Bu Gidişatın Sonu Azaptır.

  Bir toplumda azgınlıklar, arsızlıklar, isyanlar çoğalır; oradaki iyiler bunları önlemeye çalışmazlar emr-i maruf ve nehy-i münker yapmazlarsa başlarına belalar, azaplar iner; bu bela ve azaplar sadece kötülere değil, genele isabet eder, kurunun yanında

- Bu haber 26 kez okundu.

Bu Gidişatın Sonu Azaptır.
 
Bir toplumda azgınlıklar, arsızlıklar, isyanlar çoğalır; oradaki iyiler bunları önlemeye çalışmazlar emr-i maruf ve nehy-i münker yapmazlarsa başlarına belalar, azaplar iner; bu bela ve azaplar sadece kötülere değil, genele isabet eder, kurunun yanında yaş da yanar.Ülkemiz bu duruma gelmiştir. Kur’anın, Sünnetin, Şeriatın kesin şekilde yasakladığı büyük günahlar, isyanlar, azgınlıklar açıkça, açıkta, küstahça, meydan okurcasına işlenmektedir. Kadınlar kızlar şehvet konusu haline getirilmiştir. İsraf, lüks, aşırı tüketim, gösteriş gurur kibir almış yürümüştür. Genç nesillere, çocuklara doğru dürüst din ve ahlak terbiyesi verilmemektedir. Hedonizmin en âdisi ve sefili hüküm sürmektedir. Sosyal adalet ayaklar altındadır. Rahmana isyan edenler Tağuta itaat ediyor. Müslüman çoğunluğun çok büyük kısmı bunların seyrine bakmaktadır. İslamın emr-i mâruf ve nehy-i münker farzı (nadir istisnalar dışında) sanki tatil edilmiştir. Bu gidişatın sonu azaptır. Müslüman zinaya, ribaya, fuhşiyyata=azgınlıklara, isyanlara, tuğyanlara, açıkta işlenen büyük günahlara karşı olmakla mükelleftir=yükümlüdür. Müslüman kötülükler karşısında bana ne diyemez. Bunlar beni ilgilendirmez diyemez. Emr-i mârufun ve nehy-i münkerin üç derecesi vardır: Birincisi: İdareciler, güç sahipleri fiilen yapar. İkincisi: İlim sahipleri lisan ve kalem ile yapar. Üçüncüsü: Halk tabakası kalben yapar. Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) bu üçüncü derece için, bu imanın asgarisidir buyurmuşlardır. Müslüman şirke, küfre, nifaka, açıkta işlenen günaha, fıska, fücura, bütün azgınlıklara, isyanlara, tuğyanlara muhalif olmak zorundadır. Bunlara muhalif olup olmamak konusunda tercih hakkı, tarafsız kalma şansı yoktur. Elde tenkit etmek, emr-i maruf ve nehy-i münker yapmak imkanı, hürriyeti, fırsatı var iken sessiz kalanlar dilsiz şeytan durumuna düşer. Nitekim Resulullah Efendimiz “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” buyurmuşlardır. On iki yaşındaki kız evli erkeklerle düşüp kalkıyor, hangisinden belli değil, gebe kalıyor, on üçünde doğuruyor. Bir kısım medya, gazeteler televizyonlar süper iğrenç müstehcen yayın yapıyor. Ülke uçsuz bucaksız bir uyuşturucu pazarı haline geldi. Devlet himayesinde TC vesikalarıyla yasal, KDV’li, gelir vergili, polis korumalı seks ticareti yapılıyor. Toplumun temelini oluşturan aile kurumu yıllardan beri haince dinamitleniyor. Devlet eliyle piyangoculuk, lotarya. Rüşvet almak vermek, riba yemek, ihalelere fesat karıştırmak, haram rahtlar devşirmek, kara ve kirli servetler edinmek, lüks ve israf içinde Firavunlar gibi hayat sürmek yaygın hale gelmiş… Emanetlere hıyanet ediliyor. İslama, Kur’ana, Sünnete, şeriata aykırı bir yığın kötülük işleniyor. On milyonlarca Müslüman bunların seyrine bakıyor. Kur’an haber veriyor, Peygamber uyarıyor, tarih örnekler gösteriyor. Bu gidişatın sonu genel azaptır, musibettir. Kimse ileride biz namazımızı kılıyor, orucumuzu tutuyor, umreye gidiyorduk, nereden geldi bu işler başımıza diyerek hayret etmesin. Müslüman bir toplum emr-i marufu ve nehyi-i münkeri terk ederse, umumuna azap iner, kurunun yanında yaş da yanar. M. Şevket Eygi / Milli Gazete
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.