Araştırmacı Yazar Said Alpsoy, Atatürk'ün annesinin cenaze törenine neden katılmadığını, Makbule Hanım'ın şeriatçı olup olmadığını anlattı.

  Kanal A'da yayınlanan ve Sadık Yalsızuçanlar'ın sunduğu Resmi Tarihten Gerçek Tarihe" adlı programın daimi konuğu Araştırmacı Yazar Said Alpsoy, cumhuriyet tarihine ilişkin bilinen resmi tarih anlayışını alt üst eden açıklamalarda bulundu. Alpsoy,

- Bu haber 45 kez okundu.

Araştırmacı Yazar Said Alpsoy, Atatürk'ün annesinin cenaze törenine neden katılmadığını, Makbule Hanım'ın şeriatçı olup olmadığını anlattı.
  Kanal A'da yayınlanan ve Sadık Yalsızuçanlar'ın sunduğu Resmi Tarihten Gerçek Tarihe" adlı programın daimi konuğu Araştırmacı Yazar Said Alpsoy, cumhuriyet tarihine ilişkin bilinen resmi tarih anlayışını alt üst eden açıklamalarda bulundu. Alpsoy, Makbule Hanım'ın genel profilini ortaya koyarak maddi değerleri olan hediyelere karşı gösterdiği saygısızlığı ve Serbest Fırka serüvenini anlatarak, şeriatçı olup olmadığına dair yanıt aradı. Alpsoy ayrıca, Atatürk'ün annesinin cenaze törenine neden katılmadığını ve nasıl soğukkanlı davrandığını açıkladı. Alpsoy Zübeyde Hanım'ın vefat ettiği dönemdeki siyasi ortamı değerlendirerek şöyle konuştu: Atatürk annesinin cenaze törenine katıldı mı? Zübeyde Hanım 14 Ocak 1923'te İzmir'de kalp yetmezliğinden vefat etti. Bu sırada Atatürk, Batı Anadolu gezisi yapacak. Ama bundan önce İzmit'te basın toplantısı yapacak. O dönemde Atatürk'ün pozisyonu İstiklal Harbi kahramanı, TBMM Başkanı, TSK Başkomutanı, yaşayan efsane, tek adam. Onun iradesine engel teşkil edebilecek bir güç yoktu. Ama buna rağmen telgrafla vefat haberi kendisine geldiğinde, 15 Ocak 1923'te Atatürk'ün Salih Bozok'a çektiği telgrafı aynen okuyorum. "Başkumandanlık Baş Yaveri Salih Bey'e: Verdiğiniz elim haber beni çok müteessir etti. Merhumenin münasip bir tarzda tedfin merasimini ifa ettiriniz. Merhumenin uygun bir şekilde cenaze ve gömülme işlemlerini gerçekleştiriniz. Cenab-ı Hak millete hayat ve selamet versin. Başkumandan Mustafa Kemal." Düşünün bir insana annesinin ölüm haberini veriyorsunuz, verdiği tepki bu. Atatürk'ün Özel Mektupları, Varlık Yayınları'nda yazıyor. Bu her yerde yazıyor zaten. Buna özel bir kaynak değil. Bu son derece ilginç. Diyebilirsiniz ki, pozisyon olarak böyle bir cevap verdi. Ama annesinin cenaze törenine katılmadı. Bu sırada harp devam ediyor olsa yine anlarız. Saygı duyarız. Ama o günün programına baktığınızda, cenazeye katılmamaya neden olacak acil, hayati bir mesele yok. İzmit'teki basın toplantısına bir gün sonra, bir hafta sonra gitse de olurdu. İnsanın annesi bir kere ölür. Bu özel bir olaydır. Makbule Hanım şeriatçı mıydı? Makbule Hanım Atatürk'ün yegane kardeşi. 1955 senesine kadar yaşadı. Kinross kitabında şöyle diyor: "Dik kafalı, sözünü sakınmaz ağabeyinden daha kaba. Zekası kıt, eğitimi çok, kavgacı." Makbule Hanım 30'lu yıllarda Atatürk ile sofralarda içki içiyordu. Ve her zaman; "Atatürk ile biz anne baba öz kardeşiz" diyordu. Beş dakika sonra mevzu ne olursa olsun yine; "Atatürk ile biz öz kardeşiz" diyordu. Herkes yadırgıyor ama bunu hissettirmemeye çalışıyorlar. Bunu sık sık tekrar edince Atatürk dayanamayıp patlıyor. Diyor k; "Söyle söyle, on sefer söyledin bin defa daha söyle. Çünkü bu insanlar bir sana bir bana baktığında bizim ana baba bir öz kardeş olduğumuza inanamazlar." Atatürk, Makbule Hanım'ı ateş açtırarak korkuttu Mecidi Boysan eşi Makbule Hanım ile birlikte sürekli kavga ederdi. Atatürk bile damadın yanında yer alırdı. 1935 senesinde yine kavgalarından sonra Makbule Hanım İstanbul'dan İzmir'e geçerken Atatürk'ün emri ile vapurdaki askerler manga halinde havaya ateş açtılar ve Atatürk Makbule Hanım'ı damada karşı yumuşak olması konusunda uyardı, korkuttu. Genel Makbule portresi böyle. Maddi değerlere de saygısı yoktu. Atatürk'ün ona Samsun'da hediye ettiği köşkü belediyeye 10 bin liraya satıyor. Ona hediye edilen tabakayı kuyumcuya satıyor. Tek kelime ile dengesiz bir insan. Makbule Hanım'ı akıl hastalığı ile tanımlayacağımız bir boyuta götürmüyor. Makbule Hanım Serbest Fırka'ya yazdırıldı Makbule Hanım'ın şeriatçı olması yarı gerçek yarı ironi. Serbest Fırka kuruldu. 1930 senesinin son baharı. Yani majestelerinin güdümlü bir muhalefet partisi. Kimse o fırkaya girmek istemiyor. Makbule Hanım'ı oraya yazdırıyor. Atatürk'ün çok yakını Nuri Conker, ona 'sen' diye hitap eden iki kişiden birisiydi. Onu da fırkaya yazdırdı. Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya ve Atatürkçülük Nedir? isimli kitaplarından öğrendiğimize göre; Makbule Hanım, Atatürk'ün "Ben seni oraya formalite gereği yazdırmadım. Canını dişine takarak çalışacaksın." emrini fevkalade ciddiye aldı. O da şunu düşündü; "Günümüzde bir muhalefet partisinin iktidar olabilmesi için en kestirme yol nedir? Dindarlık." Çünkü CHP'nin politikası din düşmanlığıydı. Makbule Hanım'ın ölünceye kadar bir dindarlık hissi var. Atatürk'ün cenaze töreninde namaz kılınmasına neden olan da Makbule Hanım'dır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.