani Avrupa'dan, yani İngiltere'den yönetiliyordu... Bu nedenle SOL'cular AVRUPA'ya kaçıyordu. Moskova siyasi merkezleri gibi dursa da oralara giden yoktu. Sovyetler sadece işlerine geldiği için gülerek susuyordu, fırsatları değerlendiriyordu...

Türkiye'deki SOL ile bölgedeki BAAS'ın ortak özelliği ABD KARŞITLIĞIYDI. Başka bir içerik üretmezlerdi. Zalim kimse karşısında olmalıydık. Ama bizim SOL ve bölgedeki BAAS sadece ABD'ye karşıydı.
İşte bu SOL ile bölgedeki BAAS Washington'u fena halde kuşkulandırdı.

Telaşlandırdı. Bu rüzgarın dinmesi gerekiyordu. Bir an önce hamle yapması gerekiyordu. IRAK'a girişlerinin altında bu yatıyordu. Girip ülkeyi bölmelerinin altında KÜRTLER'i yukarıda tutup SOL RÜZGARLARDAN korumak istiyorlardı. Tümden bölgeyi kaybetme riskini alamazlardı. Ama KÜRTLER tek başlarına bir şey değildi. Oyun TÜRKİYE olmadan kurulamazdı. Her akıllı insan gibi onlar da ANKARA olmadan adım atamayacaklarını biliyorlardı. Zaten başka da çare yoktu onlar için... Aynı şekilde SOL'u kullanan İNGİLTERE için de bizden başka seçenek yoktu.
Ama İngilizler ile bizim yan yana gelmememiz bölgede ABD ağırlığını silip atardı. Washington buna razı olabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Olmadı da...

Washington hem ARAP milliyetçiliği hem de SOL Kürtler'le mücadele kararı aldı. Zaten hatırlayın, Saddam Hüseyin'in petrol için düşündüğü para birimi EURO'ydu. İki rüzgarın arasına girmek için ABD askerlerini gönderdi. İkisini de kontrol altına aldı. Ancak bu uzun süre gidemezdi. Hem sınırların değişmesi hem de fikirlerin yenilenmesi gerekiyordu. Yeni fabrika ayarları aranıyordu. İŞTE BUNU ANKARA'dan başka kimse yapamazdı...
Amerika Kürtler'i destekleyecekti.

Mecburdu! Ama asla ve kat'a KÜRT DEVLETİNE izin veremezdi. Bu asıl oyuncu Türkiye'yi karşısına almak demekti! Bunu yapmaları için hiçbir akıllı gerekçeleri yoktu. Musul-Kerkük'ten çekilecek bir HAT ile AKDENİZ'e çıkmak falan hayaldi. Akıllıca değildi.
Tartıştığım çok kişiye de bunu söyledim.
Yapamazlardı. Onların derdi bizimle birlikte oyun kurmaktı. Onlar önce PENSİLVANYA ile yola getirip sonra dediklerini yapmamızı istediler. Bu olmadı. Biz kazanınca şimdi bizim tarafa geldiler. Gidecek başka yerleri yoktu.
Tek çıkış TÜRKİYE'nin gücüydü...

Biz de bu arada KÜRTLER'i sarıyor sarmalıyor hizmet götürmek için PKK ile çatışıyorduk. Bölgedeki BARONLARLA karşı karşıya geliyorduk. Amaç halkın mutluluğu ve aradaki kardeşliğin sarsılmaz bütünlüğüydü...
Bunu zaten kimse bozamadı. Kürtler'in cebindeki parayla gelmek istedikleri yerler belliydi! Bodrum, İstanbul, Ege ve Akdeniz... Herkesin gözü buraya bakıyordu. Ama içeride KÜRT sorununu değişik modellerle çözmek için uğraşan bir devlet vardı. Belki kötü niyetliler vardı!

