Egemenlik Kayıtsız Şartsız Allah’ındır.

Türkiye’de Irak ve Afganistan işgali sırasında başlayan “Müslüman insan öldürmez, İslâm barış dinidir.” cümlesi şimdilerde Suriye savaşıyla birlikte tekrar kullanılmaya başlandı. Esasen bu nakarat Batı’nın her İslâm düşmanlığı sayılabilecek eylemlerinden

- Bu haber 758 kez okundu.

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Allah’ındır.
www.yalanyazantarihutansin.org Türkiye’de Irak ve Afganistan işgali sırasında başlayan “Müslüman insan öldürmez, İslâm barış dinidir.” cümlesi şimdilerde Suriye savaşıyla birlikte tekrar kullanılmaya başlandı. Esasen bu nakarat Batı’nın her İslâm düşmanlığı sayılabilecek eylemlerinden sonra daha da belirginleşen kompleksli Müslümanların sığındığı bir avunma idi. Oysa bu konudaki ayetler açık ve net : “Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. (Maide, 32)” “Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. (İsrâ 33)” Bu konudaki hadisler de dikkate alındığında İslâm’da haksız yere öldürmenin suç olduğu açıktır. Hz. Peygamberimiz rahmet ve cihad peygamberi olarak gönderildiği hâlde, müminler cihadla emrolunduğu hâlde, cennet kılıçların gölgesi altında olduğu hâlde ayetleri tahrif ederek, bazı bölümlerini gizleyerek İslâm’ın sadece barış dini olduğunu söylemek kupkuru bir cehalet, planlı bir kerahettir. Yukarıdaki ayetleri ifade ederken “…bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın…”, “…haksız yere….” bölümlerini çıkarmak ve böylece Müminleri yanıltmak art niyettir. Evet kardeşim, İslâm’da kol kesmek de vardır, adam öldürmek de, kısas da vardır. Beğenmiyorsan git, gâvur ol. Budist ol mesela. Myanmar’daki katil putperestlerin başarısı için Bothisatva’ya dua edersin(!) Ama Kur’an ayetlerini tahrif etme, kelimelerin yerlerini değiştirme, kelimelerin bazılarını gizleme. Senin buna hakkın yok. Müslüman, dininden utanmamalıdır. Batı’nın gâvuruna ayıp olmasın, bizi terörist zannetmesin diyerek ayetleri, hadisleri gizlemeye, onları tevil etmeye çalışmasın kimse. Bir insan ya Müslüman’dır ya gâvurdur bunun üçüncü şıkkı yok. Bugün Suriye’de mülhidler, mürtedler ve rafiziler her gün onlarca Müslümanı öldürürken bizim bazı kuş beyinliler, Müslümanların kimseyi öldüremeyeceğini, İslâm’ın barıştan başka bir şey olmadığını söylüyorlar. Doğrudur, İslâm barış dinidir. Fakat aynı zamanda da savaş dinidir. Bu savaşa da cihad denir. Bu savaş, barışı sağlamak içindir. Bütün Müslümanlar cihaddan sorumludur. Belki de bugün Müslüman olarak bizlerin darmadağın olmamızın sebeplerinden biri cihadı terk etmemizdir. Cihadı terk ettik, dünya malına gereğinden fazla değer verdik. Dini kendimize göre yorumladık. Gerçeklerden hep kaçtık. Hâlimiz ortada. Oysa Allah iman edenlerin vasıflarını şöyle anlatıyor: “İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. (Hucurat 15)” Sahabe nesli böyle bir imana sahip idi. Ecdat böyle bir imana sahipti. Bu vasıfları kaybettikten sonra tarumar olduk. Bugün ABD, istediği her yerde Müslümanları avlıyor. Batı ittifakının mülhid birlikleri mürtedlerle işbirliği içinde Müslümanları öldürüyor. Elimizden bir şey gelmiyor. Sadece bu da değil, bazı kuş beyinlilerimiz tahrif ve tevili kullanarak ayetlerin içeriğiyle oynuyor, hadisleri yok sayıyor. Böylece azap duyan vicdanını rahatlatmak, gerçeklerden kaçmak istiyor. Aslında kendisini kandırıyor. Bugün Türkiye’de gündemimizi oluşturan şeylere bir bakın. Serapa dünyalık, serapa nefis. Kısır çekişmeler içinde kendi benliğimizi yok ediyor, azap duyan vicdanımızı unutmaya çalışıyoruz. Oysa Müslüman olarak bizim görevimiz belliydi. Canımızın tadı, dünya nimetlerinin neşesi, görevlerimizi tam yapmayı engelledi. Oysa şu gerçeği daima kalbimizde taşımalıydık: Hayat iman ve cihaddır. Egemenlik, kayıtsız ve şartsız Allah’ındır. Şu an İslâm dünyasının başında, kaynağı İsrail ve Batı’da olan bir fitne var. Bu fitnenin, şirkin bertaraf edilerek Allah’ın hükümlerinin yeniden yürürlüğe konması için çalışmak, mücadele ve mücahede etmek her Müslüman’ın aslî görevidir. “Fitnenin kökü kazınıp Allah'ın dini kesinlikle egemen oluncaya kadar onlarla savaşınız. Eğer yaptıklarından vazgeçerlerse, hiç şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını görür. (Enfâl, 39)” Mustafa durdu,habervaktim
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.