Bize “Suriye’den elini çek” diyorlar

Hiç hayra alamet olmayan, ardı ardına şoklara neden olabilecek, tarihi izler bırakacak gelişmelere tanık oluyoruz. Gördüğümüz, yaşadığımız, en azından haberdar olduğumuz bu gelişmeler, asla siyasi çevrelerle, örgütlerle hatta devletlerle sınırlı değil. 

- Bu haber 37 kez okundu.

Bize “Suriye’den elini çek” diyorlar
Hiç hayra alamet olmayan, ardı ardına şoklara neden olabilecek, tarihi izler bırakacak gelişmelere tanık oluyoruz. Gördüğümüz, yaşadığımız, en azından haberdar olduğumuz bu gelişmeler, asla siyasi çevrelerle, örgütlerle hatta devletlerle sınırlı değil.  Coğrafyanın tamamına yönelik kalıcı bir tasarruftan söz ediyorum. Siyasi haritaların yenilenmesinden, bazı ulusların tarih arkasına sürüklenmesi tehlikesinden, bazılarının tarih yapıcı pozisyonlara itilmesi çabasından, bazı ülkelerinse bölgesel savaşın ana merkezi olarak biçimlendirilmek istenmesinden söz ediyorum. Türkiye bu gelişmelerin hepsinin tam merkezinde. Ya aktör olarak, ya mağdur olarak merkezinde. Çünkü coğrafyanın merkezinde. On yıl boyunca aktör olarak belkielli yıllık mesafe alan Türkiye için, özellikle Mısır'daki çok uluslu karşı darbeden sonra aktör özelliğini zayıflatıp onu hızla mağdur pozisyonuna sürüklemeye dönük kapsamlı bir çokuluslu müdahalenin varlığından söz ediyorum. Dünya savaşı görüntüsü Sınırlarımızın hemen güneyindeki her gelişme bunun işaretlerini veriyor. Önceki gün Ankara'da bütün ülkeyi acıya boğan saldırı bunun işaretlerini veriyor. Türkiye içindekisiyasi kamplaşma projesi bunun işaretini veriyor. Siyasi partilerle terör örgütlerini birbirine yamayan irade bunun işaretlerini veriyor. Belki büyük laflar ediyoruz, iddialı cümleler kuruyoruz, sansasyon gibi algılanabilecek senaryoları haber veriyoruz. Ama son yüz yılı biraz bilenler, bugün sınırlarımızın içerisinde ve hemen dışındaki gelişmeleri az çok izleyenler, aynı endişeyi paylaşacaktır.  Artık bir dünya savaşı görüntüsü veren güçler çatışmasının hiçbir ülkenin gözünün yaşına bakmadığını, hiçbir millete saygı duymadığını, acımasız bir tarihsel dönemin başladığını, bu çatışmanın en ağır faturasının bizim coğrafyaya kesileceği gerçeğini kabul etmekten başka çaremiz kalmadı. Bugün kabul etmezsek, birkaç yıl içinde bunları yaşayacağız. Bu yüzden, Türkiye için tam bir teyakkuz hali, tam bir alarm hali zarurettir. Sınır ve harita taslakları Türkiye'yi vuracaktır. İçeride oluşturulan cepheler, kalıcı hale getirilen kamplaşmalar, ortak alanların hızla daraltılması bu tehlikenin işaretidir. Artık terör de yok terör örgütleri de Basiretimizin bağlanması, devlet aklının zayıflatılması, Türkiye'nin ana omurgasının parçalanması en büyük düşmandır. İnsanlarımız arasındaki bütün farklılıkları çatışma alanına dönüştüren proje hoyratça uygulanmaktadır. Bu proje, bu haliyle işgal girişimlerinden çok daha büyük tehdittir.  Terör saldırıları gözlerimizi kör etmesin. İnfial, öfke hata yaptırmasın. Artık terör örgütleri yok. Her örgüt bir bölgesel projenin ihalesinin uzantısı. Bazıları etnik sebeplerle, bazıları mezhep gibi kimliklerle hareket etse de, bizim coğrafyadaki örgütlerin tamamı bölgeye yönelik müdahalenin istihbarat kirli işlerini yürüten organizasyonlardır. Onların uzantısı siyasi partiler ya da çevreler de bu kirli hesapların kamuoyuna servis araçlarıdır.  Artık terör saldırıları terör değildir, bir müdahaledir. Tetikçinin kim olduğu, hangi örgütün üslendiği ya da yaptığının anlamı yoktur. Her terör saldırısının arkasında kapsamlı bir siyasi hesap vardır.  