Ankara oyuna gelmiyor.

Tasfiye dönemi Dünya tarihine damga vuran bir millet olduk. Büyük bir İMPARATORLUK kuran ender uluslardan biri olarak ders kitaplarına girdik. Ecdadımızın üç kıtada tam 600 yıl nasıl şehirleri, insanları, inançları bir arada tuttuğunu arşivlerimizi d

- Bu haber 1493 kez okundu.

Ankara oyuna  gelmiyor.

Tasfiye dönemi

Dünya tarihine damga vuran bir millet olduk. Büyük bir İMPARATORLUK kuran ender uluslardan biri olarak ders kitaplarına girdik. Ecdadımızın üç kıtada tam 600 yıl nasıl şehirleri, insanları, inançları bir arada tuttuğunu arşivlerimizi didik didik ederek araştırdılar. Dedelerimizin milyonlarca metrekare alanda at üzerinde nasıl böylesine MUHTEŞEM bir imparatorluk kurduğunu incelediler. Elde muazzam bir bilgi, hazine, inanılmaz bir tecrübe arşivi vardı. Geldiler, aldılar, gittiler, kendi ülkelerinde uyguladılar. Bugün Almanya TÜM OKULLARINDA, Osmanlı'nın TOPLU EĞİTİM sistemini hala uyguluyor, bizim haberimiz yok! ABD'de başkanlık koltuğuna oturan her ismin önüne ilk iş olarakSultan Abdülhamid'in hayatını anlatan kitabın konduğundan bihaber yaşıyor ve yaşatılıyoruz. Çünkü bizi o muazzam bilgiden, BÜYÜK düşünmenin detaylarından hep uzak tuttular. Tarihimize sövdüren bir nesil yetiştirerek, arşivlerimizden kopardılar. Bakın ben 1968 yılında henüz 5 yaşındayken ağabeyimle 7-8 bin nüfuslu bir kasabada yaşıyorduk. O kasaba Bursa'dan önce kısa bir süre OSMANLI'nın ilk başkenti olan 50 km. uzağındaki Yenişehir'di. Ağabeyim ortaokulda okuyordu ve GÖNÜLLÜLER adı çerçevesinde ikiAMERİKALI öğretmen o okulda o neredeyse 50 yıl önce bile ders veriyordu. Taa1960'larda Osmanlı'nın ilk başkentine öğretmen kisvesi altında gelerek küçücük bir kasabaya bile girerek kodlarımızı çözmeye çalıştılar. Adamlar o dönemde bu ülkenin hemen her kasabasına girerek BİLGİ topluyordu. Peki biz ne yapıyorduk veya neyle meşgul ediliyorduk? Birbiriyle uğraşan, kavga eden, tarihini yokluk içinde gizlice öğrenmeye çalışanlarla, tarihine sövenler olarak kamplara ayrılan, bölünen, darbelerle, kılık-kıyafetle uğraşan, birbirini fişleyen, takip eden, dinleyen, KENDİYLE KAVGA EDEN bir ülke haline getiriliyorduk. Çünkü Türkler, tarihini öğrenir ve kenetlenirse nasıl bir İMPARATORLUKkurduklarının kodlarını çözerdi. Bu büyük tehlikeydi. Çünkü Osmanlı'dan koparılan zengin topraklarda HALKLAR hala gönül bağlarıyla imparatorluk kuran TÜRKLER'İ ve KÜRTLER'İ bekliyordu. Lozan'da 11 milyon metrekare toprağından, 10 milyon metrekareden fazlası çalınan bir MİLLET asla kenetlenmemeli, ayrışmalıydı. 17 Aralık Paralel operasyonundan bir yıl önce İstanbul'da bir toplantı yapılıyordu. O toplantıyı bir CIA ajanıyla, İngiliz ve İsviçre istihbaratı ajanı düzenliyordu. İlginç toplantıya Türkiye'den önemli 30 isim çağrılıyordu. Bunlardan biri de Alman istihbaratının bir yıl önce "Türkiye'deki en güçlü isimlerden biri ve MİT ajanı" iddiasıyla tutukladığı Taha Gergerlioğlu idi. Taha Gergerlioğlu cezaevinden çıkar çıkmaz ayağının tozuyla, o toplantıyı bu akşam ahaber'de yayınlanacak Yazboz için kameralar karşısına geçerek anlattı. "17 Aralık'tan çok önceydi... CIA ajanı 'Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen bir kavgaya girerse kim kazanır Türkiye'de' diye o toplantıda misafirlere sordu" diyordu. Peki ne cevap verdiler? Onun cevabı bu akşam Yazboz'da! Osmanlı'nın ilk başkenti küçücük kasabaya kadar gelip yerel bazda bile kodlarımızı çözecek AKLA sahip olanlar, tabii ki başlatılacak operasyondan önce böyle sorular soracak bilgi ve donanıma sahip olmakta zorlanmazlardı. Ve bugün gelinen noktada artık bambaşka bir TÜRKİYE var. Devlet ve Millet, birİMPARATORLUĞUN kodlarını çözüyor. Onun için içerideki kavgalardan çok, dedelerinin at koşturduğu topraklara gidiyor. Onun için gözünü içeriye değil dışarıya çeviriyor, Türkmen Dağı'na çıkıyor, Musul'a giriyor, Azerbaycan'dan Türkmenistan'a bir HİLAL çizip, Basra'ya kadar iniyor, Afrika'ya rotayı çevirip YILDIZI nakşediyor. Tabii ki bundan rahatsız olanlar az değil. Dünya üzerindeki HİLAL ve YILDIZ operasyonuna onun içindir, dünyadan bihaber taşeronlarla, örgütlerle, işbirlikçi ittihatçı kafalarla KARŞI OPERASYON çekiyorlar. Bizi içeride tutmak için her türlü argümanı ÇILDIRARAK kullanıyor, Devlete, ANKARA'ya, bir İmparatorluğun Halklarını savunan Cumhurbaşkanı'na saldırıyorlar. Kim ne yaparsa, yapsın, kim kime alet olup taşeronluk elbisesini üzerine giyerse giysin KAYBEDECEK... Devleti'nin ve BAŞKENTİ'nin yanında olmayan tasfiye olacak. Çünkü artık ANKARA oyuna gelmiyor! Oyunları bilerek KARŞI OYUN kuruyor! Bekir Hazar/Takvim /2015/12/12
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.