Belki dışarıya çalışanlar vardı!
BİLEMEM! Ama bu bizi hem Kürtler'den hem bölgeden koparırdı!
Ankara Tayyip Bey ile baştan beri doğru yerde. Türkiye'nin BATISINDAKİ standardı oraya götürmek için çırpınan bir devlet var... Bu muazzam bir hamle...
Şimdi Türkiye 15 Temmuz gibi bir travmanın hemen ardından bölgeye indi. Lozan'ı yırtıp atanları kenara iterek yürümeye başladı.

Televizyonlara bakıyorum herkes bir şeyler söylüyor... Sınırlarımızı korumanın önemini anlatan çok kişi var.
Sınırlarımızın değişmemesi gerektiğinin altını çizen sürüyle isim var... Ancak SINIRLAR DEĞİŞMEYECEKSE TARİH NASIL YAZILACAKTI?
Evinde oturarak sınırlarını genişleten tek bir DEVLET var mı?
Etliye sütlüye karışmadan BÜYÜK olabilen tek bir başkent var mı?
YOK! Olamaz da...
Türkiye küçük kalamayacak kadar büyük bir devlet... Sadece bizler bunu görmek istemiyoruz. Tarih yazdığımızı unutup kenarda köşede sessizce oturmamızı isteyen çok kişi var...
AMA BU MÜMKÜN DEĞİL...

Dünyada biz bilmesek de büyük bir rolümüz var... Kürtler'le kucaklaşma ve bütünleşme tamamlanacak.
Türkiye BÜTÜNLÜĞÜNÜ ve BÜYÜKLÜĞÜNÜ koruyarak bunu yapacak. Sonra diğer renkler de bize gelecek...
Bu bölgenin de, Amerika'nın da, Ortadoğu'nun da, enerji trafiğinin de sağlıklı yürümesi için şart...
Bunu bizden başka sağlayacak tek bir seçenek bile yok!
Bize karşı ellerindeki kozları kullanmak isteseler de Washington'un başka şansı yok!
Bakın! Hillary Clinton, BAŞKAN OBAMA'ya etrafındaki ekiple birlikte büyük baskı yapıyor. "GÜLEN'İ BEN BAŞKAN OLANA KADAR VERMEYİN" diye...

Pensilvanya'nın mesajlarını doğrudan Hillary'e götüren Gökhan Özkök!
Gökhan Özkök, Hillary Clinton'ın en güvendiği isimlerden biri...
Kampanyasını yöneten John Podesta ile de çok yakın. Podesta'ya milyonlarca dolar kaynak sağlayan ve kampanya için Gülen hareketine bağlı yüzlerce gencin kullanmasına izin veren de Gökhan Özkök...
Ayrıca bir isim daha var!

Gülen'in ABD'de para trafiğini yöneten Recep Özkan! Bu isim de Podesta ile çok önemli meblağlar üzerinde anlaşmaya vardı. Kısa sürede Gülen hareketi için toplanan milyon dolarlar, Hillary Clinton'ın kampanyasında kullanılmak üzere transfer edildi.
Bu konulara sonra yine gireriz... Ama bizi Pensilvanya ile yenemeyeceklerini biliyorlar...
Bölgede biz olmadan olamayacaklarının farkındalar. Pazarlık için ellerindekileri kullanıyorlar.
Yapılan bu! Hillary bunun için çırpınıyor...

FARKETMEZ!
Türkiye olmadan kimse buralarda adım atamaz. Hep söylediğim gibi bunu bilmek büyük ayrıcalık...
Gerisi kolay. Bölgeyi bize bırakacaklar.
Zorundalar.
Yoksa kendi kurdukları sistem yıkılır gider. Bizi yıkamadıklarına göre dediğimizi yapmak zorundalar...
YAPACAKLAR DA... BAŞKA ÇIKIŞ YOK!
Ankara olmadan asla...
Bekleyin görün!
Bükemediğin bileği öpeceksin!
OLAY BU!.
 

Ergün Diler/Takvim-22 Ekim 2016
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69