Bitmeyen kavga

- Bu haber 4830 kez okundu.

Bitmeyen kavga

 HEPİMİZ hala 15 Temmuz Kalkışması'nı sorguluyoruz. Kim ne almak istedi? Kim neyi ele geçirmeyi hedefledi?
Kim kimi kullandı? Asıl varılmak istenen yer neresiydi? Önce cemaat sonra paralel daha sonra da FETÖ olan yapı, bu operasyonun neresindeydi? Kim bunlara akıl ve emir veriyordu? Türkiye'den istenen neydi? Bizi nereye sürüklemek istiyorlardı?

Ortada büyük güçler için iki sorun var! Birincisi DOLAR'ın geçerli kağıt olarak kalması. İkincisi, bunun olabilmesi için petrol havzasının DOLAR'a hükmedenler tarafından kontrol edilmesi... Yani birbirinin devamı olan iki şart! Kavganın nedeni bu! Bakın yeryüzüne! Kavganın hep Müslüman coğrafyasında olduğunu görürsünüz.
Neden Nepal'de, Avustralya'da, Litvanya'da ya da Küba'da bir şey yok? Neden bütün belalar gelip bizim tam merkezinde olduğumuzu coğrafyada çıkıyor.

Tesadüf olabilir mi? Elbette hayır!
Bunu yapan akıl var...
Aslında kavganın merkezinin neresi olduğunun işareti birkaç yıl önce verildi! O gün için çok önemliydi ama üzerinde derin değerlendirmeler yapmadık. Iskaladık... Türkiye'nin MUSUL BAŞKONSOLOSLUĞU kendisini İSLAMCI (!) olarak tanıtanDEAŞ tarafından basıldı. 900 eli silahlı militan, çatışmak istemeyen konsolosluk görevlileri de dahil 49 kişiyi rehin alarak çekip gitti. Uzun süre haber alınamadı. Pazarlıklar döndü. Rehineler geldi. O gün bize verilen mesaj netti: "Musul'dan uzakdurun..." Durduk mu? Hayır!

Demek ki yeni dönemde MUSUL hiç ummadığımız kadar önem kazanacaktı. Son günlerde yaşanan bir gelişme MUSUL'u tekrar hatırlattı!
Musul petrolün merkezidir... Tarihi de çok eskidir. 1873'te İngiltere, "Büyük Bunalım" olarak bilinen ciddi bir ekonomik sarsıntı yaşadı.
Tek çıkış yolunun MUSUL olduğuna karar verildi. İşte Osmanlı'nın Musul'u kaybetmesinin en büyük nedeni o günkü toplantıydı.

Kriz 1896 yılına kadar neredeyse çeyrek yüzyıl boyunca etkisini artırarak devam etti. Sonunda 1914'te I. Dünya Savaşı patlak verdi! Haziran 1914'te, savaşın çıkmasından sadece birkaç gün önce İngiliz Hükümeti çok önemli bir adım attı. İngiliz-Basra Petrol Şirketi'nin (APOC) hisselerinin çoğunu gizlice satın alan İngilizler, APOC'un Deutsche Bank'a ait Türkiye Petrol Şirketi'ndeki çoğunluk hissesini de ele geçirdiler. Deutsche Bank, o tarihte en büyük darbeyi yedi. O yüzden Almanya, Musul'da yoktu.

Bazen tarih tekerrür eder. Musul'da masanın yeni yüzleri var. Deutsche Bank, Musul'da Almanya'nın en büyük gücü olarak yer alacaktı. Ama ağır darbe yedi. Musul, dünya petrol rezervinin yüzde 14'üne sahiptir.
Ama petrolün yüzde 50'sini kontrol edebilecek bir konuma sahiptir...
Musul'da da Amerika'nın içinde de İKİ KANAT birbirine kılıç çekmiş durumda!
Dönelim FETÖ'ye...

Gülen organizasyonu, belki de CIA'nın tarih boyunca gerçekleştirdiği en büyük proje. 50 milyar dolarlık bir şirket gibi düşünün. Hiçbir maddi sorunu olmayan bir güç. Graham Fuller ve ekibi, Gülen'in Green Card alması için mahkemeye gizlice, "50 milyar dolarlık bir yapının lideri" dedi. Paranın karşılığı olan dekontları hakime sundu. O dekontlar, Gülen'i Pensilvanya'da en güçlü adam yaptı.
Mahkemeye sunulan bu evrak gizli değil... Yani bir GÜÇ FETÖ'ye kefil olurken diğeri istemiyordu! Ama yenilen, olmak zorunda kaldı!

FETÖ'nün patronları TÜRK değildi.
36 yıl önce Kenan Evren, dönemin Amerikan Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Zbigniew Brzezinski'nin Orta Asya'daki Türk devletleri için yeni bir düzen getirilmesi gerektiği fikrine uygun hareket etti.
Gerekeni yaptı. Zaten o günden sonra FETÖ içeride patladı gitti!
Görev Pensilvanya'ya geçti. Bir işte Brzezinski varsa, o yapı çok ama çok güçlüdür...
Gülen okullarının adam yetiştirmenin dışında çok önemli bir görevi daha vardı. O da bölgedeki doğalgaz ve petrol yataklarının kontrolünü ele geçirmek için CIA ajanlarının rahat çalışmasını sağlamaktı. Bunu da başardılar.
Bu nedenle ANKARA İADESİNİ İSTEDİĞİNDE TOPU TACA ATIYORLARDI!
Pensilvanya'da sadece Gülen yaşamıyordu. 100 önemli Türk de sürekli, CIA planlarını hayata geçirmek için çalışıyordu. Tabii biz bunları bilmiyorduk.