Dar anlamda terör örgütleri dönemi de, dar anlamda terör saldırıları dönemi de çoktan kapanmıştır. Çünkü coğrafyamızda örgütler devletler yerine ikame edilmekte, devletten devlete yürütülen ilişkiler devletten örgüte şeklinde değişmektedir. Tetiği kimin çektiğinin anlamı yok Bölgedeki harita çalışmalarının uzantısı olan kaos ülkemize servis edilirken,sınırlarımızı zorlarken, şehirlerimize uzanırken, bütün örgütler bir şekilde bu çerçevede harekete geçirilirken, terör konsorsiyumu oluşturulup Türkiye'ye salınırken terör saldırılarında tetiği kimin çektiğine, bombayı kimin patlattığına saplanıp kalmamız bir akıl tutulması olacaktır.  Dün Ankara'da, başkentimizde patlatılan bomba içerideki etnik ve mezhep ayrışmasına ayarlı planlanmış. Ama hepsi bu değil. Sınırlarımızda, G. Doğru'daki ilçelerimizde başlatılan işgal girişiminin bir parçasıdır. Medya ve sermaye üzerinden pazarlanan “iç işgal”in bir uzantısıdır.  Sadece Ak Parti'yi, Erdoğan'ı, hükümeti vurmaya ayarlı değil, doğrudan Türkiye'yi vurma, Suriyeleştirme planının bir parçasıdır. İçerideki toplumsalparçalanma da, başlatılan işgal girişimi de, coğrafyadaki parçalanma da aslında aynı resmin birer parçasıdır. Belki intihar bombacılarının kimliği tespit edilecek hatta hangi örgüte mensup olduğu da bulunacak ama arkasındaki güçler hiçbir zaman deşifre edilemeyecek. 11 Eylül'den hemen sonra Endonezya'dan İspanya'ya kadar yeryüzünün bir çok köşesinde patlayan bombalar “El kaide saldırısı”ydı! El Kaide denilen bütündosyalar kapatıldı. El Kaide bir örtüydü çünkü.  Erdoğan düşmanları bile direnmeli Şimdi de karmaşık, karanlık senaryoların hepsinin üstü “IŞİD vurdu” denilerek kapatılıyor. Unutmayın, IŞİD denilen bütün dosyalar kapatılır ve o saldırılar aydınlanmaz. Çünkü hepsi örgütleri aşan mesajlardır, kapsamlı projelerin parçasıdır.  Türkiye yüz yıldır bu coğrafyada ayakta kalmak için müthiş bir direniş sergiliyor.Sağlam bir kale, son sığınak olmaya çalışıyor. Üç yıldır işte bu kalenin duvarlarıaşındırılıyor. Öyleyse müthiş, o müthiş direniş geleneğini daha da güçlendirmekten başka yol yok.  Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun çırpınışı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın direnişi işte bu tarihsel hesaplaşmanın uzantısıdır. Böyle bir siyasi akıl, böyle bir direnç Türkiye'nin geleceğini kurtarabilir. Mesele ülke ise, hangi siyasi çevrede olduğumuzun hiçbir anlamı kalmıyor. Erdoğan'dan nefret edenlerin bile bunun birTürkiye mücadelesi olduğunu idrak edip yerini alması gerekiyor. YPG'ye vurursan IŞİD de seni vurur Ankara'da intihar bombacıları kendini patlattığı gün Suudi Arabistan Kralı'na suikast haberi geldi. Zehirlendiği, komada olduğu söyleniyor ve Riyad'dadarbeden söz ediliyor. Yine aynı gün, Mesut Barzani Türkiye'ye destek veren açıklamalar yapıyor. Aynı gün Barzani'ye bağlı parti binaları ateşe veriliyor, insanlar ölüyor. İran ve PKK çevreleri Barzani'yi saf dışı etmeye, Türkiye ile ilişkileri yüzünden cezalandırmaya çalışıyor. Türkiye ne zaman Suriye'de bir adım atsa, PYD'nin siyasi, YPG'nin askeri hesaplarına darbe vursa, içeride “IŞİD görüntüsü altında terör saldırıları” gerçekleşiyor. Ankara'daki saldırıdan muhtemelen IŞİD çıkacak. Ama bu, benim gibileri hiçbir şekilde tatmin etmeyecek.  Türkiye'ye, “Suriye'den elini çek” diyenler kimler olabilir sizce? Son dönemde Suriye üzerinde oluşan ittifaklara  dikkat etmeniz yetiyor.. İbrahim Karagül/Yenisafak. 12.Ekim 2015.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.