Atatürk, Che ve diğer hurafeler

- Bu haber 3167 kez okundu.

Atatürk, Che ve diğer hurafeler

 Baştan yargımı belirteyim de sonra arıza çıkmasın. Halk irfanının yüzyıllar içerisinde bulduğu ve dini hayatına eklemlediği, dinin esasına bir terslik barındırmayan çeşidiyle 'hurafe'ye karşı bir mesafem yoktur, çünkü halkım. Dolayısıyla hurafeye her görüntüsüyle 'kötü' demem.

Ancak kötü, çok kötü hurafeler de vardır. Hele 'modern hurafe' olarak adlandırabileceğimiz çeşitlerinin ise neredeyse tamamı berbat birer zihin yanılgısından ibarettir. Hurafenin, dinin ve/veya aklın ve/veya duygularımızın önüne geçmesi ise bir çeşit 'akıl tutulması'dır olsa olsa. Tüy dikeni ise hem hurafeyi 'halka ait, basit, paçoz' bulan bir takım insanların bir yöntem olarak hurafeye sarılmalarıdır. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Hürriyet v.b gazetelerde yayınlanan müneccim-falcı söyleşileri.)

Şimdi 2015 yılının son neşeli hikayesini anlatmaya başlayabilirim size. Biliyorsunuz Mine Kırıkkanat isimli bir köşe yazarı var ve varlığıyla neredeyse her daim gülme ihtiyacımızı karşılayan bir mizahi figür olarak sürdürüyor hayatını.

Birkaç gün önce Kırıkkanat, sosyal medyada bir fotoğraf paylaştı. 'Güzel adamlar güzel adamlardan esinlenir' yazısının altındaki fotoğrafta Che Guevera, Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk'unu okuyordu.

Görür görmez fotoğrafın fotomontaj olduğu anlaşılıyordu tabii ki. Zira fotoğrafın orijinalinde Che, İspanyolca bir kitap okuyordu. Hatta kitabın fotoğrafta göremediğim kısmı beni yanıltıyor olabilir fakat adı muhtemelen 'Gündüz ve Gece' olan bir kitap okuyordu.
Yaklaşık 10 yıldır köşede bucakta süren 'Che öldüğünde çantasından Nutuk çıkmış' geyiği sonunda işi fotomontaj yapmaya kadar ilerletmişti anlaşılan. 'Olur böyle şeyler. Sosyal medyada böyle hatalar sık sık yapılıyor. Bir özür dilemiştir, geçmiştir' diyecekseniz çok yanılıyorsunuz. Hanımefendi, kendisine fotoğrafın fotomontaj olduğunu, üstelik o tarihlerde henüz Nutuk'un herhangi bir dile çevrilmemiş olduğunu anlatmaya çalışan insanlara şöyle çemkirdi önce: 'Fotomontaj değil. Küba'da Atatürk heykeli yapılması da aynı dönem ve heykel hala orada!'

Bununla da yetinmedi Kırıkkanat. Kendisine büyük bir iyi niyetle 'vurgulanmak istenen güzel. Ancak Che zamanında Nutuk kitabı başka dile çevrilmemişti ve Che de Türkçe bilmiyordu' yazan takipçisine yapıştırdı cevabı: 'İsim verdim mi? Güzel adamlar dedim... Sazan gibi atladılar.'

Muhtemelen 'pişkinliğin de sıvamanın da bu kadarına pes' diyorsunuz değil mi? Sabredin. Altın vuruş hikayenin sonunda geldi. Gelen yoğun tepkilerin sonunda, kendisine 'bu fotomontajı silmelisiniz' diyenlere şöyle yazdı Kırıkkanat: 'Silmem. Herkesin yalana montajlı olduğu bir dünyada, bu da benim küçük, tatlı yalanım. Yalanımı seviyorum. Hayatı montaj olan çirkin adamlara duyurulur: Güzel adamlar benim küçük, tatlı yalanım, sevimli fotomontajım. Var mı diyeceğiniz?'

İşte benim koptuğum yer burası oldu. Eline geçirdiği her fırsatta halkını aşağılamayı marifet bilen; halkın her yaptığından, her tercihinden tiksindiğini her daim diline pelesenk eden hanımefendi -nasıl derler- tam bir varoşlukla, tam bir paçozlukla 'hurafesine sımsıkı sarılıyor'du işte. Aydın pozu, bilim düşkünlüğü, ilericilik falan buraya kadardı. Atatürk'e 'Oruç Baba', Che'ye 'tavşan ayağı' muamelesi yapıyor ve hurafenin dibini buluyordu.

Aslında Kırıkkanat'ı anlıyorum. Che'nin Atatürk'ten etkilenmiş olmasını delicesine istiyor çünkü. Atatürk'ün ve Kamalist ideolojinin Rus modernleşmesinden (hani şu zabıtaların elde makas sokakta Mujikleri yakalayıp sakallarını kestikleri Rus modernleşmesi canım) ve İtalyan faşizminden (hani hanımefendinin de yazdığı Cumhuriyet Gazetesi'nin manşetlerinden 'bin selam' diyerek kutsanan, hani 19 Mayıs gösterilerini falan kopya ettiğimiz İtalyan faşizmi canım) etkilendiğini kabul edecek değil ya. Ya da harf devrimi, tevhid-i tedrisat falan gibi devrimlerin sadece (uygulayamasa da) İran Şahı Pehlevi'yi heyecanlandırdığını itiraf edecek değil ya. Che etkilensin istiyor Atatürk'ten. Olof Palme etkilensin istiyor belki. Hatta belki Mitterand falan... Ama gel gör ki gerçek o değil. O da vuruyor kendini hurafeye. Sonra da kükrüyor: 'Ben hurafemi seviyorum, sana ne be salak.'

Abi hani gerici bizdik?
Ne diyordu Camus: 'Öyle diyon da yeğenim. Che'nin çantasından Nutuk çıktığına ben şahidim. Kendisiyle Patagonya'da askerlik yaparken şey yapmıştım duruma. Valla bak.'

İsmail Kılıçarslan.Yenişafak.2 Ocak 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.