Bilmediğimiz başka şeyler de vardı... Mesela bütün SOL ABD'ye karşıydı. Dolayısıyla rahmetli Demirel'e de... Hatta Demirel ABD simgesiydi... Ama 12 Eylül geldi ve Demirel'i götürdü. Amerika nasıl oluyordu da kendisi için SİMGE olan birini götürüyordu? Evren de Demirel de ABD'ye yakındı. Biri gidiyordu!
Çünkü içlerinde İKİ GRUP VARDI.
Şimdilerde seçim dolayısıyla her gün izlediğimiz CUMHURİYETÇİLER veDEMOKRATLAR hikayesi... Aslında bu tarih kadar eski bir KAVGANIN TABELASI...Bizim tarihimizin pek çok yerinde izi vardır. İsimler farklı da olsa bu kavga bu topraklarda hiç bitmedi ve bitmeyecek...

Biz de istesek de istemesek de bu kavganın içindeyiz. TÜRKİYE olarak bazenDEMOKRATLARIN bazen de CUMHURİYETÇİLER'in temsil ettiği kanatta kaldık. Buna göre mücadele verdik. Osmanlı'da da böyleydi. FETÖ'nü arkasındaDEMOKRATLAR vardı... Para bunlardaydı. Finans sistemini bunlar kontrol ediyorlardı. Dünyayı ikiye ayırıp KÖTÜ'yü oluşturarak yöneteceklerdi! İSLAM bunlar için DÜŞMAN'dı.
Olması gerekiyordu! Bu nedenle ILIMLISINI da içimizden bulup yetiştirdiler!ILIMLIYDI ama 15 Temmuz'da kendi insanına bomba yağdırıyordu! Herkes kendi kampını biliyordu. Kimsenin kimseye HAK VERECEK hali yoktu. Bu kavga başını alıp gidiyordu. Yakında silahlar daha çok konuşacaktı.
PARAYA hükmedenler MOODY's üzerinden NOT İNDİRİYOR ama Türkiye'de yaprak kımıldamıyordu.
Öte yandan yine bir KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞU olan FITCH RATINGSdevreye giriyordu. O da Türkiye hakkında fikrini açıklıyordu. GELECEK BİRKAÇ YILDA TÜRKİYE BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK VE ENFLASYONLA MÜCADELE KAZANILACAK!

Ne demekti bu?
Şu demekti!
Kavga her yerdeydi. Herkesin kendine yakın oyuncuları vardı.
Sınırlar ve takımlar belliydi. Fitch CUMHURİYETÇİLER'e yakındı.
Moody's ise diğerlerine... Birinin arkasında Rothschildler diğerinin arkasında ise rakipleri... Biz bu kavgayı bazen İSLAM'ın içinde, bazen PAPALIK seçimlerinde, bazen Irak'ın işgalinde, bazen Mısır'da SİSİ'yi getiren darbede görüyorduk...

Görmeye de devam edecektik...
Çünkü bin yıllık kavga yeni isim ve tabelalarla devam ediyordu. Bu kavga süreceği için de içerideki sancı hiç bitmeyecekti... Şimdilerde Türkiye saldırı altında olsa da bizsiz yapamayanlar, GÖRÜNMEYEN DESTEK ATMAK ZORUNDALAR.
Eğer Türkiye DEMOKRATLAR'IN arkasındaki gücün eline geçerse diğer grup çok uzun süre iki yakasını bir araya getiremez. Türkiye'nin maçın kaderini değiştiren oyuncu olduğu biliniyor. SIR değil...
Yapacağımız zor ama imkansız değil...
Birine DİPLOMASİDE İZİN VERİP içerideki adamlarını temizleyeceğiz. Diğerine ise tam tersini yapacağız... Diplomaside yüzlerine bağırıp çağırıp içeride adamlarına yol vereceğiz... Böylece vazgeçilmez olup EKSİKSİZ yürüyeceğiz...

Burası Türkiye. Kendi haline bırakılmaz. Bırakılamaz... Savaşın hiç bitmeyeceğini bilerek yaşayacağız...
Oyunu bilip oyun içinde oyun kuracağız.
Buraları bizim. Kokusunda biz varız.
Bilirler. Rahat olup akıllı gidelim.

Zaten gitmeye başladık. Farkında değiliz ama asker sınırın öteki tarafında...
Devamı gelecektir. Bizim sorumluluğumuz var. Kimse de önümüzde durmayacak.
Duramayacak. Göreceksiniz!
Öldürmeyen darbe bizi büyütür!
Büyütecektir de...
Mecburlar!
Ergün Diler/Takvim-5 Ekim 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner70

banner69