BREXIT: 2030 dünya paylaşımının ilk adımı.

- Bu haber 4388 kez okundu.

BREXIT: 2030 dünya paylaşımının ilk adımı.

 Eğer, İngiliz halkının Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararını bir, “Avrupa içi” hesaplaşma adımı olarak görür, üstelik bir de Türk-AB ilişkisini bu gelişmeye göre yeniden belirlemeye kalkarsak büyük yanılgı yaşarız. Konunun AB’nin ötesinde, şimdiden kendini gösteren “2030 yılı küresel paylaşım mücadelesiyle” bağlantısı var. 2030 yılı itibariyle yeniden yapılanacak dünya ekonomi sisteminin öncü dalgasını yaşıyoruz, asıl büyük fırtına 2020 yılında başlayacak...

Günlük tartışmalar akademik derinlik ve geleceğe dönük akılcı derinlik taşımıyor: Bu olayın devam sürecinde ne Birleşik Krallığa ne de AB’ye hiç bi’şey olmaz, gelişme Türkiye-AB müzakere sürecinde Ankara’ya ayrıcalıkla bir manevra alanı açmaz. Ama Türkiye bugünden “2030 sendromuna” hazırlanmaya başlarsa, AB dışındaki alanlarda geniş hareket şansı yakalayabilir.

Birleşik Krallık, 40 yılı aşan bir süredir zaten, bir ayağı kapı eşiğinde gövdesi dışarıda AB üyesiydi. Referandum yalnız kapı eşiğindeki ayağın geri çekilmesidir, AB’yi kurumsal olarak etkilemez. Fiili durumun hukuki zemin kazanmasından ibarettir. Bundan böyle Alman-Fransız çekirdekli AB, Brüksel’deki bürokratik oligarşiyi zayıflatacak bir reform programı ile de yoluna devam eder...

İskoçlar başta hiçbir “Adalı halk” da Birleşik Krallık’tan ayrılma sevdasına düşmez, çünkü ortak oldukları devlet, “tarihi” olarak nitelenen bir tercih yaptı ve yüksek ihtimal, bir kez daha 21’nci yüzyılın en kazançlı devletlerinden biri olarak adlandırılmasına yol açacak bir adım attı...

Yeni paylaşım savaşının ayak sesleri...

Önce, yalın gerçeği ifade etmekte yarar var: Soğuk Savaş sonrasında “liberalizmin” maske olarak kullanıldığı, finans kapitalin ekran üzerinde ürettiği karşılığı olmayan trilyonlarca Dolar’la ekonomiyi berbat bir borsa oyunu, küresel hırsızlık ve üretimsiz-istihdamsız bir felakete dönüştürdüğü dönem sonlanıyor... Ekran üzerinde ışık hızıyla yolculuk eden trilyonlarca Dolar’ın bir tek istihdam yaratmadığı, buna karşılık 100 Dolar milyarderinin toplam servetinin 3.5 milyar insanın cebindeki paraya eşit olduğu berbat düzenin sürdürülebilir olmadığını herkes anlamış durumda...

Paranın yeniden yatırıma, üretime, üretimden doğan kara ve haliyle istihdam yaratmaya yöneleceği yeni bir dönemin kapısı aralanıyor.

Bu, kuşkusuz günümüzdeki oligarkların sonuna kadar direneceği hayli çalkantılı bir dönem...

Paranın yeniden üretim alanlarına döneceği yeni dönemde Pazar büyümesi, yenilenebilir yeni enerji kaynakları ve arz-talep dengesinin  çıta yükseltmesine zemin hazırlayacak iki yüksek potansiyelli bölge, aynı zamanda yeni dönemin paylaşım kavgasının da şekilleneceği alanlar olarak dikkat çekiyor: 1- Sahra altı Afrika, 2- Hindistan dahil Asya-Pasifik stratejik alanı...

Yeni enerji kaynakları, yüksek hacimdeki alt yapı yatırımları ve nüfusunun dinamik yapısıyla Afrika’nın 2030’daki yıllık toplam iş hacminin 6 trilyon Dolar’a ulaşacağı hesaplanıyor.

Aynı yıl Hindistan’ın bugün 50 milyon olan “orta sınıfının”475 milyona, Çin’in orta sınıfının ise 1 milyara çıkması bekleniyor. Yani, 2030 yılında yalnız bu iki ülkede bir Avrupalı orta sınıf aile gibi yaşayan ve tüketen 1.5 milyarlık genç bir orta sınıf doğmuş olacak. Rakam, günümüz AB nüfusunun yaklaşık üç katı tüketici grubudur.

Bu nedenle dünyanın küresel güçleri 2030 paylaşımına hazırlanmakta, bu çerçevede, Birleşik Krallık da, AB’den ayrılarak geleneksel Amerikan ittifakına sırtını dayamayı tercih etmektedir.

Görünen, çekirdeğinde ABD-İngiliz ittifakının olduğu, çevresinde Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın bulunduğu küresel bir yapılanmanın Afrika ve Asya-Pasifik’te doğacak pastanın en büyük dilimine talip olduğu, bunlara zaman içinde Norveç, Danimarka ve Hollanda’nın katılabileceğidir.

Gelişme, Almanya-Fransa-İtalya-İspanya hattını birbirine adeta kenetler, ortaya atılan fikirlerin aksine, AB dağılma değil, çekirdeğinde güçlenme rotasına yönelir. Çünkü ABD-İngiliz İttifakı’nın küresel manevraları karşısında bu devletlerin birbirlerine daha çok ihtiyacı olacaktır.

Türkiye bir süre sabır gösterebilir...

Türkiye’nin özellikle son 12 yılda gerçekleştirdiği “Afrika atağı” bu, yeni denklemde en büyük kozumuz olacak. THY’nin Afrika’ya giderek hakim olmasının, TİKA’nın sürdürdüğü çalışmaların gerçek sonuçlarını önümüzdeki 15 yıl içinde alacağız. Tarihin seyri Türkiye jeopolitiğini, doğal uzantısı olan Orta Asya ve Ortadoğu’dan Afrika ve Asya’nın derinliklerine taşıyor, ilginçtir.

Türkiye’nin, bir Amerikan-İsrail projesi olan Somaliland’e karşı emperyalist güçlerin “geleceği yok” diyerek kaderine terk ettiği Somali’yi yeniden ayaklarının üzerine kaldırması aslında gelece dönük çok önemli işaretler içeren bir küresel meydan okumadır.

Benzer atakların “Pakistan’ın hassasiyetleri dengelenerek” Hindistan ve “Doğu Türkistan sorununu yumuşatacak çok özel bir diplomasiyle” Çin’de de gerçekleşmesi gerekiyor...

AB ile müzakere süreci sabırla devam etse de 2023 hedeflerimizin ötesine bakmamız önemli...

Yakın tarihte küresel sistem yıkılıp yeni bir yapı ortaya çıkabilir ama önemli olan o yeni dünyada Türkiye’nin hak ettiği yeri almasıdır...

Ardan Zentürk-Star-28 Haziran 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Enes 6 ay önce

Bizdeki bor ve torununu bu yeni düzende nere koycaz

banner70

banner69